Menü Haber Duruş Sizin De Bir Duruşunuz Olsun
Ahmet Celal Köse

Ahmet Celal Köse

Tarih: 22.03.2026 20:40

İSTİHBARATIN BAĞIMSIZ DEĞİLSE SENDE BAĞIMSIZ DEĞİLSİN

Facebook Twitter Linked-in

Günümüz dünyasında savaşlar artık her tarafa yayılmış, savaşma biçimleri köklü şekilde değişmiş, düşmana karşı cephenin nerede başlayıp nerede bittiği belirsiz hale gelmiştir. Böyle bir ortamda en büyük gücün tamamen milli ve bağımsız bir istihbarat olduğu açıkça görülmektedir. Şayet istihbarattan yoksunsanız ya da istihbaratınız tam bağımsız değilse hatta sizin sandığınız ajanlar başka devletlere çalışıyorsa ne kadar büyük bir ülke olduğunuzun hiçbir anlamı kalmaz. Bunu son dönemde yaşanan uluslararası gerilimlerde de açıkça gördük.

Bu durum yalnızca askeri alanla sınırlı değildir devletin tüm kademelerine sirayet edebilir. Bu yüzden gerektiğinde kurumları gözden geçirmek hatta baştan yapılandırmak büyük önem taşımaktadır.

Geçmişte bunun çeşitli örneklerine ülkemizde de şahit olduk. Neredeyse her ay bir bombalı saldırı bir suikast ya da bir terör eylemi yaşanıyor bunların önüne geçilemiyordu. Bu durum uzun süre kafamı kurcalayan ancak sebebini tam olarak anlamlandıramadığım bir meseleydi. Ta ki bir programda emekli bir istihbarat mensubunu dinleyene kadar.

Anlattığına göre, yurt dışından yola çıkan bir terörist daha hareket ettiği anda takip altına alınıyor sınırdan giriş yaptığı an kaldığı şehir hatta otel ve oda numarasına kadar biliniyordu. Ancak kişi şehir değiştirdikçe onu takip eden ekip de değişiyor özellikle metropollere yaklaşıldığında istihbarat zincirinde bir kopukluk yaşanıyordu. Bu kopukluk ister ihmal ister ihanet olsun temasın kaybedilmesine yol açıyor ve teröristle yeniden ancak eylem gerçekleştikten sonra irtibat kurulabiliyordu.

Bu durum devlet kurumlarına olan güveni zedeliyor sistemin en kılcal damarlarına kadar sirayet eden bir zafiyet oluşturuyordu. Öyle ki Bakanlar Kurulu toplantılarında konuşulanlar henüz toplantı bitmeden basına sızıyor, Milli Güvenlik Kurulu kararları aynı şekilde ifşa oluyordu.

Devlet durumun ciddiyetini fark ettikten sonra önemli adımlar attı. Başta istihbarat teşkilatı olmak üzere kurumlar içinde yabancı bağlantılı unsurlar büyük ölçüde temizlendi Kritik mekanizmalar yeniden yapılandırıldı ve daha güvenilir hale getirildi. Bu sayede geçmişteki benzer olaylar büyük ölçüde azaldı.

Asıl dikkat çekmek istediğim nokta ise şudur Son dönemde yaşanan uluslararası gelişmeler sırasında Türkiye’de bazı dernek cemaat ve tarikat çevrelerinden yapılan açıklamalar beni düşündürmektedir. Burada herhangi bir grubu hedef göstermek niyetinde değilim. Ancak mezhep meşrep tarikat ya da etnik kimliklerin aşırı şekilde öne çıkarılması ve bazı olayların üzerinin örtülmeye çalışılması bu alanların da tıpkı güvenlik kurumları gibi dikkatle ele alınması gerektiğini düşündürmektedir.

Devletin bu tür yapıları değerlendirirken duygusal değil tamamen akılcı ve objektif hareket etmesi gerekir. Dış bağlantılı unsurların ya da farkında olarak ya da olmayarak bu yapılara hizmet eden kişilerin tespiti ve gerekli önlemlerin alınması önemlidir.

Bugün imkânsız gibi görünen birçok şeyin yarın mümkün hale geldiğini unutmamak gerekir. Hatta öyle ki savunma sanayii gücünüz olsa bile kullanmaya fırsat bulamayacağınız senaryolarla karşılaşabilirsiniz.

Toplumun farklı kesimlerinde, normalde birbirleriyle bir araya gelmeyecek yapıların benzer söylemler etrafında birleştiğini görmek de ayrıca dikkat çekicidir Bu tür durumlar, akla şu soruyu getiriyor, normalde bir araya gelemeyen, söylemleriyle ya da eylemleri ile bu kadar farklı kuruluş koro halinde aynı şeyleri söylüyorsa bu kuruluşları aynı çizgide buluşturan bir oluşum var. Sonuç olarak, günümüz dünyasında istihbarat yalnızca bir güvenlik unsuru değil, devletin varlığını sürdürebilmesinin temel şartlarından biridir. Bu nedenle her alanda dikkatli, bilinçli ve sağduyulu hareket etmek büyük önem taşımaktadır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —