Engin GÜLTEKİN

Tarih: 16.02.2026 16:19

İMANIN DURUŞU, DURUŞUN İMANI

Facebook Twitter Linked-in

Duruş, yalnızca bir tavır değil; bir inanç meselesidir.
Herkes eğilirken dik durabilmek, herkes susarken hakikati savunabilmektir.

Makam için satılmamak,
Menfaat için susmamaktır.
Çünkü iman, duruşla görünür;
Duruş, imanla anlam kazanır.

Duruş, İmanın, karakterin ve cesaretin şahitliğidir.
Duruş, insanın inandığı değerleri sadece dilinde değil, kalbinde ve hayatında taşımasıdır. Duruş, şahsiyetin görünür hâlidir. İnsanın, kendisi gibi fani olan hiçbir gücün önünde eğilmemesi; yalnızca kendisini yaratan Yüce Allah’ın huzurunda kıyama durması ve secdeye kapanmasıdır.

Gerçek duruş, makamla, parayla, şöhretle satın alınmaz. O, imanla yoğrulur, ahlakla beslenir ve cesaretle ayakta kalır. İnsan, karakteri kadar güçlüdür. İnancı kadar dik durur. Vicdanı kadar özgürdür.

Duruş sahibi insan, pragmatik davranmaz. Menfaatine göre yön değiştirmez. Rüzgârın estiği tarafa savrulmaz. Haksızlık karşısında susmaz. Yanlışa “doğru”, zulme “normal” demez. Bedeli ne olursa olsun hakikatin yanında durur.
O, kimseye gücü için yaklaşmaz. Parası için eğilmez. Makamı için kişiliğini satmaz. Koltuğu korumak uğruna değerlerinden vazgeçmez. Çünkü bilir ki; insanın asıl makamı, onurudur. Asıl zenginliği, ahlakıdır. Asıl gücü, imanıdır.

Duruş sahibi insan, olduğu gibi görünür; göründüğü gibi olur. İki yüzlü değildir. Başka yerde başka, başka yerde başka konuşmaz. Kalbiyle dili arasında uçurum yoktur. Maskelere sığınmaz.
Rol yapmaz. Olduğu gibi yaşar.

Düzenin yanlışlarına körü körüne uymaz. Herkes susarken susmaz. Herkes eğilirken eğilmez. Herkesin alkışladığını sorgular. Herkesin kutsadığını tartar. Doğruyu kalabalıkta değil, hakikatte arar.

Tarih, duruş sahibi olanlarla duruşu yamuk olanların mücadelesine sahne olmuştur. Bir tarafta bedel ödemeyi göze alanlar, diğer tarafta bedelden kaçanlar vardır. Bir tarafta hak için direnenler, diğer tarafta menfaat için eğilenler bulunur.

Tarihe iz bırakanlar, duruşunu koruyanlardır. Zamanın ruhuna teslim olmayanlardır. Zor zamanlarda bile değerlerinden vazgeçmeyenlerdir. Dün doğru dediğine bugün yanlış demeyenlerdir. Bugün alkış uğruna, yarın unutulacak işler yapmayanlardır.

İman sahipleri, bu yüzden tarihte iz bırakmıştır. Çünkü onlar duruşlarını korumuş, bozmamış, eğip bükmemiştir. İnançlarını şartlara göre değil, şartları inançlarına göre şekillendirmişlerdir.

Duruş, kolay kazanılmaz. Emek ister. Sabır ister. Bedel ister. Bazen yalnız kalmayı göze almayı gerektirir. Bazen kaybetmeyi kabul etmeyi ister. Ama sonunda insanı kaybettirmez; insanı insan yapan değerleri ayakta tutar.

Duruşunu kaybeden, her şeyi kazanmış gibi görünse bile aslında kendini kaybetmiştir. Kendini kaybeden insanların diğer insanlara verecekleri hiç bir şeyleri yoktur. Duruşunu koruyan ise her şeyini kaybetse bile onurunu ve şahsiyetini muhafaza etmiştir.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey; güçlü duruşlardır. Eğilmeyen omuzlar, susmayan vicdanlar, satılmayan değerlerdir. Gösteriş değil samimiyet, menfaat değil adalet, korku değil cesaret üreten insanlardır.

Çünkü bir toplum, duruş sahibi insanların omuzlarında yükselir. Bir medeniyet, şahsiyetli insanların izinde kurulur. Bir gelecek, ancak değerlerine sadık kalanların ellerinde inşa edilir.

Duruş, sadece bir tavır değil; bir imandır.
Sadece bir duruş değil; bir hayattır.
Sadece bir tercih değil; bir şahsiyettir.
Ve insanı insan yapan da, işte bu duruştur.

 

Selam ve dua ile...

 

Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —