Her yıl takvimler Ramazan’ı gösterdiğinde aslında değişen yalnızca ayın adı değildir; değişmesi gereken insanın kendisidir. Çünkü Ramazan, sıradan bir zaman dilimi değil; kalbin muhasebeye çekildiği, nefsin terbiye edildiği ve hayatın yeniden anlam kazandığı bir arınma mevsimidir. Bu ay, insanın sadece aç kalmasını değil; öfkesini, kibrini, hırsını ve hoyratlığını da dizginlemesini ister. Eğer Ramazan, sofralarımızı zenginleştirip kalplerimizi fakir bırakıyorsa; gecelerimizi uzatıp merhametimizi çoğaltmıyorsa; dilimizi Kur’an’la buluşturup ahlâkımızı güzelleştirmiyorsa, o zaman takvim değişmiş ama insan değişmemiş demektir. Oysa Ramazan’ın asıl muradı, zamanı değil insanı dönüştürmektir.
Kur’ân Ayı Ramazan
Ramazan… Müslümanlar için ibadet, bereket, rahmet, mağfiret, sabır ve şefkat ayıdır. Asırlardır büyük bir coşku ve heyecanla karşılanan bu mübarek zaman dilimi, yalnızca müminler için değil; bütün insanlık için de bir diriliş ve arınma mevsimidir. Çünkü Ramazan, insanın kendisiyle yüzleştiği, kalbini temizlediği ve hayatına yeniden yön verdiği bir kulluk mektebidir.
Kur’an’ın İndirildiği Ay
Ramazan’ın en büyük hususiyeti, Kur'an-ı Kerîm’in bu ayda indirilmeye başlanmış olmasıdır. Yüce Rabbimiz, Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğini bildirir (Bakara 2/185). Bir başka âyette onun mübarek bir gecede indirildiği (Duhân 44/1-3), yine bir başka sûrede ise bu gecenin Kadir Gecesi olduğu haber verilir (Kadir 97/1).
“Bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen Kadir Gecesi (Kadir 97/3) de bu ayın içindedir. Böylece Ramazan, Kur’an’la şereflenmiş; Kur’an da insanlığa bu ay vesilesiyle yol göstermiştir.
Oruç: Nefsin Terbiyesi
Ramazan, İslâm’ın beş şartından biri olan orucun farz kılındığı aydır (Bakara 2/183-185). Oruç yalnızca aç ve susuz kalmak değildir; nefsin dizginlenmesi, iradenin güçlendirilmesi ve kalbin incelmesidir.
Hz. Muhammed (s.a.s.), inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutan kimsenin geçmiş günahlarının bağışlanacağını müjdelemiştir (Buhârî, Müslim). Teravih namazı da bu aya mahsus bir ibadet olarak ümmete emanet edilmiştir.
İnfak ve Cömertlik Mevsimi
Ramazan, yardımlaşma ve paylaşma ayıdır. Fıtır sadakası bu ayda verilir; zekât ve diğer hayırlar çoğu zaman bu mübarek günlere denk getirilir. Resûlullah’ın Ramazan’daki cömertliği, esen rüzgârdan daha bereketli olarak tasvir edilmiştir (Buhârî, Müslim).
Bu ayda yapılan iyilikler, kalpleri yumuşatır; toplumda merhamet iklimi oluşturur.
Son On Gün: İtikâf ve Derinleşme
Ramazan’ın son on günü ayrı bir yoğunluk taşır. Peygamber Efendimiz bu günlerde itikâfa girer, geceleri ihya eder, ailesini ibadete teşvik eder ve kendisini bütünüyle kulluğa yöneltirdi (Buhârî, Müslim).
Bu hâl, Ramazan’ın sıradan bir takvim ayı değil; bilinçli bir arınma ve yakınlaşma süreci olduğunu gösterir.
Ramazan: Bir Diriliş Çağrısı
Kur’ân-ı Kerîm’de adı açıkça anılan ve değeri vurgulanan tek ay Ramazan’dır. Bu bile onun kıymetini anlatmaya yeter.
Ramazan, insanı Kur’an’la buluşturan; Kur’an’ı hayata taşımayı öğreten bir rahmet mevsimidir. Bu çağrıya kulak veren için Ramazan, sadece bir ay değil; ömür boyu sürecek bir istikametin başlangıcıdır.