“Cambaza bak, cambaza!” deyimi, aslında dikkat dağıtma taktiğinin en eski ve en etkili örneklerinden birini anlatır. Özünde, “cambaza baktırıp cebi boşaltma” ifadesiyle özetlenir. Hırsızların veya dolandırıcıların, dikkati başka bir yöne çekerek asıl amaçlarını gizlice gerçekleştirmeleri…
Eskiden panayırlarda cambazlar ip üstünde gösteri yapar, kalabalık nefesini tutup gözünü yukarıya dikerdi. İşte tam o anda yankesiciler devreye girer, seyirciler gösteriye dalmışken cepler sessizce boşaltılırdı. Cambaz sadece bir göz boyama aracıydı; asıl oyun, kalabalığın içinde sessizce oynanırdı.
Bu deyim, göz alıcı bir sahneyle dikkatleri üzerine çekerken, arka planda başka işler dönen durumları anlatır. Günlük hayatta, medyada, siyasette ya da ticarette… Bir olay özellikle parlatılır, herkes ona odaklanır fakat esas mesele sessizce başka yerde halledilir.
Özetle sana dikkat çekici bir şey sunuyorlar ki, arkada dönenleri fark etmeyesin. Bugünün dünyasında da bu oyunu sürdüren "Modern cambazlar" var. Cambaz (oyuncu) değişti ancak oyun aynı kaldı.
Oyuncular İçin Maksat Hasıl Olmuş Görünüyor
Şu an Türkiye’nin büyük bir kısmı, medya ve sosyal medya üzerinden “Cambaza bak, cambaza!” diyenlerin sözüne takılmış durumda. Kimse meselenin arka planında dönen dolaplara bakmıyor bu hususu dikkate almıyor. Herkes, doktorun ağzından çıkan sözlere kilitlenmiş.
Oysa o sözlerin söylenmesine sebep olan kişi, annesiyle birlikte olayı gizlice kayda alıyor, ardından da bu görüntüleri internetin çöplüğüne bırakıyor. Yasadışı bir şekilde çekilen ve ahlaka tamamen aykırı olan bu eyleme kimse tek kelime etmiyor. Varsa yoksa doktorun ağzından çıkan yaklaşık bir dakikalık uygunsuz cümle… Bütün oklar ona çevrilmiş durumda.
Asıl suçlular yani kumpası kuranlar, hukuku ve ahlakı çiğneyenler ise görünmez kılınıyor. Çünkü mesele, yasa dışı videoyu çekenlerin kurguladığı algı operasyonu üzerinden konuşuluyor. Topluma tek taraflı bir senaryo servis ediliyor.
Ve ne yazık ki bu senaryo, sosyal medyanın en sevdiği şeyle yani toplumsal linç kültürüyle birleşiyor. Birkaç saniyelik görüntülerle insanlar mahkûm ediliyor, hedef gösteriliyor, itibarları yerle bir ediliyor. Kimse “bu kumpas nasıl kuruldu, asıl suç kimde?” diye sormuyor. Böylece gerçeğin üzeri ustalıkla örtülüyor, sahte bir algı üzerinden toplum yönlendiriliyor.
Susmanın Bedeli Ağır Olabilir
Bugün sustuğumuz bu kumpas, yarın başka bir hekime, bir öğretmene, bir gazeteciye, hatta herhangi birimize kurulacaktır. Çünkü linç kültürünün doymak bilmeyen iştahı vardır; bir kere beslenirse, daha da azgınlaşır.
Linç kültürüne sessiz kalan toplum, eninde sonunda kendi adaletini ve ahlakını kaybeder.