Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Engin GÜLTEKİN


VENEZUELA: BÜYÜK ŞEYTAN İÇİN SONUN BAŞLANGICI...

Engin Gültekin'in "yeni" yazısı...


ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği müdahaleci hamle, küresel ölçekte ciddi bir gürültü koparmıştır. 

Herkes bir şeyler söylemekte; ancak çok azı meseleyi bütünlüklü, derinlikli ve tarihsel bağlamı içinde değerlendirmektedir. 

Tabirimi mazur görün; bu gürültüde “ağzı olan konuşmakta”, fakat hakikati gören neredeyse yoktur.

Oysa bu meseleye günlük politik reflekslerle değil; hakikat, güç, çıkar üçgeni üzerinden bakmak gerekir. Çünkü ABD–Venezuela meselesi ne yalnızca “petrol” meselesidir ne de sadece “Maduro” sorunudur. Bu hadise, küresel tahakküm düzeninin nasıl işlediğini gösteren canlı ve ibretlik bir örnektir.

Malcolm X’in şu sözü, meselenin özünü çarpıcı biçimde özetler:

“İster oy kullanıyor olun ister kurşun sıkıyor olun; hedefi iyi seçmelisiniz. Kuklayı değil, kuklacıyı vurmalısınız.”

Uluslararası arenada asıl mesele de budur: Kuklayı değil, kuklacıyı görmek ve tanımak.

Venezuela’nın dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip olduğu doğrudur. Ancak sorun petrolün varlığı değil, kimin kontrolünde olduğudur. Hugo Chavez ve ardından Nicolas Maduro yönetimi, petrol kaynaklarını çok uluslu Amerikan şirketlerinin denetiminden çıkararak, Devletleştirerek, Sosyal harcamalara ve kamusal politikalara yönlendirerek ABD merkezli küresel sermaye düzenine açık bir meydan okuma gerçekleştirmiştir. 

İşte bu, ABD açısından affedilmez bir “suç”tur.

“Büyük Şeytan” mantığı son derece nettir:

“Petrol varsa sorun yoktur; fakat o petrolü biz yönetemiyorsak, orada mutlaka bir sorun vardır.”

Dolayısıyla mesele petrol değildir; itaatsizliktir.

ABD hiçbir zaman demokrasiyle, insan haklarıyla ya da halkların refahıyla sahici anlamda ilgilenmemiştir. 

Demokrasi ABD için zulmünü, emperyalist emellerini ve haydutluğunu örten bir perde olmuştur. 

ABD’nin kendisine sorduğu temel sorular şunlardır:

“Bu ülke bana bağlı mı?”

“Benim çizdiğim hatta mı yürüyor?”

“Bana itaat ediyor mu?”

Maduro yönetimi;

ABD hegemonyasına karşı durmuş,

Rusya, Çin ve İran ile ilişkiler geliştirmiş,

IMF ve Dünya Bankası reçetelerini reddetmiştir.

Bu tutum, küresel sistem açısından açık bir başkaldırı, yani “sistem dışına çıkma” girişimidir.

ABD’nin asla affetmediği şey yoksulluk değildir; itaatsizliktir.

Uluslararası hukuk söylemi, büyük güçler için bağlayıcı değil; sadece zayıflar için geçerli bir disiplindir. Irak’ta milyonlarca insan katledildi. Filistin’de İsrail, dünyanın gözü önünde bir soykırım yürüttü. ABD ise İsrail’i ya bizzat destekliyor ya da seyrediyor.

Bugün Venezuela’da olan da aynıdır: Seçimle iş başına gelmiş bir devlet başkanı, hukuk dışı yöntemlerle alaşağı ediliyor.

Yılar önce İmam Humeyni’nin hacılara yaptığı şu uyarı, bugün çok daha anlamlı hale gelmiştir.

“Küçük şeytana değil, asıl büyük şeytan olan ABD’ye taş atın.”

Zira ABD’nin hukuk anlayışı şudur:

“Güç bende ise hak da bendedir.”

Bu nedenle “ABD terörist bir devlettir” ifadesi duygusal bir slogan değil; tarihsel ve siyasal bir tespittir.

ABD Bombayla, ambargoyla, ekonomik kuşatmayla, medya manipülasyonuyla terör uyguluyor ve uygulatıyor.

ABD’nin yöntemleri neredeyse hiç değişmiyor.

Ambargolarla ekonomiyi çökertiyor.

Halkı yoksullaştırıyor.

Yoksulluğun faturasını yönetime kesiyor.

“Muhalefeti” fonluyor.

Askerî ya da sivil darbeye zemin hazırlıyor.

Latin Amerika literatüründe buna açıkça “rejim değişikliği operasyonu” denir.

Şili’de Allende,

Irak’ta Saddam,

Libya’da Kaddafi,

Mısır’da Muhammed Mursi,

Suriye’de Esad

Ve denemeler…

Liste uzayıp gitmektedir.

Büyük resimde kaçırılmaması gereken önemli bir nokta var. O da şudur: ABD korkmaktadır.

Çünkü eğer Venezuela başarırsa, eğer başka ülkeler de “ABD’siz bir yol mümkündür” demeye başlarsa, işte o zaman Büyük Şeytan’ın imparatorluğu çözülmeye başlar.

Bu yüzden mesele Maduro değildir; model meselesidir.

ABD’nin Venezuela’daki derdi:

Demokrasi değildir,

İnsan hakları değildir,

Halkın refahı hiç değildir.

Derdi şudur:

“Benim izin vermediğim hiçbir ülke, benim sistemimin dışında ayakta duramaz.”

Bu nedenle ABD düzeni itaat etmeyeni ya satın alır, ya da boğar.

Bir tarihe şahitlik etmekteyiz. Bu şahitlikte unutulmamalıdır ki, tarih boyunca bütün müstekbirler er ya da geç devrilmiştir. Güce dayalı hiçbir zulüm düzeni kalıcı olmamıştır.

Kur’an bu hakikati açıkça ilan eder:

“İşte biz, zulmeden toplumları böylece birbiri ardınca helâk ederiz.”

(En‘âm Sûresi, 6/47)

Bir başka ayette ise ilahi yasa net biçimde ifade edilir:

“Zalimler yakında nasıl bir inkılâpla devrileceklerini göreceklerdir.”

(Şuarâ Sûresi, 26/227)

Bu yüzden Venezuela meselesi, sadece bugünün değil; geleceğin nasıl şekilleneceğinin de habercisidir bence...

Maskeler düşmüş, roller açığa çıkmıştır.

Artık mesele, kimin nerede durduğunu açıkça görme meselesidir.

 

Selam ve dua ile...

 

Engin GÜLTEKİN

Eğitimci-Yazar-Sosyolog

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR