Gazeteler kutsal kitapların yerini ve gazeteciler de peygamberlerin rolünü üstlenmesi düşüncesi, çok saçma ve elbette kabul edilemez denilebilir. Teoride böyledir. Pratikte öylemi!
Bugünkü anlamıyla matbaanın icadı, 1450 yılında basım sanatının merkezi olarak kabul edilen Almanya'nın Mainz kentinde doğan ve modern basımın temelini atmış olan alman Johannes Gutenberg'e aittir.
Almanya Augsburg'da iki haftalık olarak yayınlanan ilk gazete "Avis Relation oder Zeitung" dur. 1610 yılın da Basel de başlayan yenileşme hareketlerinin büyük bir hızla Avrupa'ya yayılmasıyla birlikte "Bilgi Çağı" da başlamıştır. Bu hareket içinde basılan ilk günlük gazete (1650- 1652) "Leipziger Blatt" dir.
Televizyon1920'lerin sonlarında icat edildi ve 1930'lu yıllarda ilk yayınlar yapılmaya başlandı. Dünyada düzenli radyo yayınları İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliğinde 1922 başladı.
Matbaanın etkinliği ve gazetelerin günlük basımıyla birlikte kutsal kitapların okunurluğu yerini gazeteler almıştır. O güne kadar Avrupalı Yahudi/Hristiyan kimseler sabah işlerine gitmeden önce Tevrat ve İncil okurlar ve sonra işlerine giderlerdi. Ancak gazetelerin yaygınlaşmasıyla birlikte Tevrat ve incilin yerini gazeteler aldı ve insanlar sabahları gazeteleri okur, sonra işlerine gider oldular.
Radyo ve Televizyonların yaygınlaşmasıyla da birlikte artık kutsal kitaplar iş öncesi sabahları okunmaz olmuş yerini gazete, radyo ve televizyonlara bırakmıştır.
İslam dünyası ve Türkiye’de bu tablodan farklı değil. Kısa adıyla medyanın etkinliğine kadar Müslümanlarda sabah evlerinden çıkmadan önce Kur’an okurlar ve sonra işlerine giderlerdi.
Dolayısıyla insanlar güne inandıkları Allah ve Peygamberlerinin söz ve tavsiyeleri ile değil; medya yöneticileri, yazarlar, muhabirler ve çalışanlarının fal, burç, söz, yazı, haber ve yönlendirmeleriyle güne başlamaktadırlar. Kurumsal medya kuruluşlarının yanı sıra dijital devrimle birlikte bireysel sosyal medya kullanıcıları da toplumun hayatında yer almışlardır.
Ancak gelinen nokta da gazeteler kirlenmiştir. Gazeteciler kirlenmiştir. Radyo ve Televizyonlar kirlenmiştir. Spikerleri kirlenmiştir. Tabi ki istisnalar hariç. Medya itibar kaybetmiştir. Yerel ve küresel anlamda; tetikçilik, rüşvet, iş takibi, ihale, uyuşturucu, fuhuş ile anılır olmuştur; medya ve mensupları.
Tüm bunlara rağmen medya 4. Kuvvet olma özelliğini koruyor. Korkut ve yönet, sevdir ve yönet, aldat ve yönet, özendir ve yönet, taraf tut ve yönet, konsolide et ve yönet, şeytanlaştır ve yönet, ilahlaştır ve yönet, İstihbarat raporları yayımla ve işgal et…
21.yy. ilk çeyreğinde kutsal kitapların ve peygamberlerin rolünü medya ve yönetenleri üstlenmiştir, denilse abartılmış olmaz sanırım.
Elbette kendilerini satın alacak paranın henüz basılmadığı gazeteciler/medya mensupları var.
10 Ocak gazeteciler günü. Onurlu gazetecilerin günü kutlu olsun…