Ramazan DEVECİ

Tarih: 07.05.2021 10:17

Kudüs Gününü Anmak Özgür Kudüs Bilincine Sahip Olmaktır…

Facebook Twitter Linked-in

 

Müslümanların tarihleri içerisinde karşılaştıkları en büyük felaketlerden biri kuşkusuz Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasının ardından Filistin’in İngilizler tarafından işgali ve “İsrail” adı altında siyonist bir rejimin Filistin toprakları üzerinde, İslam coğrafyasının ortasında kurulmasıdır.

Filistinli Müslümanlar doğru bir tespitle bugünü ‘Nekbe’ büyük felaket günü olarak ilan etmişlerdir.

9 Aralık 1917 tarihinde Kudüs ve Filistin toprakları İngilizlerin eline geçtiğinde, Filistin topraklarındaki nüfusun yüzde 92'sini Müslümanlar ile Hristiyanlar oluştururken, Yahudilerin nüfusu ise sadece yüzde 8'di.

İngilizlerin işgal boyunca süren destekleri ile dünyanın farklı yerlerinden göç ile getirilen Yahudilerle Filistin'deki Yahudilerin toplam nüfusa oranı 1947'de yüzde 33'e kadar yükseldi.

1917'de tarihi Filistin topraklarındaki Yahudi nüfusunun 60 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. İngilizlerin himayesinde gerçekleşen Yahudi göçleriyle bu sayı 1948'de 800 bine ulaşmıştı.

1917 yılında Filistin'de yaşayan Yahudilerin sahip oldukları toprakların oranı yüzde 3 ilen, İngilizlerin bütün baskı, yıldırma, gasp ve aşırı Yahudi göçüne rağmen 1946’da bu oran sadece yüzde 6’ya yükselmişti.

Bu gerçekliğe rağmen BM’in 29 Kasım 1947'de kabul ettiği plana göre, Filistin topraklarının yüzde 55'lik kısmını Yahudilere, yüzde 45'lik kısmını ise Araplara verdi. Tabi ki bu taksimi Arap Hristiyan ve Müslümanlar kabul etmediler ve Filistin topraklarında Siyonist işgale karşı direndiler. Ancak dünyanın desteklediği Siyonist işgalciler Filistin topraklarında işgallerini artırarak devam ettirdiler.

İngilizler Filistin'i toprakları terk ederken gayri meşru İsrail rejiminin kurulması için her türlü zemini hazırlamışlardı. Ve 14 Mayıs 1948'de büyük felaket gerçekleşti işgal edilmiş Filistin topraklarında Siyonist İsrail rejimi ilan edildi.

1967 yılında Kudüs’ün Siyonistler tarafından işgali ile Müslümanların üç kutsal beldesinden biri, üç kutsal mescidinden biri Peygamberimizin miraç yurdu özgürlüğünü kaybetmişti. Bu işgalle Filistin halkı tarihin en büyük zulümlerinden birine uğradı, uğruyor. Filistinli Müslümanların canları, malları, namusları heder edildi. Bugün dünyada yaklaşık 6 milyon Filistinli sürgün hayatı yaşamaktadır. Mülteci kamplarında zor şartlar altında vatanlarına dönecekleri günü beklemektedirler.

Kudüs İslam’ın şiarı olan kentlerden biridir. Kudüs’ün kurtuluşu İslami mücadelenin önemli hedeflerinden biri olmalıdır. Kudüs özgür olmadan ümmetin özgürlüğü söz konusu olmaz. “Kudüs'ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır.” diyor Nuri Pakdil. Kudüs’ü savunamayan bir İslam ülkesi bağımsızlığını kaybetmiş demektir.

Onun için Rahmetli İmam Humeyni İslam devrimini gerçekleştirdikten sonra ilk iş olarak Ramazan ayının son cumasını Dünya Kudüs Günü olarak ilan etti.

Ímam Humeyni  rahmetli Kudüs gününü ilan ederken şöyle demişti. "Ben bütün Müslüman devletler ve dünya Müslümanlarından bu gasıp ve destekleyicilerinin ağzının payını verme amacıyla birleşmelerini istiyorum. Keza bütün dünya Müslümanlarına; Filistin halkı için kader belirleyici olabilecek olan ve Kadir günlerinden de sayılan mübarek Ramazan ayının son Cuma gününü ‘Kudüs Günü’ olarak seçip bu günü Müslüman Filistin halkının kanuni haklarını destekleme konusunda dünya Müslümanlarının milletlerarası dayanışma günü olarak belli program ve merasimlerle geçirmeyi öneriyorum. Allah Teâlâ'dan Müslümanları küfür ehline galip kılmasını dilerim.''

O günden sonra dünya Müslümanları Ramazan ayının son Cuma’sını Kudüs günü olarak anmaya başladılar.

Her yıl bütün dünyada Kudüs Günü dolayısı ile çeşitli etkinlikler düzenlenmekte ve Kudüs'te cereyan eden işgal, baskı ve zulümler kınanmaktadır.

Dünya Kudüs günü, İslam ümmeti açısından vahdet ve kardeşlik günüdür; İslam’ın ve ümmetimizin azılı ve küstah düşmanlarına karşı yüreklerimizi ve bileklerimizi birleştirip Kudüs’ümüzle kucaklaşma günüdür. Kudüs günü, İslam’ın mübarek ve mukaddes kıldığı topraklar üzerinde hiçbir gayri meşru yapının duramayacağını, Filistin halkının vatanlarından, haklarından, özgürlüklerinden ve onurlarından mahrum bırakılmasının kesinlikle kabul edilmeyeceğini ve mukaddesatımızın siyonistlerin çizmeleri altında çiğnenmesine göz yumulmayacağını haykırmanın günüdür! Kudüs günü, özgür Kudüs için Allah ile ahitleşme ve Kudüs’ümüzün özgürlüğü uğruna kurban sunduğumuz tüm şehitlerimizle misakımızı tazeleme günüdür.[1]

Kudüs Müslümanların ortak değeridir. Kudüs Mücadelesi Müslümanların vahdet vesilesi olmalıdır. Onun için mezhebi ve milli kaygıları bir tarafa bırakarak, Kudüs meselesine yaklaşmak gerekiyor.

Rahmetli Erbakan hoca bütün mitinglerinde Müslümanlardan Kudüs’ün kurtuluşu için çalışacaklarına dair söz alırdı. Böylelikle Türkiyeli Müslümanlarda bir Kudüs bilinci, Kudüs şuuru oluşturmaya çalışırdı. İşgalci Siyonist İsrail’in sadece güçten anlayacağını söyleyen Erbakan hoca İsrail ile mücadelede tek yolun direniş olması gerektiğini ifade etmiştir.

Kudüs üç tevhid dini içinde kutsal bir beldedir. Kudüs vahiy yurdudur. Onlarca tevhid peygamberinin mücadele yurdudur. Kudüs, şehirlerin anasıdır. Tarih boyunca tevhit ve adalete inanlar, Kudüs'ü barış yurdu haline getirmişlerdir. Kudüs yıllarca Müslümanların hakimiyetinde Yahudiler ve Hristiyanlar için bir barış yurdu olmuştur. Bugün ise Siyonist İsrail’in elinde tam bir zulüm diyarına dönüşmüştür.

Bizler dünyanın hangi ülkesinden ve beldesinden olursak olalım, hangi kavme, hangi mezhebe ve hangi cemaate mensup olursak olalım; Kudüs’ün özgürlüğü tevhid ve adalet yurdu olması için birlik içerisinde çalışmalıyız.

Kudüs bizim için hem vahdet ve kardeşliğimizin, hem izzet ve zaferimizin teminatı, kurtuluşumuzun kapısı ve hak yolda yürüyüşümüzün pusulasıdır. Doğru yolda yürüyüp yürümediğimizin göstergesi Kudüs davasına olan bağlılığımızla ölçülür. Kudüs’le bağımız gevşedikçe, Kudüs’ü unutup başka konulara ve gündemlere boğulunca, Kudüs’ü özgürleştirme mücadelesini bir kenara bırakıp yapay kavgaların ve çatışmaların içine girdikçe, doğru yoldan saptığımızı rahatlıkla anlayabiliriz.[2]

Bugün mezhebi taassup ve milliyetçi kaygılarla paramparça olan İslam Ümmetinin belki de en önemli ortak kaygısı, ortak düşüncesi Kudüs’ün özgürlüğü, Mescid-i Aksa’nın kutsiyeti ve özgürlüğü meselesidir. Öyle ise dünya Müslümanlarına düşen, mezhebi kaygıları bir tarafa bırakıp, ulusal çıkarları bir tarafa bırakıp Kudüs’ün özgürlüğü davasında bir araya gelmek İslami vahdeti gerçekleştirmektir. Rahmetli İmam Humeyni ifade ettiği şu gerçeği unutmayalım: “Her Müslüman bir kova su dökse İsrail’i sel götürür.” Evet Müslümanlar birlik olsa bu kadar basit olan Kudüs’ün özgürlüğü meselesi bizim ayrılığımız yüzünden çok zorlaşmaktadır.

Kudüs günü anmaları İslami vahdete giden bir yol olmalıdır. Çünkü Kudüs günün hedeflerinden biride Müslümanların birliğinin sağlanmasıdır. Bugün Dünyanın farklı yerlerinde her renkten ve her ırktan Müslümanlar Kudüs günü anma etkinliği düzenlerken İslami vahdete katkı sunmaktadır. Kudüs günü adına İslami vahdete zarar verenler Kudüs günün anlamını ve mesajını anlamamışlar demektir.

Kudüs günün amacı Müslümanlarda özgür Kudüs bilinci oluşturmak, özgür Kudüs davasını diri tutmaktır. Kudüs davasının bir iman davası olduğunu hatırlatmaktır. Kudüs Gününü anmak özgür Kudüs bilincine sahip olmaktır.

Kudüs şehitlerinin bize verdiği mesaj budur. Şehit Abbas Musavi’nin dediği gibi “Biz Muhammed ordusuyuz, geri döndük ve Kudüs yolunda ilerliyoruz”

Özgür Kudüs bilincine sahip olanlara ve Kudüs şehitlerine selam olsun…


[1] Dünya Kudüs günü basın açıklaması

[2] Esam Kudüs günü açıklaması


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —