Rahmetli dedemin çocuklukta öğrendiği diller Arapça ve Kürtçeydi.
Türkçeyi ise Midyat’tan Diyarbakır’a, Diyarbakır’dan da İstanbul’a gidip yerleştikten sonra ancak kendine yetecek kadar öğrenebilmişti.
Ömrünün son dönemlerinde Ecevit’in, ‘Halkçı Ecevit’in’ esip gürlediği yıllarda radyo ve televizyonda haberleri izlerken sıkça;
‘Hele bir gelin oğlum, bu ne diyor?’ diyerek biz torunlarını yardıma çağırır,
‘Allah bu Ecevit’in müstahakını versin! Zar zor 50 yılda bir Türkçe öğrendik, onu da bize haram etti!
Bakın Süleyman (Demirel) ne kadar güzel konuşuyor;
İmkan, ihtimal, şahit, mahkum, mevkuf, muhteva, binaenaleyh… hepsini anlıyorum.
Bu tanık, sanık, tutuklu, olanak, olasılık, içerik… de nedir oğlum? Evi yıkılası bizi tekrar lal etti, Türkçemizi kaybettik!’ derdi.
Hikaye bu kadar da değil!
Annesi Saraylı paşazade ünlü bir ressam ‘Beyaz Türk’, babası Kürt asıllı olsa da adam akıllı ‘beyazlaşmış’ profesör bir milletvekili, kendisi ve eşi Robert Kolejli, halkla bütün ilişkisi başına eğreti oturtulan bir kasket olan (o da öyle Elazizlilerin 8 köşeli kasketi gibi değil) Bülent ‘Halkçı’;
Bırakınız anasını, bacısı bile ayağı şalvarlı başı yazmalı İslam köylü ‘Çoban Sülü’ ise ‘Morrison Süleyman’
Hayatım boyunca ikisinden de hazzetmedim ama memleketimin insan manzaraları ‘yersen!’ misali böyle.
Allah var bizim memleket de sağlam ‘yer’
Her neyse! Gelelim ‘Voltran’ meselesine!
HDP eski Eş Genel Başkanı Demirtaş Millet İttifakı’nı yerden yere vuran bir demeç vererek;
‘Onlar adına ben utanıyorum, bir voltran oluşturamadılar’ dedi.
Biz daha vizyon, misyon, sansasyon, emisyon, ambiyans, balans, türbülans, kaotik, otantik, monolitik…’leri hazmetmemişken bu sefer de başımıza ‘voltran’ çıktı!
Allah beterinden korusun ama itiraf edeyim ki rahmetli dedemden beter bir hale düştük!
Eskiden böyle durumlarda lügatlere koşardık. Allah’tan Google amca var da perişanlıktan kurtulduk.
Google Amca şöyle diyor;
‘Voltran Nedir?
Voltran, 1980’li yıllarda televizyon için yapılmış olan bir çizgi filmdir. Dev bir robotu konu almaktadır. Bu dev robot beş farklı aslanın birleşiminden oluşmaktadır. Böylece çok daha güçlü hale gelmektedir ve kötülüklere karşı savaşmaktadır. Etkileyici yapısından dolayı çocukların dikkatini çekmiş ve gelecek kuşaklarda da büyüyen bu çocuklar tarafından kullanılmaya devam edilmiştir.
Voltran Oluşturmak Ne Anlama Gelir?
Voltran oluşturmak, bu beş aslanın bir araya gelerek büyük bir robot oluşturması anlamına gelmektedir. Bu sayede aslanlar çok daha güçlü bir yapı haline gelebilmektedirler. Çok daha güçlü düşmanlara karşı kolaylıkla savaşabilmektedirler. Bu durum, takım çalışmasının önemini çocuklara göstermektedir. Takım üyelerinin bir araya gelmesi ve uyumlu şekilde çalışması Voltran oluşturmak olarak günümüzde ifade edilmektedir.’
Ohh çok şükür cehaletimizi izale ettik!
Millet İttifakı’nın başı dertten kurtulmuyor.
Yaz yaklaşırken kendini sahillere atan
denizlerin partisi CHP’ye, denizler iyi gelmedi!
Önce Karadeniz gezisinde yere göğe sığdırılamayan İmamoğlu, sonrasında ise Van Denizi (Kürtler Van gölüne deniz derler ‘Bahra Vané’) gezisinde Mansur Yavaş yere indirildi. 99 yıllık çınar sallanmaya başladı!
Üstelik bu sefer ağaca baltayı vuranlar ise hep dost bilinenler!
Millet İttifakı’nı destekleyen yazarlardan biri ‘Dağ fare doğurmaktan bıkmıyor’ çıkışıyla, bir diğeri ‘Rutin ve hiç bir heyecan uyandırmayan içi boş sloganları tekrarlamalarından bıktık, somut şeyler bekliyoruz’ diyerek 6’lı Masa’ya bindirdi,
Son olarak da 2016 yılından bu yana cezaevinde tutulan Demirtaş;
‘Onlar adına ben utanıyorum, bir voltran oluşturamadılar’ ateşiyle bizi Google’a muhtaç etti!
Bütün bunları üst üste koyarak sormak istiyorum:
Önce neler oluyor?
Sonra;
Bu durumda ne yapmak lazım? Söyleseler, dillerinin altındaki baklayı çıkarsalar da bilsek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ölümüne muhalif olan ‘muhalefet içindeki muhaliflerin’ önlerinde 3 seçenek var:
- Millet İttifakı’nın her türlü yetersizliği ve defolarına rağmen bağırlarına taş basarak Millet İttifakı’na oy vermek.
- ‘Ne Millet, ne de Cumhur İttifakı’ndan bize bir hayır yok. Al birini vur diğerine’ diyerek seçimleri boykot etmek.
- Bunca kavga ve muhalefete rağmen AK Parti lideri Erdoğan ile tekrar bir müzakereye (kelime tam yerine oturmadı, siz istediğiniz kelimeyi koyun) girerek, yeni şartlarla Erdoğan ile devam etmek.
Evet!
‘Voltran oluşturamadılar, onlar adına ben utanıyorum’ diyen Demirtaş da dahil muhalefetin içindeki muhalifler ne diyorsunuz?
Siz Millet İttifakı’nın bu yetersizliğinden bizler de hem iktidarın yanlışlarından, hem muhalefetin programsızlığından, hem de sizin bu ‘agu-mugu, dıgıl- mıgılınızdan’ usandık!
Biraz ‘Türkçe’ konuşsanız da anlasak.
Kaynak: Farklı Bakış