Müslüman zihnin sorunu, büyük ölçüde iç ve dış siyasetin reel politik hesaplarla yürütüldüğü dünyada benimsediği kimliği oluştururken kendisinin de salt reel politik ince ve donanımlı hesaplar yaparak yol alabileceğine inanmış olmasıdır. İddia edildiğinin aksine sahih kaynaklara referans veren ideal politik, günün gerçeklerine karşı kör veya malihülyalı değildir, sahih ideal politik ahlaki normlara ve ne olursa olsun amir hukuk çerçevesine riayeti şart sayar, bu arada reel dünyanın maddi, sosyal şartlarını da hesaba katar.
Sorun şu ki, modern bakış açısı başta siyaset olmak üzere iktisadi faaliyeti, bilimi ve diğer beşeri etkinlikleri dine ve ahlaka, başka bir deyişle Allah’a karşı otonomlaştırmakta, her bir alan için özerk yasalar vaz’etmektedir.
2011’den başlamak üzere Türkiye’de neredeyse muhafazakar ve dindar çevrelerinin büyük bir iştahla sahiplendiği Suriye politikasına benim koyduğum rezervlerin sebebi, dindar kimlikle sadece Türkiye değil, İslam dünyasının genelini kapsayacak bir yeniden diriliş (ihya) veya ıslahat arzusu içinde olanlar, bir anda modern ulus devlet motivasyonuyla Suriye politikasını çizerlerken, bunun Suriye ve bölgeye büyük felaketler getireceği öngörüsüydü.
Tabii ki bir yönetimden memnun olmayanlar, memnuniyetlerini sözel, görsel ve fiili olarak dile getirme hakkına sahipler, muhalefet meşrudur. Şiddet ve terör, sivilleri hedef alan eylemler veya askeri ihtilal muhalefeti gayrımeşru duruma düşürür. Suriye’de 1982 yılında askeri ihtilal denenmişti, başarılı olmadı, on binlerce insanın hayatına mal oldu, 2011’de kendisi yanlış olanı tekrar etmenin manası yoktu, “denenmiş denenmez” denmiştir.
O zamanki değerlendirmeme göre 2011 ayaklanması bütünüyle iç dinamiklerin eseri değildi, elbette Baas yönetiminden fazlasıyla gayrımemnunlar vardı, yönetim kendisine karşı muhalefeti, hareketleri kanlı biçimde bastıracaktı. Tabii ki yönetimin acımasızlığı ona sonsuza kadar boyun eğmeyi gerektirmiyordu, bunu kimse savunamaz. Belki başka yöntemleri denemek lazımdı, bu yapılmadı.
Suriye örneğinde ideal politik, Baas yönetiminin sonlandırılmasıydı, doğru reel politik sivil katliama, ülkenin tahribine ve üzerinde bulunduğu eksenden kaydırılmasına fırsat vermeden sivil bir değişimdi. 2011-2025 arasında süren iç savaşta Suriye’de takip edilen iç silahlı ayaklanma ile yönetim değişikliği projesinin nelere mal olduğuna bakalım.
1.İnsan zayiatı: Suriye iç savaşında ki zayiata ilişkin iki farklı rakam söz konusu:
A-İç savaşta 219-306 bin sivil öldürüldü. Sivil ve savaşçı toplam can kaybı 470-610 bine civarında tahmin ediliyor.
B-2011-2024 arası 700 bin kişi öldürüldü (150 bin muhalifler, 120 bin rejim askeri ve polisi, 430 bin sivil halk, bunların içinde amcamın kızının kocası ve 21 yaşındaki oğlu da var, kendisi de 6 ay sonra vefat etti).
2.Mülteciler
A-Aralık 2022 itibarıyla, tahmini 6,7 milyon mülteci Suriye’den kaçmak zorunda kaldı veya yaklaşık 5,5 milyon Suriyeli mülteci Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır olmak üzere beş komşu ülkeye dağıldı.
B-Başta tarihi Halep şehri olmak üzere Suriye’nin yerleşim alanları tahrip edildi, altyapısı tahrip çökertildi.
Milyonlarca insanın bir anda yerini yurdunu terkedip mülteci duruma düşmesi ne büyük bir dram. Reel politik açıdan ne olursa olsun iktidarını korumak adına milyonlarca insanın hayatının kararmasına aldırmayan bir diktatör, öte yandan her ne pahasına olursa onu devirmek üzere iç savaşı sürdüren muhalifler. Arada olan hayatını kaybeden 700 bin insana ve mülteci duruma düşen milyonlarca Suriyeliye oluyor.
Reel politik hesaplarla bu savaşı planlayanların her ne adına olursa olsun, milyonlarca insanın bu felakete maruz kalmalarına hakları var mıydı? Ahlaki ve hukuki sorumluluk sahibi bir müslüman asla böylesine gaddarca yollara başvurmaz, çünkü bilir ki, bu dünyada olmasa bile ahirette bu masum insanların hesabı sorulacaktır.
En yetkili zatlara sesimi duyurmaya çalıştım: Bu strateji yanlıştır, iki üç ayda bitmez, dünyadaki iç savaşlardan biliyoruz ki –örneğin Latin Amerika, İspanya, Lübnan iç savaşı- bir iç savaş asgari 10-15 sene sürer ve sıradan insanlara maliyeti çok yıkıcı olur.
Dindar muhafazakar kesimi Suriye iç savaşında motive eden amil, ideal politiğin ahlaki norm ve hukuk kuralları değildi, reel politiğin vaadettiği Suriye üzerinde nüfuz kurma arzusu ve iştahıydı. Bu iştah milyonlarca insana sadece felaket getirmekle kalmadı, bunun yanında jeopilitik hüsran da getirdi.
Şöyle ki:
- Bir arada yaşayan dini, mezhebi ve etnik toplulukların ayrışması, kutuplaşması, çatışması ve dış müdahalelerin manipülasyonlarına açık hale gelmesi. Oysa uygun bir sosyo politik modele söz konusu farklı sosyolojileri bir çatı altında toplamak mümkündü.
- Ülkenin güneyinde yaşayan Dürzîler’in İsrail’in himayesine girmesi;
- Yine uygun bir modelle çözülmesi mümkün Kürt sorunun bugün bu noktaya gelmiş olması.
Bütün bunlar ideal politikten kopuk reel politiğin yol açtığı hasarlardır.
Kaynak: mirat haber

