Engin GÜLTEKİN

Tarih: 02.03.2026 14:09

TARİHİ TERSİNDEN OKUYARAK ERBAKAN'I ANLAMAK...

Facebook Twitter Linked-in

TARİHİ TERSİNDEN OKUYARAK ERBAKAN'I ANLAMAK...

Bazı insanları ve yaptıklarını anlamak için, yaşadığımız günü doğru okumak gerekir.

Genelde tarih; geçmişten bugüne, bugünden geleceğe doğru okunur. Ancak bazı şahsiyetler vardır ki, onları anlamak için bu yöntem yeterli olmaz. Onların bedelini, mücadelesini ve mirasını kavrayabilmek için tarihe tersinden bakmak gerekir: 
Bugünden düne…

Bugün 27 Şubat 2026…
Bundan 15 yıl önce, 27 Şubat 2011’de bu dünyadan ayrılan Necmettin Erbakan Hocayı rahmetle anıyoruz.

Erbakan’ı anlatmak, bir denizden kepçeyle su almaya benzer. Ne kadar anlatırsanız anlatın, eksik kalır.

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir:
İnsanları aşırı yüceltmek, onlara yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir. Çünkü bu, onları beşer olmaktan ç…
[ÖÖ 4:47, 02.03.2026] Engin Gültekin Erzurum: TARİHİ TERSİNDEN OKUYARAK ERBAKAN'I ANLAMAK...

Bazı insanları ve yaptıklarını anlamak için, yaşadığımız günü doğru okumak gerekir.

Genelde tarih; geçmişten bugüne, bugünden geleceğe doğru okunur. Ancak bazı şahsiyetler vardır ki, onları anlamak için bu yöntem yeterli olmaz. Onların bedelini, mücadelesini ve mirasını kavrayabilmek için tarihe tersinden bakmak gerekir: 
Bugünden düne…

Bugün 27 Şubat 2026…
Bundan 15 yıl önce, 27 Şubat 2011’de bu dünyadan ayrılan Necmettin Erbakan Hocayı rahmetle anıyoruz.

Erbakan’ı anlatmak, bir denizden kepçeyle su almaya benzer. Ne kadar anlatırsanız anlatın, eksik kalır.

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir:
İnsanları aşırı yüceltmek, onlara yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir. Çünkü bu, onları beşer olmaktan çıkarır; hatalarından, mücadelesinden ve insani yönlerinden koparır. Oysa değer, kusursuzlukta değil; istikamette, sadakatte ve fedakârlıktadır.

Erbakan Hoca’nın da yöntemsel olarak katılmadığımız yönleri olabilir. Ancak bu, onun şahsiyetine, mücadelesine ve büyüklüğüne gölge düşürmez.

Erbakan hoca Cumhuriyet sonrası Türkiye’nin en müktesebatlı, en donanımlı ve en potansiyelli siyasetçilerinden biriydi.
Sadece bir politikacı değildi.
Bir akademisyendi.
Bir mühendisti.
Bir stratejistti.
Bir düşünce adamıydı.
Hoca ünvanına layık bir ilahiyatçıydı.

"Bir çiçekle bahar gelmez" diyenlere; Ama "Her bahar bir çiçekle gelir" diyerek,
"İslam'a hizmet siyasetle olmaz" diyenlere "Siyasetle uğraşmayan müslümanı, müslüman olmayan siyasetçiler yönetir." diyerek, bir mücadele başlattı.
Bu mücadeleye sloganla değil, projeyle girdi.
Popülizmle değil, sistemle yürüdü.
Günü kurtarmaya değil, geleceği kurmaya talip oldu.

Ağır sanayi hamlesinden yerli üretime, savunma sanayiinden ekonomik bağımsızlığa kadar birçok konuda, yıllar sonrasını gören bir vizyon ortaya koydu.

Bugün hâlâ konuşulan birçok proje, onun yıllar önce attığı temellerin ürünüdür.

Erbakan Hoca zor zamanların cesur siyasetçisiydi.

Bugün “cihat”, “siyonizm”, “emperyalizm” gibi kavramları bırakın, Meclis kürsüsünde, meydanlarda bile telaffuz etmekten çekinenlerin olduğu bir dönemi yaşarken...

Bugün Büyük Şeytan olarak anılan Amerika Birleşik Devletleri, dünyayı zulüm ve tehdit diliyle yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Bu kirli düzenin başındaki, insan suretinde şeytan rolünü oynayan aktör devletlere parmak sallarken; ne yazık ki birçok ülkenin lideri onunla aynı karede yer alabilmek için sıraya giriyor.
İşte tam bu noktada, dünden bugüne uzanan Erbakan’ın o onurlu sesi bir vicdan çağrısı gibi yankılanıyor:
“Bana ne Amerika’dan!”

Erbakan, Türkiye’nin en baskılı, en zor zamanlarında bu kavramları meydanlarda haykırıyordu.
Yasaklara rağmen…
Baskılara rağmen…
Tehditlere rağmen…
Doğru bildiğini söylemekten vazgeçmedi.
Siyaseti, koltuk için değil; dava için yaptı.
İktidarı amaç değil, araç olarak gördü.
Bu yüzden hep bedel ödedi.
Partileri kapatıldı.
Yolu kesildi.
Dışlandı.
Yalnız bırakıldı.
Ama geri adım atmadı.
Erbakan Hocanın en önemli özelliklerinden birisi Ahlakı merkeze alan bir siyaset anlayışını benimsemiş olmasıdır.
Siyaseti ahlaktan ayırmadı.

Onun siyasetinde:
Yalan makbul değildi.
Hile meşru değildi.
İhanet başarı sayılmazdı.
İlke, menfaatten üstündü.
“Önce ahlak ve maneviyat” sözü, bir slogan değil; bir hayat felsefesiydi.
Bugün siyasetin giderek çıkar ilişkilerine, güç hesaplarına ve pragmatizme teslim olduğu bir ortamda, Erbakan’ın bu duruşu daha iyi anlaşılmaktadır.

Bugünden düne bakınca Erbakan Hocayı daha iyi anlıyor ve siyası anlayışını daha iyi anlamlandırabiliyoruz.

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu daha net görüyoruz:
Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık olmaz.
Yerli üretim olmadan güçlü devlet kurulmaz.
Maneviyat olmadan kalıcı kalkınma sağlanmaz.
Adalet olmadan huzur tesis edilemez.

Erbakan, bunları yıllar önce söylemişti.
O gün “hayalci” diyenler vardı. Bugün aynı noktaya gelindi.

Tarihi tersinden okuduğumuzda, onun ne kadar ileri görüşlü olduğu daha net ortaya çıkıyor.

Erbakan sadece parti kurmadı. Bir nesil yetiştirdi.
Sadece seçim kazanmadı İnsan kazandı.

Bugün Türkiye'de bir çok dernekte, vakıfta, Siyasette söz sahibi olanlar, onun okulundan geçti. Ama o okuldan vefa sahibi, şahsiyetli insanlarda çıktı, vefasız, şahsiyetsiz ve hainler de...
Bu insan olmanın kaçınılmaz sonucuydu. Tarih bunun örnekleriyle doludur. 
Ama "mesele yol da olmaktı..."
Ve "Allah insanları yaptıklarıyla sorguya çekecektir. İnsanlar sonuçtan sorumlu değillerdir" inancı ve idealiyle siyasi mücadelesini sürdürdü Erbakan hoca.

Onun yaşadığı tarihe şahit olanlar; Onun disiplinini, dava bilincini ve çalışma ahlakını gördü.

Bu yönüyle Erbakan, klasik bir siyasetçi değil; bir ekol kurucusuydu.
Bu ekol kolay unutulmayacak bir iz bıraktı.

Necmettin Erbakan;
Konjonktür adamı değildi.
Rüzgâra göre yön değiştirmedi.
Güce tapmadı.
Popülerliğe teslim olmadı.
Bedel ödedi ama istikametini kaybetmedi.
Bugün onun değerini daha iyi anlıyorsak, bu biraz da yaşadığımız hayal kırıklıkları sayesindedir.

Tarih bazen insanlara yaşarken değil, öldükten sonra adaletli davranır.
Erbakan da o isimlerden biridir.

Rabbim rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.
Mücadelesi, bu toprakların vicdanında yaşamaya devam etsin.

Selam ve dua ile...

Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —