İsmail Hakkı Güleç

Tarih: 21.01.2023 11:22

İKİ ÖLÜM

Facebook Twitter Linked-in

Ölüm, yaratılmış olan her canlının karşılaşacağı kaçınılmaz bir durumdur...
 

Her nefis ölümü tadacaktır. Ali İmran. 185

Bundan kuşku ve kaçış yoktur. Hayat ve ölüm birbirini tamamlayan bir bütünün iki yarısı gibidir...

Bu açıdan da, hayat nasıl bir gerçek ise, ölümde aynı şekilde bir gerçektir...

Hayatı yaratan Rabbimiz (cc) ölümü de yaratmıştır.

Hayatı ve ölümü yaratmaktaki maksadını Rabbimiz Mülk Suresi 2. ayeti kerimede,

Hayatı ve ölümü, hanginizin daha güzel amel işlediğini ortaya koymak için yarattık...Mülk 2.

Yaşadığımız hayattan, murat ve maksat ise;

Hangi insanın fıtratına uygun, doğru, dürüst ve hem kendisine, ailesine, çevresine, içinde bulunduğu topluma hemde tüm insanlığa hayırlı, faydalı, iyilikler ve güzellikler katacak amel ve eylemlerde bulunup bulunmayacağının tespitidir...

Ayrıca'da, Rabb'inin (cc) kendisi için ortaya koymuş olduğu ki; yaratıcı olan Allah (cc) insanın kötülüğünü asla istemez (haşa) O'nun iyi, temiz, güzel, ahsen, maruf, makbul ve helal yapın diye emrettiği her şey iyi, güzel, faydalı, faziletli, fıtrata uygun ve makbuldür, insanın lehinedir ve de mutlaka yapılmalıdır...

Bu dünyadan sonra gelecek olan ahiret ki; asıl hayat odur,  bizleri rahatlatacak ve ayrıca'da ecir ve mükafat olarak bize geri dönecek olan, salih ameller işlememiz gerekmektedir...

İşte bundan dolayıdır ki; İnsan hayat ve ölümü, hem bedenen hem de ruhen yaşayan bir varlıktır...

İnsan için, hem bedenin, hem de ruhun ölümü söz konusudur...

Aslında, beden ölse de ruh ölmez...(tümüyle ortadan kalkmaz)

Bedenin ölümü,  Rabbimizin (cc) insana vermiş olduğu, belli bir süre sonunda, yine takdiri ilahi gereği, Rabbimizin (cc) onun ölümünü takdir etmesi sonucu vakti, saati gelince İnsanın bedeni ölür...

Asıl mesele ise; Ruh'tur...

Aynen bir elbise gibi, günü gelir ruha giydirilen o elbise kaldırılıp atılır...

İnsanı insan yapan, insanın taşımış olduğu ruhtur...

Şayet ruh nasıl ölür denirse, ruh da kendi yaratılmış olduğu özellik, nitelik, vasıf, sıfat ve de onu canlı tutup, sağlıklı kalmasını sağlayacak, kendisine lazım olan gıdalardan yoksun olursa, işte o zaman ruh'ta beden gibi ölüverir...

Ayrıca da, onu öldürecek olan, her türlü haram ve kötü gıdalardan korunmaz, aksine bu tür insanın ruhunu hasta edip, ruhunun ölümüne sebep olabilecek haram, necis, zehirli gıda ve kötü ameller, o insanı ruhen çökertecek ve ruhunun özellik, canlılk, fonksiyon, etki ve işlevselliğini yitirrerek hastalanmasına, akabinde ise, ölmesine sebep olacaktır...

Yani, bedenin gıdası olduğu gibi, ruhun'da gıdası söz konusudur...

İşte günümüz insanlarının çoğu, sadece bedenlerini güzelleştirip, geliştirme, besleyip, doyurma telaşında oldukları içindir k, işin ikinci boyutu ve daha önemli boyutu olan, ruh boyutunu ihmal etmişlerdir...

Ruhun ayakta kalıp, diri olabilmesi ve de ruhun işlevsellik ve fonksiyonunu hakkıyla ifa ve icra edebilmesi, ayrıca da, insanın yaratılmış olduğu halifelik ve kulluk misyonunu yerine getirebilmesi  için, mutlaka ruhun da, doğru bir şekilde beslenmesi icabeder...

Burada, dikkat edilmesi gereken hususları, bir kaç madde ile sıralayacak olur isek şayet;

1.Aklı tezkiye
2.Ruhu takviye
3.Bedeni ve nefsi terbiye

Rabbimiz (cc) bunu Kitabında bize bir çok yerde açıklamıştır...

Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.(Rad 28)

Ruhun doğru bir şekilde ve sürekli beslenerek arı, duru, saf ve sade hale getirilmesi, her türlü kötülük, kir, masiva, masiyet, karanlık ve kaoslardan arındırılıp, temizlenmesi gerekiyor...

Bu açıdan, ruhun gıdası olabilecek hususları, birkaç madde ile özetleyecek olursak,

1.Okumak(anlayıp, idrak edip, özümseyerek)
2.Tefekkür(derin düşünce, hikmet, feraset, basiret)
3.Tezekkür(odaklanmak, etki, his, titrşim, canlılık, irade, hareket, açılım, atılım, mücadele)
4.Tedebbür(ince anlayış, fikir, hassasiyet, nezaket, edep, nezaket)
5.Tefekkuh
6.Teşehhud
7.Teslimiyet
8.Tevekkül
9.Temiz ve helal gıda
10.İbadet ve salih amel
11.Nasuh Tevbesi
12.Hamdetmek
13.Seyahat etmek
14.Rüku etmek
15.Çokça secde etmek
15.Marufu emir münkerden nehyetmek
16.Allah'ın (cc) hudutlarını(helal haram muhafaza etmek)
17.Kardeşlik bilinci vb...

Daha sonra da iyi, güzel, temiz, helal ve tayyip olan fikir, düşünce, ortam, inanç ve ibadetlerlede, ruhunumuzun takviye, nefsimizin terbiye ve bedenimizinde güçlendirilmesi gerekiyor...

İşte bundan dolayı da, Rabbimiz (cc) kitabında;

Sizi, size hayat verecek (sizi ruhen diriltip, ayağa kaldıracak) şeylere davet ettiği zaman, Allah ve Resulünün bu davetine iman ve icabet edin, teslim ve tabi olun ki, hayat bulasınız buyuruyor... Enfal 24

Yine Rabbimiz (cc), sizin ruhunuz (duanız) iman, ibadet ve takvanız olmasa, Rabbiniz size ne diye önem ve değer versin!(Furkan 77)

Sizi, kıymetli ve değerli olmanızı sağlayacak şeyler ise!  Rabbinizin size bahşetmiş olduğu ve sizi tüm canlılardan üstün tutan ruhunuz, ibadetiniz, takvanız, ihlasınız, insanlığınız ve de imanınızdır...

Eğer bu ruh, iman, dua, takva, cevher, ihlas ve samimiyetiniz  olmasa, sizin Allah katında(cc) bir hayvan kadar bile bir değeriniz olmazdı..!

Bugün, ölmek üzere olan ruhumuzu, sönmekte olan fikir fenerimizi, kaybolmakta olan ufuk ve umudumuzu, eriyip giden ömür sermayemizi erteleyip, ihmal etmeden, ve acilen yeniden canlandırıp, ayağa kaldırmamız gerekiyor...

Kuşkusuzki, hayat bir sınavdır...

Her dönemdeki sınavın, kendine göre, bir takım imkan, avantaj yada imkansızlık, dezavantaj olabilecek mahiyette sorun, sıkıntı ve problemleri vardır...

Geçmişte imanımız, ruhumuz, mücadele isteğimiz, davet arzumuz, okuma, öğrenme, anlatma vb. eylemimiz, ders guruplarımız, heyecanımız, samimiyetimiz, görev ve iş yapma aşkımız, gayretimiz, fedakarlığımız, maneviyatımız ve fikir ve uğrunda her şeyimizi fada edebileceğimiz bir düşünce ve inancımız vardı..!

Ama, maddi ve fiziksel anlamda imkanımız yoktu ya da çok yetersiz idi...

Dünün sorun, sıkıntı ve sınavı maddi idi...

Bugünkü sorun, sıkıntı ve sınavımız ise, fiziksel anlamda imkanlarımız olmasına rağmen, ruhumuzu ki, mücadele, dava, adanmak, birliktelik, inanç ve düşünce, birlikte iş yapma, okuyup araştırma, arayış, adanış, infak, insanlık, fedakarlık  ve kardeşlik ruhumuz söndü ve neredeyse kaybolmak üzere..!

Bu açıdan da, yeniden bu ruhumuzu kazanmanın ve ayağa kaldırmanın bir yol ve formülünü bulmamız gerekiyor..!

Bu manada, bizleri hayata bağlayıp, tutturacak ve yine bizlerin hayatta islam, iman, ihsan, insanlık ve davamız adına, saha ve sahnede mücadele etmemizi sağlayacak olan şey, taşıyacağımız güçlü bir iman, irade, azim, kararlılık ve ruhtur...

İşte bu kalbimizdeki aşk ve ateş (itici güç) yani ruh ve iman şayet kararır, zayıflar ve sönerse, işte bu durumdaki bir davetçiyi, yeniden hayata, dava davet ve de mücadele saha ve sahnesine ikna edip, çekip vede mücadelesine kaldığı yerden devam etmesini sağlamak çok zor olacaktır...

Bu açıdan da, hem bu dünyada hemde ahiret aleminde rahat edebilmenizin temel şartı, yaşamış olduğumuz  kısacık dünya hayatında, dünyaya gelir gelmez bize verilmiş olan, fıtri duygu ve durumumuzu ve de tertemiz olan masum ruh, beden ve kalbimizi, her türlü kötülük, şirk, günah, zulüm ve masiyetlerden muhafaza edip, koruyup, kollamamız ve vasıf, özellik ve niteliğini koruyup, kirlenmesini önlememiz gerekir...

İman varsa imkanda vardır...

Umutsuzluk, çaresizlik, çözümsüzlük, tükenmişlik, gevşelik, hüzün, bitmişlik, dağılmışlık, kaygı, korgu ve endişe yok,

Aksine umut, ufuk, uyum, uyanış, çare, çözüm, çile, bedel, birliktelik, direniş, arayış, adanış, tecrübe, sevgi, aşk, fedakarlık, zindelik, eminlik, sabır ve inanç var...

Durmak yok, kaldığımız yerden yol ve yürüyüşe devam...

Akibet ve ahiret Mü'min ve Muttakilerin olacaktır...

Gayret bizden tevfik Allah'tandır...

Selam ve dua ile...
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —