İsmail Hakkı Güleç

Tarih: 01.04.2023 12:19

ÜÇ TEMEL TEMİZLİK

Facebook Twitter Linked-in

Bir Mübarek Ramazan ayı daha geldi... Hepimiz gerek bireyler, gerekse toplum olarak çok çok kirlenmiş durumdayız.

Arınmaya, temizlenmeye, tezkiye ve terbiye olmaya, tüm günah, kir ve kötülüklerimizden kurtulmaya ne kadar da ihtiyacımız var…

Bu açıdan da, bu Ramazan ayı çok büyük bir fırsat... Tüm günah, kötülük, kusur ve kaos lardan kurtulmak, yeniden hayata Bismillah deyip başlamak, geçmişimizin karanlık, kötü, günahlarla dolu günlerine set çekip, tevbe ederek, aydınlık yarınlara yeni bir adım atmak, yeni bir ufuk, umut, ruk, kimlik, azim, inanç, irade ve mücadele için bu Ramazan çok büyük bir fırsat…

Bu açıdan da, bunu fırsata çevirip kendimizle yüzleşmemiz, her türlü kusur, kabahat, eksiklik, noksanlık ve zaaflarımızdan arınmamız gerekmektedir…

Bizi arındıracak olan şey, hatalarımızı görmek ve kendimizle ve Kur'an ile yüzleşmek olacaktır…

Kur'an, gereği gibi okunup anlaşıldığı takdirde, fıtratını, özünü, sözünü, ruhunu kaybetmemiş, hala içinde bir iman endişesi taşıyan, insanlık diye bir derdi olan tüm insanları, her türlü kirlerden ki, akli, ruhi, kalbi ve bedeni kötülük ve kirlerden, kaoslardan kurtaracak, onları arındıracak, onlara yeni bir ruh, daha güzel salim bir akıl ve sıkıntıya düşmeyecek bir yürek ve de inancı uğrunda, Allah yolunda koşturacak temiz bir beden ihsan ve ikram edecektir…

İşte insanları ve toplumları kirleten kötülüklerle, günahlarla ve her türlü batıl ile, insanları hak yoldan çıkaran ve de kalpleri katılaştırıp, karartan, beyinleri batıl düşünce ve inançlarla bloke eden, bedenleri de haz ve hız peşinde koşturan, şeytan ve dostları insanların birbiriyle olan rahmet, mağfiret, anlayış, hoşgörü, komşuluk ve kardeşlik gibi duygu ve düşüncelerini yok ediyor…

Onun yerine, bireyci, bencil, basiretsiz, bedevi bir kimlik, kişilik, insan ve toplum teşekkül ettiriyor…

Ramazan demek, aslında arınmak, kurtulmak, fıtrata, öze, gerçeğe, hakikate, tevhide dönmek, cennete, kendine Rabbine dönmek demektir…

Ramazan öz, yürek, keyfiyet, güven, emniyet ve emanet demektir…

Ramazan hoşgörü, anlayış, bolluk, bereket, ihsan, ikram paylaşmak ve bölüşmek demektir…

Ramazan, Rabbe adanmayı, Rabb'e kavuşmayı, Rabb'e ulaşmayı fırsat bilmek demektir…

Ramazan, sadece aç ve susuz kalmak demek değildir…

Ramazan bedeni, kalbi, aklı ve nefsi tezkiye ve terbiye etmek demektir…

Ramazan, infak, cömertlik, paylaşmak demektir…

Ramazan, aynı şekilde üç boyutlu bir temizliktir…

1.Akli temizlik
2.Kalbi temizlik
3.Bedeni temizlik

Akli temizlik; akılda oluşan her türlü batıl, boş, hurafe, bidat, sapıklık, saplınlık, şirk, küfür vb. düşünce ve fikirlerden uzaklaşıp, yerine tevhidi, imani ve doğru bir bilgi, vahye uygun bir bakış açısını oluşturmakla mümkündür…

İnsanın, bedeni gibi, kalbi ve aklı da kirlenebilmekte, ifsat olmakta, hastalanmakta, kötülük, cürüm, zulüm, karanlık ve kaos ile zamanla asli vazifesinden uzaklaşabilmektedir…

İnsanın bedeni nasıl ki, kirlenip hastalanıp, bakıma ihtiyaç duyuyorsa, aklı ve kalbi de bu şekilde hastalanabilmekte ve sürekli bir bakım, temizlik ve arınma ameliye, çaba ve gayreti gerekmektedir…

Bedeni kirleri sabun, deterjan ve su ile temizleriz…

Akli kirleri ise; ilim, irfan, idrak, düşünce, kültür, tefekkür ile temizleriz…

Kalbi kirleri ise; anlamak, hissetmek, empati, sevgi, tezekkür Allah'ı (cc) bol bol anmak, hatırlamak, zikretmek, şükretmek, iyilik, infak, mücadele, cihad, günah ve kötülüklerden uzak kalmak, hak hukuk ve adalete uygun davranıp ve de yaşamak ile temizleyebiliriz…

Bu manasıyla peygamberler birer kalp doktorudurlar…

Tabibi gulüp(kalplerin tabibi, yani doktoru) peygamberlerler ve ilim, irfan, amel ve ahlak sahibi davetçiler, insanları hem tezkiye ederler, manevi kirlerden arındırırlar, hem de terbiye ederler…

Beden temizliği somut iken, akıl ve kalp temizliği ise soyuttur…

Soyut olan somut olandan daima daha kıymetli, önemli, öncelikli ve üstündür…

Bundan dolayı da, akıl, vicdan (yani kalp temizliği olduğu zaman) insan bedenide doğru işler yapacaktır…

Çünkü, insana hükmeden şey akıldır…

Akıl komutandır…

Yürek hisseder, duygulanır.

Vicdan harekete geçer…

Beden ise, ameledir, köledir. Akıl neyi emrederse, beden onu yapar…

Bu açıdan, temizliğe akılla başlayıp, kalb ile devam etmeli ve en son olarak da bedende temizlik bitirilmelidir…

Aklı karışık olan, yani vahiy ile  arınmayan, tüm belirsizlik, bunalım, fesat düşünce ve duygulardan arınmayan bir akıl gerçeği göremez…

Akıl ile kalp arasında bir ayna vardır... Bu ayna akıldan almış olduğu olumlu ve doğru, yapıcı bilgileri(mesaj) Kalbe aktarır, kalp bununla beslenir, ihlasa ve itminana, irfane erer…

Şayet, akıl doğru şeylerle beslenmez ise ki, her şeyin en doğrusu Rabbimizin indirdiği Kur'an'dır, kalp de ondan gerekli ışığı, sinerjiyi, enerjiyi, etkileşimi, titreşimi ve ruhu alamayacaktır…

Kalbi kararan, kirlenen, kötüleşen ve kaosa sürüklenen kişi, hayattan zevk almayacak ve bunalıma düşecek ve sonunda da ölümü kendisine bir kurtuluş olarak tercih edecektir…

İnsanın yaşamasının en önemli kaynağı kalptir…

Kalbin ilacı, şifası, şifresi ise, Allah'ı zikirdir... Allah'ı zikirden(anmak,hatırlamak,idrak) gafil olan kalp katılaşır, kirlenir, kararır, kötüleşir, hastalanır, sahibine ve çevresine de bir faydası olmaz…

Bundan dolayı da, Allah Resulü (as) bir hadis-i şerifinde;

Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.” (Buhârî, Îmân 39, Büyû’ 2; Müslim, Müsâkat 107, 108. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû’ 3; Tirmizî, Büyû’ 1; Nesâî, Büyû’ 2, Kudât 11; İbni Mâce, Fiten 14)

Bugün yaşadığımız çağda, insanlar kalplerini ihmal etmişler ve kalplerini dünya sevgisi, mal, makam ve şöhret sevgisiyle doldurmuşlardır…

Kalbin ihlasa ve itmana ermesi ile ilgili Yüce Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor;

Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur. Rad suresi /28

Aklın en duru, sakin, huzurlu, dinç, dingin ve zengin olduğu an gecedir…

Günümüz insanları (özellikle de Müslümanlar) olarak geceyi kaybettik…

Gecelerimizi tv, dizi, film, müzik, spor, sanat, sinema ve sosyal medya gibi şeyler doldurdu…

Geceyi ilim, irfan, tezekkür, tefekkür, tedebbür, tefakkuk ve istirahat saati olarak ayarlayan Rabbimiz ki, bunda bir çok hikmetler var olduğu halde, günümüz insanları gece hayatını ihmal ederek, kendilerini ilahi, ahlaki, imani, islami, irfani ve insani olana değil, daha çok dünyevi, nefsi şeytani ve şehevi olana adamış durumdadırlar…

Akıl ve kalp, gecenin huzur dolu sessizliğinde gerçekle buluşabilir... Gerçek hürriyetini kazanabilir…İnsan, bütün sorun, sıkıntı, problem, maraz, hastalık ve kötülüklerden ancak geceyi doğru bir şekilde ihya ederek, geceyi keşfederek, gece okumaları, gece ibadetleri ve gece düşünmeleri ile hayata tutunabilir ve de gündüz mücadelesini devam edebilir…

Bu açıdan da, Şehit Hasan El Benna Mücahit Mü'minlerden bahsederken;

"gece Abid, gündüz Mücahit" tanımlaması yapıyor…

Gecesi olmayanın, gündüzü de olmaz…

Mümin gece azığını, enerjisini, ruhunu, şevkini, aşkını, zevkini depolayıp, gündüz onunla dava ve davet yolunda mücadele eden, saha ve sahnede korkmadan, kaçmadan, yılmadan, hiç bir kaygı, korku ve endişe duymadan mücadele edebilen insandır…

İşte bedenler hasta olduğu gibi, kalplerde hasta olabilmektedir…

Yüce Rabbimiz bir ayeti kerimede, münafıklardan bahsederken şu şekilde buyuruyor…

Kalplerinde hastalık olanlara gelince, onların (kalplerinde bulunan) pisliklere pislik katmış ve onlar kâfir olarak ölmüşlerdir.
(9/Tevbe Suresi, 125)

Tüm bireysel, ailevi ve toplumsal sorun, sıkıntı, bunalım ve problemleri çözecek olan gece hayatımızdır…

Gecesi karanlık olanın, gününüzü aydınlık olmaz…

Hepimiz geceyi yeniden keşfetmeli, fıtrata uygun bir şekilde ihya edebileceğimiz gecelerimiz olmalı…

Düşüneceğimiz, okuyacağımız anlayacağımız, hissedeceğimiz Rabbimiz ile (cc) dikey bağlantımızın güçlü bir şekilde sağlanacağı geceler…

Yeniden böylesi gecelerde buluşmak, görüşmek ve kavuşmak ümidiyle…

Selam ve dua ile...
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —