Hz. Âdem’den bu yana toplumların yükselişi ve çöküşü, sahip oldukları teknolojiyle, servetle ya da nüfusla değil; adalet, liyakat ve ehliyet ilkelerine ne kadar sadık kaldıklarıyla belirlenmiştir.
Bu gerçek, İslâm’ın ahlâkî ve siyasal tasavvurunun merkezinde yer alır.
İslâm’a göre adalet, sadece mahkemelerde verilen kararlar değildir. Adalet; emanetin ehline verilmesi, görevin liyakatle buluşturulması ve hakkın sahibine teslim edilmesidir. Bu nedenle liyakat, tali bir yönetim tercihi değil, ilâhî bir zorunluluktur.
Kur’ân bu hususu açık ve bağlayıcı bir emirle ortaya koyar:
“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”
(Nisâ, 4/58)
Bu ayet bir temenni ya da nasihat değildir; toplumsal düzenin ayakta kalabilmesi için konulmuş ilkesel bir yasadır. Emanet ehil olmayana verildiğinde, sadece bir görev yanlış kişiye verilmiş olmaz; adalet duygusu zedelenir, toplumsal denge bozulur.
Hz. Peygamber (s.a.v) bu çöküşü çok net bir dille haber verir:
“Emanet ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.”
(Buhârî)
Bu uyarı sadece devlet yönetimine değil; eğitimden ekonomiye, bürokrasiden yerel yönetime, kurum idaresinden siyasal temsile kadar hayatın bütün alanlarını kapsar. Çünkü liyakatsizlik, zincirleme bir çürüme üretir.
Bugün birçok alanda yapılan görevlendirmeler;
Bilgi, tecrübe, ahlâk, vizyon, üretme ve sorumluluk alma kapasitesine göre olması gerekirken, bunun aksine aidiyet, sadakat ve mutlak itaat ölçütleriyle yapılmaktadır.
Bu durum, İslâm’ın adalet anlayışında açıkça zulüm olarak tanımlanır. Çünkü zulüm; sadece dövmek, sömürmek ya da aç bırakmak değildir. Zulüm, bir şeyi olması gereken yerden almak ve olmaması gereken yere koymaktır.
Liyakat ortadan kalktığında;
Kurumlar şeklen ayakta kalır ama ruhen çöker,
Çalışkan ve ehil olanlar kenara itilir,
Vasat ve yetersiz olanlar sistemin merkezine yerleşir.
Sonuçta toplum üretmez, tüketir; umut varetmez, öfke biriktirir.
Şu hakikati açıkça ifade etmek gerekir:
Liyakat yoksa adalet çöker. Adalet çökerse toplum çöker.
Bu yüzden mesele sadece yönetim tekniği değil; ahlâk, sorumluluk ve medeniyet meselesidir.
Selam ve dua ile...
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog