Sonunda Külliye'ye de çağrıldı ya; ört ki ölem!
Bu ülkede ne değerli alimler, ne yiğitler yazdılar, söylediler konuştular, toplumu derin uykudan uyandırmak için feryat ettiler; ya susturuldular, ya alay ya hakaret ya tehdit ya da afaroz edildiler...
Olmadı deli diye tımarhaneye yatırıldılar, yetmedi zindana atıldılar, Susturulamayanlar değişik yöntemlerle sürgün edildiler; ya gurbet ellere ya toprağın altına...
Yüz yıllardır "Mehdi" bekleyen toplumlar, hakiki davetçilerin mesajı adam olmanın yolunun elini taşın altına koymaktan ve bedel ödemekten geçtiği için, her devirde ya bir "şeyh"in elini öperek ya bir "şarlatan"ın peşine takılarak kolay yoldan Cennet'e tercih ediyor...
Osmanlı'nın çöküş döneminden itibaren İslam dünyasında yeniden diriliş için İslam'ın anlaşılması adına kafa yoran o kadar dertli insan var ki, akıbetleri hep aynı...
Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh, Hasan el Benna, Seyyid Kutub, Mevdudi, Ali Şeriati, Seyyid Hüseyin Nasr, Malkolm X, Fazlurrahman, Muhammed İkbal, Muhammed Esed, Cevdet Said...
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında gidişattan rahatsız olup kendi çapında ter döken Süleyman Hilmiler, Said-i Nursiler...
Sonra, Necmeddin Erbakanlar, Yaşar Nuri Öztürkler....
(İsimlerini tek tek saysam aklıma gelmeyenlerin hakkı geçer, o yüzden sembol olanlarla yetindim.)
"Kitap" yerine "def"i, "okumak" yerine "zikir"i tercih edenleri; Ali Kalkancıların Müslüm Gündüzlerin takipçilerinin akıbeti bekliyor.
Toplum arayış içinde.
İslam adına adaletsiz bir dünya inşa edenlerden siyasetçilerden, hurafeleri din diye anlatan hocalardan, muskayı ve üfürüğü şifa diye yutturan cincilerden illallah eden insanlar "Kabe'de hû çeken hacılar"la ivme yakalayan ve bu fırsatı tepe tepe kullanıp ranta çevirmeyi başaran bir şovmenden "Hoca" çıkardı.
Acı olan ise, fırsatçılık yapıp bu dalga üzerinde sörf yapmak için soyunmadan sahile hücum eden zavallıların çokluğu!..
Yahu Milli eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Belediyeler, Üniversiteler!!!
Sizin kendinize ait bir programınız yok mu?
İşi abartıp ders zilini bile ilahiye çeviren boy goygoncu okul müdürleri!
Telif ücretini dahi akıl etmeden çocuklara dinlettiğiniz o ilahiden hayır gelir mi?
Dünyanın maaşını ödediğimiz 150 bin Diyanet personeli bedava lojmanlarında zikir çeksin, İslam'ı sevdirme görevi de bir şovmene düşsün...
20 milyon öğrencinin "takım ve terbiye"sini Milli Eğitim'in 1 milyondan fazla öğretmeni başaramadı; ilave olarak, köle muamelesi gören "ücretli öğretmenler"in fedakârlığı yetmedi; imamlardan alınan destek fos çıktı; vakıf ve derneklerin beyin yıkama etkinliklerinden yeterli sonuç alınamadı; görev, okuma yazması olup olmadığından emin olmadığımız bir darbukacıya kaldı.
Laikçi yobaz birkaç siyasetçinin, gazetecinin, sanatçı bozuntusunun salyalarını fırsata çevirip topluma yeniden "sosyal mesafe" biçen Cumhurbaşkanımız da "ayağına gelen pas"ı boş geçer mi?
Bir önceki seçim nasıl ki zavallı Kılıçdaroğlu'nun ayağının altındaki "seccade" sayesinde kıl payı kazandırıldıysa, gelecek seçimin sonucu da şimdiden belli sayılır...
Bir sonraki seçimi yeniden kazanmanın yolunun gerginlikten geçtiğinin bilinciyle önce toplumsal kutuplaşmayı körükleyip sonra kendi kitlesinin saflarını sıkılaştıracak...
Şalvarlı belediye başkanı ablamızdan sonra yeni kurtarıcısını da Külliye'de bir güzel ağırlayacakmış.
Şimdiden haber vereyim:
Önümüzdeki ilk (erken) seçim mitinglerinde Cumhurbaşkanımızın sağında şalvarlı beyaz tülbentli belediye başkanı ablamız, solunda da ilahici kardeşimiz çok yorulacaklar.
Seçim müzikleri de belli:
1) "Kabe'de hacılar hû çeker Allah",
2) "Dombra",
3) ...
Ne diyelim; "Allah verdik en veriyor!"
Yazık ki ne yazık!
Yotube'de
"Tımarhanede bu hafta" diye ironi ve taşlama içerikli bir seri var.
Yine bol bol malzeme çıktı kendisine; bir program sığmaz bu kadar delilik tepe tepe kullan Şule Aydın!
Benden yana helal olsun!
Not: Rabbimden; İnandığı davanın Mazlum Gazisi Hasan Mezarcı abiye şifa,

