Menü Haber Duruş Sizin De Bir Duruşunuz Olsun
Mehmet Maksut DELİKTAŞ

Mehmet Maksut DELİKTAŞ

Tarih: 22.03.2026 20:26

KESİK VİDEOLAR ÜZERİNE...

Facebook Twitter Linked-in

Evvela ifade edelim ki meselemiz birilerini tenkit etme, tartışma, tartma değil bir mevzuyu "tashih" etmedir.

Son dönemlerde Müslümanlar arasında yaygınlaşan "kesik videolar mevzusu" ile birçok hakikatin eksik, yanlış veya ters yüz edilmesi durumu var. Bu durum hakikati yaymaktan öte düşmanlığı körüklemeye, tarafları kamplaştırmaya götürmektedir. 

Parça parça olan ümmet coğrafyasını daha da parçalamakta. Öfkenin ölçü haline geldiği anda ilk ölen akıl ve hakikattir. 

Doğru olmayan veya eksik olan bilgiler üzerinden zihinlerde savaş zemini inşa edilmektedir. Parça her zaman bütünün aslına tekabül etmeyebilir. Bu durum tüm kesimler ve taraflar için geçerli iken maalesef herkes bir ötekini düşmanlaştırmak için parçalar üzerinde bütünü inşa ediyor. Ya da yanlış bir örnek ve söylem üzerinden genellemeler yaparak herkesi yanlış ve kötü örneğe kurban ediyor. Oysa yanlışlar doğruyu götürmemeli bilakis doğrular yanlışı götürmelidir. Yanlışın kopyası olmakla doğru inşa edilmiş olmazken bugün maalesef birçok kesim bir başka hatanın kopyası durumunu yaşamaktadır. 

Bir kişinin, olayın, olgunun veya düşüncenin anlaşılabilmesinde en önemli faktör "NİYET'tir." Eğer niyetiniz anlamak ise varacağınız nokta farklı olur; yargılamak ise farklı olur. 

Tevbe Süresi 124 Ayetin ifadesiyle "bu kitap inananların imanını inkar edenlerin küfrünü artırır."  Peki aynı kitap ve ayetler neden farklı sonuçlara götürüyor sorusunun cevabı "öznenin niyet ve yaklaşımında" saklıdır." 

"Bir fasık size haber getirdiği zaman araştırın" (Hucurat Süresi 6) emri ilahisinin içinde bulunduğumuz bu zorlu koşullarda bizim için büyük bir ilke olması gerekir. Zira bugün haber ve bilgi kanalları fasıklardan öte kâfirlerin, şeytanların ellerindedir. Bu şeytanları taşlamak ve tenkit etmek görevimiz iken maalesef bunlardan gelen bilgi ve haberlerle birbirimizi taşlıyoruz. Birbirimize yönelik algı ve yargı belirliyoruz. 

Haber ve videolarda sözlerin bütünlüğü, bağlamı, muhatabı, ortamı dikkate alınmadan "kes-kopyala-yapıştır" ile yayılması zihinleri tahrip etmektedir. "Fayda vermeyen bilgiden sana sığınırım" diyen bir peygamberin ümmeti acaba bugün ne kadar faydalı bilgiyi kuşanma ve yayma derdindedir. Yayılan videolar ve kasıtlı haberler düşmanlardan ve düşmanlıktan öte Müslümanlara ne tür bir yarar sağlıyor. 

Bu anlamda sıcak savaş dönemlerinde cephedeki savaştan daha kanlı çatışmalar cephe arkasında yaşanıyor. Cephede yanan ateşi söndürmek yerine daha da harlamak için insanlar birbirini harcıyor. Sonuç ise dostların kaybettiği ve düşmanların kazandığı bir tablodur. Tebbet Süresinde "Ebu Leheb’in yaktığı ateşe odun taşıyan karısının da elleri kurusun" der. Zira ateşi yakan Ebu lehep olsa da o ateşi harlamak için odun taşıyan ise karısıdır. Acaba bugün ortalıkta Müslümanların birbiri hakkındaki dedikoduları, zan ve iftiraları, yalan veya eksik haberleri bu sürede ifade edilen ateşi harlama görevini görmüyor mu? 

Bu hatalar maalesef milliyetçi ve mezhepçi zihin ve zeminlerde daha kolay tevarüs ediyor. Milliyetçi ve mezhepçi yapıların düşünme, hikmet, hakikatin bütünlüğü gibi bir derdi olmayıp sloganlar ve düşmanlıklar ile aklı kendi öfke alanına hapsederek ketmetmeye çalışır. Hatanın Şii ve Sünnisi, Türk'ü, Kürd’ü, Arabı, Acemi olmaz iken maalesef hatalar aidiyetler göre ölçülüyor. 

"Kahrolasıca nasıl ölçtü biçti" (müessir 20) emri ilahisi mucibince ölçümüze dikkat edelim. Efendim "Ölçüm Kuran ve Sünnet" deyip ayetleri ve sünneti kendi çatışmalarımıza, çıkarlarımıza cephane kılmak ne kadar doğru. Evet ölçü Kur'an ve Sünnet lakin akıl, kalp, ruh Kur'an ifade ettiği "temiz akıl sahibi mi?" Akıl, ruh, kalp düşmanlık ve önyargılara mahkum edildikten sonra rahmete değil azaba dönüşüyor. 

Bu genel durumdan sonra düzeltme ihtiyacı duyduğum bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Son dönemlerde İran'ın Amerika ve İsrail'e karşı onurlu mücadelesinin sürdüğü bir dönemde "Seyyid Hasan Nasrallah'ın Suriyeli Mültecilerle" ilgili kesik bir videosu tekrar sahneye sürüldü. Videonun kesik halinde Seyyid Hasan Nasrallah'ın Suriyeli mülteciler için olumsuz bir tutum takındığı ve onların ölümüne adeta sevindiğini gibi yansıtıldı. 

Seyyid Hasan Nasrallah’ı seversiniz sevmezsiniz o ayrı bir konu. Lakin düşmanınız dahi olsa doğru bilgilerle yaklaşmak Müslüman bir aklın ve ahlakın gereğidir. "Günahkâra dahi günahından fazlası yüklenmez" (Necm 38) ve "bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin" (Maide 8) ilkesini korumalıyız. 

Kişinin sözlerini çarpıtarak kendi tez ve taraftarlarımızı güçlendirebiliriz lakin bu aynı zamanda hakikatin katledilmesi, ketmedilmesi anlamına da gelir. 

İç savaşların olduğu yerde imtihan ve bedel ağır olur. İslam coğrafyasında "çıkar merkezli mezhepsel ve etnik eksenli" çıkan her iç kargaşa daha tahripkar olmuştur. 

Suriye'de iç savaşta silahlı mücadele eden herkesin hataları oldu. Bu hatalarda herkesin payı vardır. Herkes kendinde olana sahip diğerine sağır kesilip kamplaştı. Bugün bize düşen dünün hatalarını hatırlayıp birbirimizi yeni hatalar yaptırmak yerine dünün hatalarından ders çıkarıp hataları azaltmaktır. Kan, kan ile temizlenmez; hata, hata ile düzeltilemez. 

"Onlar bir ümmet idi gelip geçti onların kazandıkları kendilerine sizin kazandıklarınız sizedir." (Bakara 134)

Geçmişin sorunlarında boğulanların değil geleceğe odaklananların yarını vardır. Geçmişe değil geleceğe odaklanmalıyız. Birbirimize değil düşmana karşı teyakkuzda olmalıyız. 

SELAMETLE…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —