Mustafa KOLCU

Tarih: 11.02.2026 15:54

KALBE DÜŞEN LEKE

Facebook Twitter Linked-in

“Müminler o kimselerdir ki Allah’ın adı anıldığında yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğunda bu, onların imanlarını artırır. Onlar yalnızca Rablerine güvenirler.” (Enfâl, 8/2)

Kur’an’ın dini inanç ve fikirleri besleyen nazarî yönü; ahlâk ve muâmelât alanını düzenleyen amel boyutu vardır. Bilgi boyutunun sağlıklı olması, amel boyutunu doğrudan etkiler. Kur’an’da imanın kazanılmasını sağlayan, düşünme yetisini tanımlayan kavramlar arasında öne çıkan basiret kavramıdır.

Basiretin beslendiği yer kalptir; kalp, manevî hayata da yön veren bir kaynaktır. Kur’an ve hadislerde kalbin şuur, vicdan, idrak, akıl ve irade gücünün merkezi olduğuna vurgu yapılır. Kalp, kötülüklere karşı mücadelenin verildiği yerdir. Ayetlerde, günahların yatağına dönüşen kalbin mühürlenmesine sebep olan birçok fikrî, davranışsal ve ruhsal kabullerden bahsedilir. Manevî güzellikleri doğru inancın eseri kılan basiret yetisinin korunması gerekir. Edinilmiş bilgilerle öngörü sahibi olunur. Öngörüyü besleyen kanallar günah olan kabuller üzerinden şekillenirse, insanı cennete taşıyacak değerler kaybedilir. Ortada, insan görünümlü ama insana yakışmayan algılar ve aldanışlar oluşur.

“Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan; kalpleri olduğu hâlde onlarla anlamayan, gözleri olduğu hâlde onlarla görmeyen, kulakları olduğu hâlde onlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.” (A‘râf, 7/179)

İnsanın dünyaya gelirken emanet aldığı kalbi, temiz olarak sahibine teslim etmesi gerekir. “İnsanların diriltileceği gün, Allah’a temiz bir kalple gelenler dışında ne malın ne de evlatların fayda vermeyeceği günde beni mahcup etme!” (Şuarâ, 26/87-89) duasıyla Rahman’a kavuşmak isteyen her insanın birinci vazifesi, basiretini vahiyle beslemektir.

Ömür sürdükçe meşguliyetler büyür. Sorular ve sorunlar dallanıp budaklanır. Akıl hikmet, kalp sükûnet, kararlar amaç ister.

İnsan, Rahman’ın şerefli eseridir. Lütfeden ve şerefli kulunu korumak isteyen O’dur. İhtiyaçları gidermek için Samet esmasıyla haber veren Allah’tır. Kuluna merhametiyle hep iyiliği dileyen de O’dur. Kalp, Allah’a imanın karargâhıdır. İnsanın en kıymetli yanıdır. En kıymetlisi, en kıymetliye layıktır. İman edenin en güzel yanı, Allah’a teslim olmuş kalbidir.

Biyolojik kalbin en önemli yanı, vücudun yaşam döngüsünü korumasıdır. Anlayan, kavrayan ve karar alan kalbin yaşam döngüsü ise kişiyi huzura taşımaktır.

Kur’an-ı Kerim’de kalbe birçok açıdan göndermeler yapılmıştır. Aklın yeri ayrı, kalbin yeri ayrı öğretilmiş; aralarındaki bağ kurulmuştur. İnsanın hem biyolojik yanı hem de ruh yönü sayısız sırlar barındırır. Gelişen ilimler eliyle birtakım bilgiler biriktirilmekte, sonuçlar alınmaktadır. Ruhsal ve fiziksel sorunlar için her gün yeni bilim dalları da geliştirilmektedir.

Fiziken gelişen biyolojik yanımıza lazım olanları da kalbin gıdasını da ikram eden Allah, kulunun velisidir. Kul, kendi ihtiyacını bilmez ama Allah kulunun ihtiyacını bilir ve yaratır: “Yaratan bilmez olur mu? O, bütün inceliklerin farkındadır ve her şeyden haberdardır.” (Mülk, 67/14)

Kalbin biyolojik değeri ne kadar önemliyse manevî değeri de o kadar, hatta daha da kıymetlidir. Kalbi tertemiz tutmak birinci derece görevdir. Kirli kalple temiz davranışlar üretilmez. Kalbe bilgi aktaran kanalların da temiz olması gerekir. Kur’an-ı Kerim, insan kalbinin kirinden, kininden ve kibrinden bahseder. Kalbin kalitesini artıracak yüzlerce âyetten söz eder:
“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olana bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” (Yûnus, 10/57)

Kalbin zararına olan birçok davranışa yasak konulmasının temel sebebi, kulun hidayete hazır olması içindir. Kalbini İslam’a açmayan her insanın kaybedeceği değerler, yeri doldurulamaz cinstendir. Kalp, sahibi olan Rahman ile irtibatı kesilince hastalanır. Yanlış irtibatlar kurmak da kalbi çürütür. Manevî kalbin sıhhati, her zaman sağlıklı bilgilerle buluşmasına bağlıdır. Kalbin en önemli özelliği basirettir; vahyin nuruyla temizlenmiş hakikatleri görme kabiliyetidir.

Kalp gözü kavramı, genel kültürümüze de yerleşmiştir. Bu gözün temsil ettiği bakış, vahiy ile bakmaktır. Bedendeki gözün ufku eşyanın suretini görecek kadar iken kalp, eşyanın hakikatini ve iç yüzünü görür. Her olayı, durumu ve geleceği vahiy üzerinden değerlendirir. Görünen gözün ufku ile gören kalbin ufku aynı değildir.

İnsan hayatının yaşamsal ve ruhsal döngüsü, kalbin dengesi sayesinde kıymetlenir. Biyolojik yapının sağlıklı kalbe ihtiyacı olduğu gibi ruhsal yapının da manen sağlıklı kalbe ihtiyacı vardır. İnsan sağlığı üzerine ilim üretenler; vücudun yediği içtiği gıdalar, soluduğu hava ve yaşam koşullarının yanı sıra kalbe yardımcı olunmasını, kalbi besleyen damarların korunmasını tavsiye ederler.

İnsanın ruhsal yönünü besleyen basiret yanını da besleyen akıl kanalının korunması, bilgi ayarlarının bozulmaması gerekir. Kalbin basiretini körelten birçok olumsuz kabul, süreç içinde kalbi işlevsiz hâle getireceği tehlikesini barındırır. Vahyin çağrısına karşı çıkanlar, ilahî emirleri yok sayanlar manen kalplerini, gözlerini ve kulaklarını kaybederler.

“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinde de kalın bir perde vardır ve onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara, 2/7)

Kalbi mühürlenmeye götüren sebeplerin başında Allah’a karşı büyüklenmek gelir. Kibir, kalbin kanseridir. Kibrin getirdiği kin, yalan, zulüm, inkâr, nankörlük, şüphe, cimrilik, vesvese, korku, ayrışma, güvensizlik, doğruyu gizleme, batıl bilgiler ve bütün bunları besleyen, kişinin kendini yeterli sanıp azgınlaşması kalbi çürütür.

Günahlar, kötülüklerin genel adıdır. Her günah bir leke olup kalbe yapışır. Peygamberimiz şöyle buyurur: “Mümin günah işlediği zaman kalbinde siyah bir leke oluşur. Sonra tövbe eder, kendini o günahtan çekip çıkarır ve Allah’tan mağfiret dilerse kalbi cilalanır, leke silinir. Eğer günahta ısrar ederse kalbindeki siyah leke çoğalır.” (İbnMâce, Zühd, 29)

Çoğalan lekeler, çözülemez sonuçlara yol açar. Çürüyen elmanın sağlam yanı kurtarılmazsa elmanın sonu tamamen çürümektir. İmanın amele sevkiyatı, kalbin icraatıdır. Kalbi çürüyen, temiz ameller üretemez. İmkân varsa her kir temizlenir. Temizlenmek, ilahî emrin gereğidir. Kalbin temizliği ilkeye bağlanmıştır. Hakka hazır olmayan kalbe hakikat ikram edilmez. “Onlar her türlü âyeti görseler bile yine de ona inanmazlar.” (En‘âm, 6/25)

Kalp günahlarla lekelere boğulunca hastalanır, katılaşır, şirke düşer ve vurdumduymaz olur. Vurdumduymaz kalp; delilsiz konuşmaya, gaflete düşmeye ve bilerek günah işlemeye başlar. Bir şifa yankılanır kalbin çıkmazlarında: “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı, yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?” (Muhammed, 47/24)

Biyolojik kalbin sağlıklı yaşaması gibi ruhsal yönümüzün adil gözü olan basiretin doğruluğu da Rahman’ın ikramına muhtaçtır. İkramın en yücesi imandır. Kalbin süsü iman olunca amellerin yüzü güler. Salih ameller, kalbi Rabbe taşıyan bir binek olur. Rabbin koyduğu sınırlara saldıran her iradeyi reddeden kalbe bir mühür düşer: “İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmış ve onları katından bir nur ile desteklemiştir.” (Mücâdele, 58/22)

Temiz kalbe leke düşmesini istemeyen her insanın temizlik sözü, sadece dilinde değil; her işinde olmalıdır. Ağızdan çıkan söze, akla, işe ve sergilenen davranışlara imanın temiz tuttuğu kalp yansımalıdır.

“Hayır, hayır! Onların kazandıkları, kalplerini paslandırıp köreltmiştir.” (Mutaffifîn, 83/14) Pas tutmuş kalbin sahibi olmaktan korunmak gerekir. Kalbi besleyen kirli kanallardan uzaklaşmak, temiz kanallarla beslenmek gereklidir. Allah’ın anılması, var edene saygı duyulması, kulluğun heyecanı ve vahye düşkünlük; Allah anıldığında titreyen kalbin tadını verecektir.

“İman edenlerin, Allah’ı anmak ve vahyedilen gerçeği düşünmekten dolayı kalplerinin ürperme zamanı gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilmiş ve üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu yoldan çıkmışlardır.” (Hadîd, 57/16)

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —