Okullar yeniden açılıyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın talimatıyla ikinci dönem, “bayrak sevgisi ve bayrağa saygı” temalı ilk dersle başlayacak.
Elbette bayrak değerlidir.
Bir milletin hafızasıdır, şehadetidir, onurudur.
Buna kimsenin itirazı yoktur.
Ama asıl soruyu sormak zorundayız:
Bugünün gençliği gerçekten bayrağı mı tanımıyor, yoksa Allah’ı mı tanımıyor?
Bayrağı mı sevmiyor, yoksa Peygamber’in hayatını mı bilmiyor?
Saygıyı mı kaybetti, yoksa ahirete imanı mı zayıfladı?
Bence asıl problem burada başlıyor.
Bugünkü gençliğin temel meselesi bayrak sevgisizliği değildir.
Gençliğin asıl problemi:
Allah’ı gereği gibi tanımaması, Resûlullah’ı örnek almaması ve hesap gününü unutarak yaşamasıdır. İç denetimini kaybetmesidir.
Yaptıklarının hesabını vereceği bir bilinçten ve imandan uzaklaşmasıdır.
Kalbine iman yerleşmemiş bir gence, sadece bayrak sevgisi anlatmak; boş bir slogandan ibarettir.
İçinde Allah korkusu olmayan, vicdanı ahiretle beslenmeyen, hesap bilinci gelişmemiş bir insan; bayrağı da, vatanı da, emaneti de ilk fırsatta çıkarına feda eder. Çünkü onu tutan bir iman freni yoktur.
Bugün okullarımızda büyük bir eksiklik vardır: Bu da manevî omurga eksikliği.
Gençler bilgiyle dolduruluyor, ama hikmetle beslenmiyor.
Başarı öğretiliyor, ama helal öğretilmiyor.
Kariyer anlatılıyor, ama kulluk anlatılmıyor.
Özgüven aşılanıyor, ama sorumluluk kazandırılmıyor.
Sonra da şaşırıyoruz: Neden bu gençlik savruluyor? Neden ahlâk zayıflıyor? Neden bağımlılıklar artıyor? Neden merhamet azalıyor?
Çünkü manevi iman eğitimi ihmal ediliyor.
Kur’an açıkça uyarır:
“Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür, kim zerre kadar şer yaparsa onu görür.” (Zilzâl, 99/7-8)
Bu bilinç yoksa ne disiplin kalır, ne ahlâk, ne sadakat, ne de gerçek bir vatan sevgisi.
Gerçek vatanseverlik, Allah’a sadakatle başlar.
Gerçek bayrak sevgisi, imanla kök salar. Hudûdullah’a saygısı olmayanın, hiçbir kutsala sadakati kalıcı olmaz.
Bugün gençlerimiz:
Allah’ın sınırlarını bilmiyor,
Haram–helal hassasiyeti zayıf, Ahlâk göreceli görülüyor, Mahremiyet değersizleşiyor, Günah normalleşiyor.
Ama biz hâlâ sorunu “Gençler Bayrağı yeterince sevmiyorlar” diye açıklıyoruz.
Bu, meseleyi ıskalamaktır.
Sorun bayrakta değil, sorun kalplerdedir.
Resûlullah (s.a.v) ne buyuruyor:
“Kalpte bir et parçası vardır; o düzgün olursa bütün beden düzgün olur.” (Buhârî, Îman 39)
O parça imanla beslenmezse, hiçbir eğitim sistemi başarılı olamaz.
Bugün eğitim sistemimize manevî dinamikler yerleştirilmedikçe;
Bayrak sevgisi sloganda kalır,
Değerler yüzeyde kalır,
Ahlâk vitrin süsü olur,
Asabiyet büyür,
İkiyüzlülük yayılır.
Genç, kameraya göre ahlâklı, menfaate göre dindar, ortama göre kimlikli olur.
Bu da bir şahsiyet değil, parçalanmış bir kişiliktir.
Hz. Ömer’in sözü hâlâ yolumuzu aydınlatıyor:
“Biz izzeti İslam’da bulduk.”
İzzet, imanla gelir. Ahlâk, imanla korunur. Vatan, imanla savunulur. Bayrak, imanla yücelir. İman yoksa hepsi propaganda malzemesine dönüşür.
Bugün okullarda asıl verilmesi gereken şudur:
Allah bilinci
Hesap şuuru
Helal–haram hassasiyeti
Peygamber ahlâkı
Vicdan eğitimi
Sorumluluk ahlâkı
Bunlar olmadan yapılan her eğitim eksiktir.
Gençliğin ihtiyacı bayrak edebiyatı değil, İslam medeniyet tasavvurudur.
Gençliğin ihtiyacı slogan değil, şahsiyet inşasıdır.
Gençliğin ihtiyacı gürültü değil, iman temelli bilinçtir.
Bugün asıl soruyu kendimize soralım:
Çocuklarımıza sadece bayrağı mı öğretiyoruz, yoksa uğruna yaşayacakları bir iman mı kazandırıyoruz?
Eğer ikincisi yoksa birincisi uzun ömürlü olmaz.
Unutmayalım:
İman olmadan vatan korunmaz.
Ahlâk olmadan millet ayakta kalmaz.
Vicdan olmadan gelecek kurulmaz.
Eğitim, sadece meslek kazandırmak değil, şahsiyet inşa etmektir.
Bugün Türkiye’nin en acil ihtiyacı: İmanlı, ahlâklı, sorumlu, vicdanlı bir nesildir.
Bunun olmadığı yerde en güzel bayrak bile yetim kalır.
Selam ve dua ile…
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar- Sosyolog