Ey halkım…
Bir bayram sabahına daha ulaştık.
Takvimler bayramı gösteriyor, diller “bayramınız mübarek olsun” diyor…
Ama kalpler gerçekten bayram ediyor mu?
Bu soruyu artık erteleyemeyiz.
Çünkü bayram sadece gelen bir gün değil…
Aynı zamanda giden bir hakikattir.
Ey halkım…
Bayram bize ne söyler biliyor musun?
Der ki:
“Temizlenmeden bayram olmaz!”
Bir ay boyunca aç kaldın…
Peki öfkeni tutabildin mi?
Nefsini terbiye edebildin mi?
Adaletli olabildin mi?
Çünkü bayram;
Bir ödül değil, bir arınmanın ilanıdır.
Ey halkım…
Bayram sana şöyle seslenir:
“Paylaşmadan bayram olmaz!”
Komşun açken sen tok yatıyorsan,
Yetimin başını okşamıyorsan,
Mazlumun acısı seni sarsmıyorsa…
Sen bayram yapmıyorsun.
Sadece gün değiştiriyorsun.
Çünkü bayram;
Sofraların değil, kalplerin birleşmesidir.
Ey halkım…
Bayram haykırır:
“Kardeş olmadan bayram olmaz!”
Kırgınlıkların büyüdüğü,
Ümmetin parçalandığı,
Adaletin yok sayıldığı bir yerde…
Bayram sadece bir takvim yaprağıdır.
Ey halkım…
Bayram öğretir:
“Teslim olmadan bayram olmaz!”
İbrahim gibi teslim olmadıkça,
Musa gibi zulme karşı durmadıkça,
Yusuf gibi sabretmedikçe…
Bayram bir gelenek olur,
Ama asla bir diriliş olmaz.
Ey halkım…
İşte tam burada kendimize sormalıyız:
Biz gerçekten bayramı yaşıyor muyuz…
Yoksa sadece bayramı taklit mi ediyoruz?
Çünkü…
Sen inanırsın ama teslim olmazsın.
Allah var dersin ama Allah yok gibi yaşarsın.
Hakikati bilirsin ama hayatına taşımazsın.
İşte bayram,
Tam da bu çelişkiyi yüzüne vurmak için gelir.
Ey halkım…
Bayram der ki:
“Ya değişirsin… ya da sadece gün değişir.”
Eğer bu bayram;
Kalbinde merhameti artırmıyorsa,
Hayatında adaleti başlatmıyorsa,
Ruhunda bir diriliş oluşturmuyorsa…
Bil ki bayram sana uğramış ama sen onu kaçırmışsın.
Ey halkım…
Şimdi asıl soruya geliyoruz:
Bayram bize söyler… peki sonra ne olur?
Bu kadar cehaletin,
Bu kadar zulmün,
Bu kadar savaşın ve gözyaşının ortasında…
Bayram bu dünyada bir misafir gibi.
Sessiz…
Mahzun…
Kırgın…
Kapımıza geliyor ama içeri giremiyor.
Çünkü içeride huzur yok…
Adalet yok…
Merhamet yok…
Ey halkım…
Söyle bana;
Bombaların altında uyanan çocukların dünyasında bayram olur mu?
Yetimlerin gözyaşı dinmeden bayram gelir mi?
Bir yanda açlık,
Bir yanda israf…
Bir yanda ölüm,
Bir yanda eğlence…
Böyle bir dünyada bayram ne kadar kalabilir?
Ey halkım…
Korkarım ki…
Eğer bu halimiz devam ederse,
Bayram sadece gelir… ve gider.
Ve bir gün…
Artık gelmez olur.
O zaman biz sadece şunu söyleriz:
“Bir zamanlar bayramlar vardı…”
Ey halkım…
Unutma!
Bayram;
Adaletin olduğu yere gelir.
Merhametin olduğu kalpte yaşar.
Kardeşliğin olduğu toplumda bayram olur.
Eğer bunlar yoksa…
Bayram da yoktur.
Ey halkım…
Gel bu bayram bir karar verelim:
Sadece evlerimizi değil, kalplerimizi temizleyelim.
Sadece sofralarımızı değil, vicdanlarımızı da zenginleştirelim.
Sadece kendimiz için değil, ümmet için yaşayalım.
Çünkü…
"Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların halini değiştirmez."
Ey halkım…
Bayram bir fırsattır.
Ama her fırsat gibi… ya değerlendirilir ya kaybedilir.
Bayram bize söyler,
Ve o gider…
Sonra sorarız:
“Bir daha gelir mi bayram?..”
Selam ve dua ile…
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog