Ömer Naci YILMAZ

Tarih: 16.02.2026 16:15

RAMAZAN: YÜREĞİMİZİ ELİMİZE ALALIM

Facebook Twitter Linked-in

Ramazan geliyor. Takvim yapraklarından bir ay daha eksilmiyor yalnızca; insanın iç dünyasına doğru açılan bir kapı aralanıyor. Gürültünün arttığı, sözün çoğaldığı, kalplerin yorulduğu bir zamanda; bizi yeniden kendimize çağıran bir ses yükseliyor. Bu ses, vahyin sesidir. Bu ses, merhametin sesidir. Bu ses, insan olmanın aslına dön çağrısıdır.

Ramazan, aç kalma ayı değildir yalnızca. Ramazan, kalbi doyurma ayıdır. Midemizi sustururken nefsimizi terbiye etmeyi öğretir. Bize şunu hatırlatır: İnsan sadece etten ve kemikten ibaret değildir. İnsan, yüreği olan bir varlıktır. Yüreği kirlenirse bakışı kirlenir; bakışı kirlenirse dünyası kararır.

İşte bu yüzden Ramazan, yüreğimizi elimize alma zamanıdır.

Yüreğimizi elimize almak; onu ciddiye almak demektir. Onu rastgele duyguların, öfkenin, hırsın, kıskançlığın insafına bırakmamak demektir. Yüreğimizi vahyin terazisine koymak demektir. Çünkü yüreği temizlemenin yolu, onu Kur’an-ı Kerim ile buluşturmaktan geçer.

Kur’an-ı Kerim okunmak için indirilmiştir; fakat sadece seslendirilmek için değil, anlaşılmak için… Sadece anlaşılmak için değil, yaşanmak için… Biz Kur’an’ı okurken, aslında Kur’an bizi okur. Biz ayetleri dilimizle tekrar ederken, ayetler kalbimizin derinliklerine iner. Eğer izin verirsek…

Ramazan, bu izni verme ayıdır.

Kur’an’ın ahlakını kuşanmak demek; adaletle konuşmak, merhametle bakmak, doğrulukla yürümek demektir. Rabb’imizin “yapın” dediklerine sarıldıkça, insanın insana bakışı değişir. Öfkenin yerini anlayış, kibrin yerini tevazu, bencilliğin yerini paylaşma alır.

Çünkü Kur’an, insanı insana düşman yapmak için değil; insanı insana emanet kılmak için gelmiştir.

Bugün gözlerimiz çok şey görüyor; fakat yüreğimiz ne kadar görüyor? Ekranlara bakıyoruz, haberlere bakıyoruz, kalabalıklara bakıyoruz. Peki, insanın içini görebiliyor muyuz? Bir yetimin sessizliğini, bir annenin yorgunluğunu, bir mazlumun çaresizliğini yüreğimizde hissedebiliyor muyuz?

Sadece gözle bakmak yetmez. Yürekle bakmak gerekir.

Yürekle bakmak, insanca bakmaktır. Yürekle bakmak, İslamca ve insanca bakmaktır. Çünkü İslam, şekilden önce özü; görüntüden önce niyeti; kalabalıktan önce kalbi önemser.

Ramazan, bize yeniden insan olmayı öğretir. Açlıkla empati kurmayı öğretir. Bir lokmanın kıymetini, bir yudum suyun şükrünü, bir tebessümün sadaka olduğunu hatırlatır. Sofralarımız sadeleşirken kalplerimiz zenginleşir. Ellerimiz semaya açılırken yüreğimiz arınır.

Savm, yani oruç; sadece yemekten içmekten uzak durmak değildir. Savm, kötülükten uzak durmaktır. Savm, kalbi kirleten sözden uzak durmaktır. Savm, incitmekten uzak durmaktır. Savm, insanın kendi nefsine “dur” diyebilmesidir.

Ramazan boyunca tutulan oruç, aslında yüreğin eğitilmesidir.

Bir ay boyunca sabrı öğrenen insan, yıl boyunca daha sabırlı olur. Bir ay boyunca paylaşmayı öğrenen insan, hayat boyu daha cömert olur. Bir ay boyunca dilini koruyan insan, sözünün sorumluluğunu daha iyi taşır.

Kur’an’ın ahlakını kuşanmak; sadece bireysel bir arınma değildir. Bu, toplumsal bir dönüşümdür. Çünkü temiz kalpler, temiz toplumlar doğurur. Merhametli insanlar, merhametli şehirler kurar. Adil bireyler, adil bir dünyanın temelini atar.

Rabb’imizin “yapın” dediklerine sarıldıkça; kul hakkına riayet etmeyi, emanete sahip çıkmayı, yetimi gözetmeyi, komşuyu kollamayı öğrendikçe bakışımız değişir. İnsanları etiketleriyle değil; kalpleriyle tanımaya başlarız. Farklılıkları tehdit olarak değil; zenginlik olarak görürüz.

İşte bu, yürekle bakmaktır.

Ramazan, bize şunu sorar: Kalbin ne durumda? Kırdıkların var mı? Affetmediklerin var mı? Göz ardı ettiklerin, görmezden geldiklerin, duymamazlıktan geldiklerin var mı?

Yüreğimizi elimize almak; bu sorulardan kaçmamaktır.

Kur’an’ı okuyarak yüreğimizi aydınlatabiliriz. Anlayarak zihnimizi berraklaştırabiliriz. Yaşayarak dünyamızı güzelleştirebiliriz. Okumak bilgi verir; anlamak bilinç kazandırır, yaşamak ise şahsiyet inşa eder.

Ramazan, şahsiyet inşa etme ayıdır.

Bugün insanlık çok şey biliyor; ama az şey yaşıyor. Çok konuşuyor; ama az dinliyor. Çok bakıyor; ama az görüyor. İşte bu yüzden Ramazan’a her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Kalpler katılaşmasın diye…Merhamet eksilmesin diye…Adalet unutulmasın diye…Yüreğimizi elimize alalım.

Bir çocuğun gözyaşını görmezden gelmeyelim. Bir yaşlının duasını küçümsemeyelim. Bir yoksulun kapısını çalmayı ertelemeyelim. Çünkü İslam, hayata temas eden bir dindir. İslam, insanın elini insanın omzuna koymasını ister.

Kur’an’ın ahlâkı; affetmektir, sabretmektir, paylaşmaktır, doğruluktur, emanettir. Bu ahlakı kuşanan insan, sadece ibadet eden biri değil; aynı zamanda güven veren biridir. Yanında huzur bulunan biridir. Sözünde sadakat olan biridir.

Ramazan; gösterişten arınma ayıdır. Samimiyetle buluşma ayıdır. İnsanların değil, Allah’ın gördüğünü bilerek yaşama ayıdır. Bu bilinç, yüreği diri tutar.

Yüreği diri olan insan, dünyayı da diri tutar.

Ramazan akşamlarında iftar sofralarına otururken sadece açlığımızı gidermeyelim. İçimizde biriken kini, kırgınlığı, kibri de bırakalım. Teravihlerde sadece ayakta durmayalım; kalbimizi de doğrultalım. Sahurda sadece bedenimizi değil, niyetimizi de uyandıralım.

Çünkü Ramazan, niyet ayıdır.

Yürekle bakmayı öğrenen insan; ırka, renge, dile takılmaz. Hakkı gözetir. İyiliği yayar. Kötülüğü çoğaltmaz. Sosyal medyada değil; gerçek hayatta iyiliğin temsilcisi olur.

İnsanca ve İslamca bakış budur.

İnsanca bakış; karşısındakini insan olduğu için değerli görmektir.
İslamca bakış; karşısındakini Allah’ın emaneti olarak görmektir.

Bu iki bakış birleştiğinde merhamet doğar. Adalet doğar. Vicdan doğar.

Ramazan, vicdanı diri tutma ayıdır.

Gelin, bu Ramazan’da yüreğimizi elimize alalım. Kur’an-ı Kerim’i sadece hatim etmek için değil; hayatımıza katmak için okuyalım. Ayetleri sadece kulaklarımızla değil; kalbimizle dinleyelim. Rabb’imizin emirlerine sadece sözle değil; hâlle cevap verelim.

Belki dünya bir anda değişmeyecek. Belki kötülük bir anda bitmeyecek. Ama bir kalp değişirse bir dünya değişir. Bir yürek arınırsa bir çevre aydınlanır.

Ramazan, toplu bir arınma çağrısıdır.

Bu çağrıya kulak verelim.Yüreğimizi elimize alalım. Kur’an’ın ahlakını kuşanalım. Gözlerimizle değil; yüreğimizle de bakalım İnsanca bakalım İslamca bakalım. Ve bu bakışla, Ramazan’ı sadece takvimde değil; kalbimizde yaşayalım.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —