Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Engin GÜLTEKİN


MANEVİYATIN PAZARA DÖNÜŞMESİ

Engin Gültekin'in "yeni" yazısı...


MANEVİYATIN PAZARA DÖNÜŞMESİ

İnsanlık tarihi boyunca kutsal metinler, insanın varoluşunu anlamlandırmasında en temel rehberlerden biri olmuştur.

Özellikle Kur’an-ı Kerim, Müslümanlar için yalnızca okunacak bir kitap değil; hayatı inşa eden, ahlâkı şekillendiren ve insanı olgunlaştıran ilahi bir rehberdir. Sadece ibadet değil aynı zamanda muamelattır.

Ne var ki günümüzde modern iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte maneviyat alanı ciddi bir dönüşüme sahne olmaktadır. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve çevrim içi platformlar üzerinden yürütülen “manevi eğitim”, “Kur’an’ı anlama programı”, “ruhsal dönüşüm” gibi faaliyetler, giderek ticari bir sektöre dönüşmektedir.

Bugün kutsal olan, pazarlanabilir bir ürüne indirgenmektedir. Din, bazı çevreler tarafından maddi kazanç elde etmenin, kariyer inşa etmenin ve güç devşirmenin aracı hâline getirilmektedir.

Maneviyat, paketlenmekte; markalaştırılmakta ve abonelik sistemlerine bağlanmaktadır.

Bu tablo, bizlere kutsal olanın metalaştırıldığını, dinin bir ticaret nesnesine dönüştürüldüğünü açıkça göstermektedir.

Son yıllarda özellikle dijital platformlarda art niyetli bazı yapılar şu yöntemleri sıkça kullanmaktadır:
“Ücretsiz Kur’an eğitimi” vaadiyle davet, WhatsApp ve Zoom gruplarına yönlendirme, İlk aşamada güven oluşturma, ardından kitap, paket, abonelik, özel ders veya bağış adı altında ücret talebi…

“Gelişim için devam şart” denilerek, klasik pazarlama modeli dini içeriklere uygulanmaktadır. Böylece Kur’an ve dinî bilgi, bir “müşteri kazanma aracı” hâline getirilmektedir.

Örneğin kişi sosyal medyada şu çağrıyla karşılaşır:
“30 günde Kur’an’ı anlayarak okumak ister misiniz? Ücretsiz katılın.”
Başlangıç ücretsizdir. Ancak bir süre sonra:
“İleri seviye için paket almanız gerekiyor.”
“Ruhsal gelişiminiz için özel danışmanlık şart.”
“Bu programa sadaka vermeden ilerleyemezsiniz.”
denilerek sistem ticari bir yapıya dönüşür.

Bu noktada Kur’an artık rehber değil, bir pazarlama aracıdır.

Kur’an’ın “Allah ile aldatmak” dediği durum tam da budur.

“Ey insanlar! Allah’ın vaadi haktır. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile aldatmasın.”
(Fatır, 35/5)

Aldatmanın her türlüsü kötüdür. Ancak en tehlikelisi, Allah’ın adını kullanarak yapılan aldatmadır.

Bugün bazı yapılar; Allah sevgisini, ahiret korkusunu, manevi arayışı, bir baskı aracına dönüştürmektedir.

“Bu programa girmezsen gelişemezsin.”
“Bize destek olmazsan geride kalırsın.”
“Bu yolu bırakırsan kaybedersin.”
gibi söylemler, açık bir manevi manipülasyondur.

İnsanların korkuları, umutları ve inançları istismar edilmektedir.

Kur’an’da peygamberlerin ortak bir özelliği sürekli vurgulanır:

“Biz sizden bunun karşılığında bir ücret istemiyoruz.”
(Şuara, 26/109)

“Ben sizden bir ücret istemiyorum.”
(Sad, 38/86)

“Ücret istemeyenlere uyun.”
(Yasin, 36/21)

Bu ayetler, bize tebliğin özünün samimiyet olduğunu gösterir.
Peygamberler;
Makam aramamış,
Servet biriktirmemiş,
Din üzerinden zenginleşmemiştir.
Bugün ise bazı kişi ve gruplar “manevi liderlik” iddiasıyla ciddi gelirler elde etmektedir.
“Bize giren kurtulur” anlayışı, peygamber ahlakıyla asla bağdaşmaz.

Maneviyatın pazara dönüşmesi birey ve toplum üzerinde ağır yaralar açmaktadır:
1.Bağımlılık oluşturma:
Kişi sürekli ödeme yapmazsa eksik kalacağını düşünür.
2.Değersizlik hissi:
Parası olmayan birey kendini yetersiz görmeye başlar.
3.İnanç aşınması:
“Her şey para için yapılıyor” algısı gençleri dinden uzaklaştırır.
4.Güven kaybı:
Samimi hizmetler bile şüpheyle karşılanır hâle gelir.

Bu durum, toplumsal yapıyı derinden sarsmaktadır.

İslam fıkhında Kur’an öğretmenin ücretle yapılması bazı şartlarla caiz görülmüştür. Ancak burada temel fark şudur:
Meşru olan:
Şeffaf ücret,
Sabit eğitim bedeli,
Baskı ve manipülasyonun olmaması.
Gayrimeşru olan:
Dini kullanarak baskı kurmak,
Gelişimi paraya bağlamak,
Kutsalı ticari tuzağa dönüştürmek.
Aslında burada sorun ücret değil, istismardır.


Bugün sıkça rastlanan bazı uygulamalara baktığımızda bu istismarı daha net görürüz.

Ayetlerle “şifa paketi” satılması,
“Seçilmiş grup” algısı oluşturulması,
Sürekli bağış baskısı,
Manevi ayrıcalık vaadi…
Bütün bunlar insanların dine olan güvenini zedelemektedir.

Peki gerçek manevi eğitim nasıl olmalıdır?
El cavap:
Şeffaf olmalıdır,
Satış baskısı içermemelidir,
Kişiyi kendine değil, Allah’a yöneltmelidir,
Bağımlılık üretmemelidir.

Eğer bir yapı:
“Bizi bırakırsan kaybedersin”
“Biz olmadan ilerleyemezsin”
diyorsa, orada ciddi bir tehlike ve din istismarı vardır.

Her Müslüman kendine şu soruları sormalıdır:
Neden para isteniyor?
Nereye harcanıyor?
Ücretsiz alternatifler var mı?
Kur’an merkezli mi, kişi merkezli mi?

Şunu bilelim ki; Sorgulamayan bir mümin, kolay kandırılır.

Hülasa; Kutsal olan parayla satılamaz.
Kur’an’ın mesajı evrenseldir, temizdir ve ücretsizdir.
Hiç kimsenin mülkü değildir.
Maneviyat:
Paketlenemez,
Markalaştırılamaz,
Aboneliğe bağlanamaz.
Eğer bağlanıyorsa, orada artık din değil, ticaret vardır.

Bugünün Müslümanları olarak;
Bu istismarlara karşı uyanık olmalı,
İnsanları bilinçlendirmeli,
Samimi hizmetleri desteklemeliyiz.
Çünkü din, pazarlık konusu değil; emanettir.

“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmekten çekindiler. Onu insan yüklendi. Doğrusu insan çok zalim, çok cahildir.”
(Ahzab, 33/72)

Bu  kutsal emanete sahip çıkalım. Emaneti zayi etmeyelim.

 

Selam ve dua ile...

 

Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR