Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Engin GÜLTEKİN


SURİYE'DE MÜSLÜMAN AKLIN BÜYÜK İMTİHANI

Engin Gültekin'in "yeni" yazısı...


Olaylara bakışımız vasat olmalı ve ümmet bilincinin temel taşlarını içermelidir.

Bizden beklenen; slogan üreten, ayrıştıran, ötekileştiren ve zihinleri bulandıran değil; muhakemeyi diri tutan, ibret aldıran ve hakkı ifade eden yazılar yazmak ve icraatlar ortaya koymak olmalıdır.

Müslüman olmak bunu gerektirir.

“İşte böylece sizi vasat (denge sahibi, adil) bir ümmet kıldık ki, insanlara şahitler olasınız.”(Bakara, 2/143)

Bu analiz, söz konusu ilke çerçevesinde yapılmaya çalışılmıştır. Hatalar bana, isabet ve doğru tespitler Yüce Allah’a aittir.

"Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir."(Bakara,2/282)

“Attığın zaman sen atmadın; fakat Allah attı.”

(Enfâl, 8/17)

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.

Adaletli olun; bu takvaya daha yakındır.”

(Mâide, 5/8)

Ne Kürt sevgisi adına zulmü meşru görmek, ne de terör karşıtlığı adına bir halkın acılarını yok saymak vicdan sahibi hiç kimsenin kabul edeceği bir anlayış değildir.

Suriye meselesinde Müslümanların savrulmasının temel sebebi bana göre şudur:

Müslümanlar meseleleri “tevhid ekseninde” değil, “asabiyet ekseninde” okumaktadırlar.

Bugün Suriye’de Müslümanlar bilinçli olarak şu ikilemlere sıkıştırılmaktadır:

Ya IŞİD karşıtı olacaksın ya da SDG/PKK'yı meşrulaştıracaksın.

Ya PKK karşıtı olacaksın ya da Kürtlerin yaşadığı zulmü yok sayacaksın.

Ya Türkiye devleti, ya ümmet…

Ya Şii blok, ya Sünni blok.

Bu iki tercih arasında bırakılanlar maalesef asabiye tarafında tercih yapmaya zorlanmaktadırlar.

Bu sahte ikilikler, Müslüman aklın getirildiği zihinsel kuşatmanın sonucudur. Oysa bu kuşatmayı kırmak, Müslümanlar için bir zorunluluktur.

Kur’an’ın teklif ettiği adalet merkezli bakış, bilinçli olarak boğulmaktadır.

Çünkü bu bakış hâkim olsa, oyun bozulacaktır.

En büyük tehdit cahilî asabiyedir. Ancak asabiyeyi sadece etnik milliyetçilikle sınırlamak büyük bir yanılgıdır.

Asabiyenin modern biçimleri vardır ve şunlardır:

-Devletperestlik

-Mezhepçilik

-Örgüt romantizmi

-“Bizimkiler” refleksi

Bu nedenle:

SDG’yi “Kürtler mazlum” diyerek aklamak asabiyedir.

Türkiye’nin her politikasını “devletimiz” diyerek sorgusuz sualsiz savunmak da asabiyedir.

IŞİD’i “İslam adına” konuşuyor gibi sunmak dinin istismarıdır.

Kürt halkının tarihsel ve güncel mağduriyetini yok saymak adaletsizliktir ve asabiyedir.

Türkiye’nin Suriye’ye yaklaşımı; ümmet perspektifinden ziyade ulus-devlet güvenliği perspektiflidir.

Bu bir itham değil, tespittir. Ulus-devletlerde çıkar, sınır ve güvenlik önceliklidir. Ümmet bilinci ise hak ve adalet merkezlidir.

Müslüman, devleti ilahlaştırmadan, Ümmeti romantize etmeden okur.

Müslüman devleti savunmaz, adaleti savunur.

Bu noktada karşımıza şu sorular çıkar: Kime inanacağız? Kimi savunacağız.

El Cevap: Ne IŞİD’e; çünkü tekfiri din haline getirmiş, zulmü cihat diye pazarlamıştır.

Ne SDG/PKK’ya; çünkü emperyal desteklidir, seküler ve ayrılıkçı bir projedir.

Ne de devlet propagandalarına; çünkü devletler masum değildir.

O hâlde kime?

Kur’an’a, sahih sünnete ve adalet ölçüsüne…

“Eğer bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah’a ve Resûl’e götürün.”

(Nisâ, 4/59)

“Size iki şey bırakıyorum; onlara sımsıkı sarıldıkça asla sapıtmazsınız:

Allah’ın Kitabı ve benim sünnetim.”

(Muvatta, Kader 3)

Kürt halkının haklı taleplerini savunmak, PKK’yı meşrulaştırmayı gerektirmez. PKK’ya karşı olmak da Kürtlerin maruz kaldığı zulmü inkâr etmeyi gerektirmez.

Bu dengeyi kuramayan herkes, ifrat ve tefrit sarkacında savrulmaktadır.

“Allah sizi (bundan önceki kitaplarda da) bu Kur’an’da da ‘Müslümanlar’ diye isimlendirdi; ta ki Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız.”

(Hac, 22/78)

Bu ayet; zulme karşı susmayı değil,

insanlığa şahitlik sorumluluğunu yükler.

Müslüman kimliği;

Pasif bir aidiyet değil,

Aktif bir adalet çağrısıdır.

Bugün Suriye’de Müslümanların en büyük problemi; kimin daha güçlü olduğu değil, kimin daha adil olduğu sorusunu kendilerine sormayı unutmuş olmalarıdır.

Allah bizleri;

Zalimin kimliğine bakmadan ona karşı duran, Mazlumun etnik kökenine bakmadan onun yanında yer alan, Devleti ilah, örgütleri kurtarıcı görmeyen, Vasat ümmet bilinciyle dirilen kullarından eylesin.(Amin)

 

Selam ve dua ile...

 

Engin GÜLTEKİN

Eğitimci-Yazar-Sosyolog

 

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR