Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Mahmut Olgun


“Kerbela’dan Gazze’ye Penguenin Direnişi”

Mahmut Olgun'un "yeni" yazısı...


Sürüden ayrılan bir penguen vardı. Belki kırılmıştı, belki de sürüsünün körü körüne aynı yöne yürüyüşüne tepki gösteriyordu. Defalarca haykırdı: “Yanlış yöne gidiyorsunuz.” Ancak kimse onu dinlemedi. Sürü alıştığı istikamete doğru yürümeye devam etti. Bunun üzerine penguen, kalabalığın güvenli ama yanlış yolunda kaybolmaktansa sürüden ayrılmayı tercih etti. Yalnız kalmayı göze aldı; çünkü adalet ve insanlık çoğu zaman kalabalığın içinde değil, vicdanın izinde yürüyen yalnız adımlarda bulunur.

Bu penguen, sırtını dünyaya dönmüş bir vicdan gibi, Gazze’nin suskun ama direngen sembolü olan Hanzala’yı hatırlatıyordu. Bir daha arkasına bakmamak üzere yürüyen bir çocuk gibi… 

Penguen yalnızca bir mecaz değil, günümüzde yaşanan olayları anlatan bir aynadır. Kimileri ölen çocukların bir penguen kadar değeri olmadığını dile getirse de; gerçek olan şudur ki, penguenin kaderi ile mazlum halkların kaderi birbirine çok benziyor.

Penguen sıradan bir canlı değildi; hakikati haykıran bir vicdanın temsilcisiydi. Tıpkı Ebu Zer El Ğıfari gibi, kalabalığın yanlışına boyun eğmeyen bir duruşa sahipti. Çünkü doğruyu söylemek ve sürüden ayrılmak çoğu zaman yalnız kalmayı göze almayı gerektirir. Adalet ve insanlık uğruna yalnız durabilmek, tıpkı Kerbela ’da hakikatin yanında duranların yaptığı gibi bir cesaret gerektirir.

Penguen yalnızca tek bir varlığı temsil etmiyordu. O, Kerbelayı, Gazze’yi, Suriye’yi, İran’ı; Afganistan ve Beyrut’u temsil ediyordu. Dünyanın dört bir yanında zulmün gölgesinde yaşam mücadelesi veren mazlum halkların sembolüydü. Bugün güç ve çıkar peşinde koşan vampirler İran’ın üzerine çöreklenmiş olsa da, İran, tüm bu güç odaklarına karşı dimdik durmayı sürdürüyor. Penguen misali, sürünün yönüne kapılmadan, konforlu bir teslimiyet göstermektense, izzetlice kendi hikâyesini yazmak ve kendi yolunu, rotasını çizmek ve takip etmek zorundadır.

Penguen güçten yana durmadı. Güçlü olanın değil, haklı olanın tarafında yürümeyi seçti. Yaşanabilir bir dünyaya doğru yol aldı. Bu uğurda canını bile riske atmayı göze aldı. O, yolunun sonunda mutlaka bir kurtuluş ve azadelik olduğuna inanıyordu; belki de yeni bir dünya… Zulmün kirinden arınmış, tertemiz bir dünya.

Penguen, kan emici güçlere ve küresel çıkar odaklarına karşı isyan etmişti. Halkın alın terinden beslenen düzenlere ve tepeden bakan yönetimlere başkaldırmıştı. Bu yürüyüş yalnızca bir ayrılış değildi, aynı zamanda adalet ve paylaşımın hâkim olduğu bir dünya için sessiz ama kararlı bir itirazdı. Petro-dolarlar ve güç putlarının hüküm sürdüğü düzene karşı çıkan penguen, insanlığın birkaç çıkar odağına teslim edilemeyecek kadar değerli olduğunu biliyordu.

Penguen birlikte güzel bir yaşamı arzuluyordu. Dil, din, mezhep veya etnik köken ayrışmalarına karşı çıkıyor; insanlığın arasına fitne ve fesat sokanlara, ikiyüzlü Dehhak’lara, müstekbirlere ve menfaatperestlere karşı haykırıyordu. Ancak bütün bunlara rağmen yalnız kalmayı tercih etti; çünkü hakikat ve adalet uğruna yalnız yürümek çoğu zaman gerekliydi.

Belki yolu zordu, belki yalnızdı…

Ama tarihe iz bırakma çoğu zaman böyle başlar: Sürüden ayrılanların, hakikati haykıranların ve bedeli yalnızlık olsa bile adaletin tarafında duranların attığı adımlar tarihî dönüşümlerin başlangıcını oluşturur. 

Hikmetle bakıldığında bazen bir penguenin yalnız yürüyüşü, bütün bir dünyanın vicdanını uyandırmaya vesile olabilir. 

Penguenin duruşu, Müslüman halkların yeraltı ve yerüstü kaynaklarını, ABD, İsrail ve bazı Batılı yönetimlere peşkeş çeken Müslüman görünümlü krallar, diktatör bozuntuları ve Ebrhelerin sonunu getirecek inşallah. 

Onun bu yürüyüşü, ikiyüzlü, zulüm ve çıkar odaklarının gerçek yüzünü açığa çıkaran güçlü bir sembol olarak öne çıkar biiznillah.

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR