Suriye'de iki devrim rüyası vardı. "Rojava devrimi ve Suriye İslam devrimi!" Her ikisi de yerel insan ve söylem kaynaklı lakin batı destekliydi. Ve zamanı gelince rüyanın gerçek olmadığı Rojava'da görüldü. İslami devrim! rüyasının da gerçek olmadığı zamanla görülecektir.
Suriye'de tüm yapılar tonları farklı olsa da hepsi birbirine benziyor. Şiddetse herkes şiddetin içinde. ABD ve İsrail'le ilişki ise herkes ABD ve İsrail'le ilişkili içinde. Bu kısır döngüden kurtulmadan bir gelecek düşünülemez.
ABD ve küresel güçler ancak kendisine yaradığınız sürece sizi destekler. "Yarar faktörü" bittiğinde ise çok kolay bir şekilde kenara iter. Bölgeyi yüzyıl önce düzenleyenler yeniden dizayn ediyorlar.
Filistin'de İslami dirilişi desteklemeyi bırakın en feci şekilde bastıran ABD, küresel ve yerel diktatörler Suriye'de İslami devrime(!) neden destek versin, müsade etsin. İhvanı Müslimin gibi bir yapıyı bile terör listesine alan ABD ve bölge ülkeleri neden Suriye'de İslam devrimini(!) inşa etsin.
Küresel güçler; savaşta en coşkulu ruh olan "dinsel söylemleri ve aktörleri" sahaya sürer lakin savaş sonrası bu söylemlerle bir yapının kurulmasına asla müsaade etmez.
Afganistan'da son yirmi yılın en soylu direnişi zaferle neticelendi. ABD, küresel güçler ve Ortadoğu'daki kukla yöneticilere rağmen kimliğinden, duruşundan ödün verilmeden ambargolara rağmen Afganistan bir devrim yaptı. Asıl ve asil devrim de benim nazarımda budur. ABD karşı bir duruş ve direniş olduğu için Afganistan hala batının terör listesindedir. Yaptırımlar hala devam etmektedir. Neden Suriye'ye tanınan imkânlar, kolaylıklar Afganistan'a tanınmıyor. Suriye'de tablo baştan beri bu duruşun aksine gerçekleşti. Batının imkanlarıyla ve iktidarlarıyla bir süreç Müslümanlara işletildi.
ABD hem karıştırıyor hem barıştırıyor. Kim gelirse gelsin ABD'nin aktör oluşu bölgede daha bir derinleşiyor. Başta Suriye olmak üzere tüm Ortadoğu'da ABD varlığı daha da derinleşiyor. Bu derinleşmenin endişe yaratması gerekirken maalesef zafer edalarıyla endişe görülmüyor bile.
Bölgenin mutluluğu bir gücün başka bir gücü bastırması değil ABD'nin geriletilmesidir. Ortadoğu'da sorun olan ABD ile ilişkisi olmayan hiçbir güç maalesef yok. (İran hariç) Oysa sorun olan yapı çözüm merkezi olamaz. ABD'nin olduğu yer zaten sorundur.
ABD'yi ve beslemesi İsrail'i bölgede geriletmeyen, etkisizleştirmeyen her oluşum ölümcüldür.
Türk, Kürt, Arap, Fars kim olursa olsun ABD'nin gölgesinden çıkmadıkça hiç kimse kazanamaz. ABD'nin varlığını bölgede derinleştiren her yapı kim olursa olsun bölge için zarardır.
Suriye'nin şiddet sarmalından da ABD hegemonyasından da kurtulması gerekiyor. Yoksa yerel bir diktatörden kurtulup küresel diktatörlerin yörüngesine girmekle gelecek inşa edilemez...
Şiddetin değil adaletin, öfkenin değil merhametin, dışlamanın ve düşmanlaştırmanın değil dayanışmanın olduğu bir Ortadoğu'da herkes kazanacaktır. Aksi takdirde "kimin hakim, kimin mahkum" olduğuna bakılmaksızın herkes kaybedecektir.
Milliyetçilik bir kurtuluş değil bir girdaptır. Kendi milliyetçiliğini "kutsal ve zorunlu" olarak görüp bir başkasının hak arama mücadelesini milliyetçilik diyerek şeytanlaştırıp bastırmak düşmanlık üretmekten başka bir şey çıkarmaz. Birbirinin kopyası olmakla orijinal olunmaz. Zalimin kopyası da zalimdir. Yanlışın kopyası da yanlıştır. Birine yasal olan diğerine yasak olursa orada kaos kaçınılmaz olur.
Düşmanlarımız, "bizi birbirimize düşmanlaştırarak" hep kazanmaktadır. Düşmanlarımıza karşı en büyük silahımız birbirimizi düşmanlaştırmaktan vazgeçmektir. Zira zaaflarımız, zayıflığımızın esasını oluşturuyor.
Suriye'de yapılan her şeye İslamilik anlamı yükleniyor. Bu tür erken anlam yüklemeler büyük bir risk barındırıyor. Bugün her yapılana İslamilik anlamı yüklersen yarın yapılan yanlışları da birileri İslam'a yükler. Zalimler ve zulümler asla ölçü olmamalıdır. Hele kendinizi İslam ve Allah ile ifade ediyorsanız daha dikkatli olmalısınız. Allah ve İslam ifadeleri savaşta bir telaffuz değil bir ölçü olmalıdır. Aksi takdirde vahşetinizi Allah ve İslam’la sergilediğiniz zaman bu hem insana hem İslam'a zulmetmektir.