Ramazan ayının 27. gecesi…
Türkiye'de Müslümanların büyük çoğunluğunun zihninde Kadir Gecesi olarak yer etmiş bir gece.
Bu gece de camiler doluyor, Kur’anlar okunuyor, dualar ediliyor. Ancak şu soruyu sormadan geçebilir miyiz?
Kadir Gecesi gerçekten 27. gece midir?
Oysa Kur’an’da Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğu açıkça belirtilmemiştir. Bu konuda kesin bir gün yoktur. Bu üzerinde tefekkür edilmesi gereken bir husustur. Peygamber Efendimiz’in(s.a.v) hadislerinde ise özellikle Ramazan’ın son on gününde aranması gerektiği ifade edilmiştir. Hatta birçok rivayette özellikle tek gecelerde aranması tavsiye edilmiştir.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde arayın.”
(Buhârî, Leyletü’l-Kadr 3; Müslim, Sıyâm 216)
Başka bir rivayette şöyle buyurur:
“Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on günündeki tek gecelerde arayın.”
(Buhârî, Fadl Leyletü’l-Kadr 3)
Ubey b. Ka‘b’dan gelen bir rivayette ise Resûlullah’ın 27. geceye işaret ettiğine dair bir kanaat aktarılmıştır. Bu nedenle birçok âlim 27. gecenin kuvvetli ihtimal olduğunu, ancak kesin olmadığını ifade etmiştir. Yani bir kesinlik yoktur.
Bir başka rivayette ise dikkat çekici bir ifade vardır:
“Ben Kadir Gecesi’ni size haber vermek üzere çıkmıştım. Fakat iki kişi tartıştı ve bu bilgi kaldırıldı. Siz onu dokuzuncu, yedinci ve beşinci gecelerde arayın.”
(Buhârî, Leyletü’l-Kadr 4)
Bu hadis bize şunu öğretir:
Kadir Gecesi gizlenmiştir.
Çünkü müminlerin bir geceye değil, bir bilince yönelmesi istenmiştir.
Kur’an’da Kadir Gecesi doğrudan bir sure ile anlatılmıştır. Bunun da üzerinde tefekkür edilmelidir.
Kadir Suresi:
“Şüphesiz biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
O gece melekler ve Ruh (Cebrâil), Rablerinin izniyle her iş için inerler.
O gece tan yeri ağarıncaya kadar bir esenliktir.”
(Kadir 1-5)
1.“Biz onu Kadir gecesinde indirdik.”
Burada “onu” ifadesi Kur’an’a işaret eder. Kur’an’ın insanlık tarihindeki büyük dönüşümü başlatan vahiy sürecinin başlangıcı bu gecedir.
2.“Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.”
Bin ay yaklaşık 83 yıl eder. Bu ifade matematiksel bir hesap değil, sonsuz bir bereket ve fazilet vurgusudur. Bir gecenin ibadetle ihyası, uzun bir ömre denk bir manevi değer taşıyabilir.
3.“Melekler ve ruh iner.”
Bu gece rahmet, vahiy ve ilahi takdirin yoğunlaştığı bir zaman dilimi olarak tasvir edilir.
4.“Tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir.”
Gece boyunca ilahi huzur, bağışlanma ve barış hâkimdir.
Bizler böyle önemli bir surenin ihtiva ettiği mananın kadrini ve kıymetini anlamak yerine bir geceyi gelenekleştirip Mesajı kaybettik. Kadir gecesi bu mesajın bulunduğu gündür.
Bugün Müslüman toplumlarda tuhaf bir manzara ortaya çıkmıştır.
Kadir Gecesi’nin hikmetini anlamak yerine, 27. geceyi kesinmiş gibi ilan eden bir gelenek oluşmuştur. Bu gelenek mesajın bulunmasının önündeki en büyük engeldir.
İnsanlar:
Bu gece camileri doldurur
Bu gece Kur’an okur
Bu gece namaz kılar
Sonra hayatlarına kaldıkları yerden devam ederler.
Sanki şöyle bir anlayış oluşmuştur:
“Ya bugünse? Ya tutarsa?
Seksen yıllık ibadeti bir gecede kaparız.”
Bu anlayış, Kadir Gecesi’nin ruhunu anlamak değil, onu dini bir fırsatçılığa dönüştürmektir.
Daha ramazan ayının başında bile Müslümanlar arasında birlik yok. Ramazan’ın ilk gününde bile Müslümanlar birlik içinde değildir. Bazı ülkeler bir gün önce, bazıları bir gün sonra oruca başladılar
Aynı ümmet:
Aynı kitabı okuyor.
Aynı peygambere inanıyor.
Aynı kıbleye yöneliyor
Ama aynı gün oruç tutamıyorlar.
Buna rağmen birçok kişi Kadir Gecesi’ni yakaladığını iddia eder. Oysa Kadir Gecesi’nin ruhu; adaletin, merhametin ve zulme karşı duruşun gecesidir. Ne var ki bugün Müslüman coğrafyasında insanlar bombalar altında can verirken, mazlumların kanı akarken; zalimin zulmüne karşı açık bir tavır ortaya koymayan, hakkın yanında saf tutmayan, “tarafsızlık” adı altında suskunluğu tercih eden bazı kimselerin Kadir Gecesi’ni yalnızca gösterişe ve riyaya dönüştürmeleri trajik olduğu kadar ibret verici bir manzaradır. Zulüm karşısında sessiz kalanların o gece camileri doldurup uzun dualar etmeleri, Kur’an okumaları ve kendilerini büyük bir ibadet yapmış saymaları; Kadir Gecesi’nin ruhunu anlamaktan ne kadar uzaklaşıldığının acı bir göstergesidir. Çünkü Kadir Gecesi, sadece ibadet edilen bir gece değil; aynı zamanda hakkın yanında durmanın ve zulme karşı tavır almanın da idrakidir.
Bugün dünyanın birçok yerinde Müslüman şehirler bombalanıyor.
Gazze’de, Filistin’de, Suriye’de ve başka başka coğrafyalarda gencecik çocuklar öldürülüyor. Kadınların, kızların namusları kirletiliyor.
Gazze saldırılarında yüzlerce çocuk hayatını kaybetmiştir; İran'a yapılan saldırıda bir ilkokul bombalanarak 170 çocuk bir gecede öldürülmüştür. Bu olay karşısında dünyanın ayağı kalkması gerekiyordu. Âmâ olaya tepki Kadir gecesi camileri dolduracak Müslüman ve onlara din anlatacak hocalardan değil bir batı ülkesinden, batılılardan geldi.
Böyle bir manzara karşısında bile bazı sözde hocalar olayı mezhepsel değerlendirdi. Bazıları da şöyle dedi:
“İki zalim birbirini yesin, biz taraf olmayalım.”
Sonra aynı hoca kılıklı kişiler bugün camilerde çıkıp Kadir Suresi anlatacaklar. Yine Müslümanlar dinle uyutulacak yine Kadir gecesi anlaşılmadan mübarek ramazan ayı gelip geçecektir.
Peki şu soruyu sormak gerekmez mi?
Kadir kıymet bilmeyen bir toplum, Kadir Gecesi’nin kıymetini anlayabilir mi?
Kur’an bu durumu çok net bir ayetle anlatır:
“Onlar Allah’ı gereği gibi takdir edemediler.”
(En‘âm 91)
Başka bir ayette ise şöyle denir:
“Allah’ı hakkıyla takdir edemediler.”
(Hac 74)
Sorun tam da budur.
Birçok insan Allah’a inanıyor, ama Allah’ı tanımıyor. Allah'ı gereği gibi tanımayan yığınların Ramazanın 27 gecesinde aradıkları Kadir gecesini bulamayacakları malumdur. Ama Allah'ı gereği gibi tanıyanlar 83 yıl ömre bedel bir zaman tüneline mutlaka gireceklerdir.
Allah’ı tanımayan bir iman kolayca ritüele dönüşür.
Bugün acı bir gerçekle karşı karşıyayız:
Kadir bilmez olduk.
İslam’ın kadri bilinmez oldu.
Kur’an’ın kadri bilinmez oldu.
Hz. Muhammed’in kadri bilinmez oldu.
Oysa gerçek kadir şuurunun ölçüsü şudur:
İslam’ın kadri Tevhid bilinciyle yaşamakla...
Kur’an’ın kadri hükümlerini hayata geçirmekle...
Hz. Muhammed’in kadri
Onu hayatın her alanında rehber edinmekle...
bilinir.
Kadir gecesi sadece bir gece değil bir bilincin başladığı gündür.
Kadir Gecesi bir takvim günü değil, bir iman şuurudur.
Eğer:
Kur’an hayatımızı değiştirmiyorsa...
Tevhid toplumu inşa edilmiyorsa...
Zulme karşı söz söylenmiyorsa...
İman adaleti ve emaneti korumuyorsa...
O zaman bir gece camiyi doldurmakla, o güne has ibadetlerle Kadir gecesi ihya edilmiş olmaz.
Bu sadece geleneksel bir ritüel olur.
Bugün Müslümanların asıl ihtiyacı:
Kadir gecesi kutlamak değil, kadir bilincini diriltmektir.
Çünkü gerçek kadir şuuruna ulaşmayan bir toplum:
Kur’an’ın değerini anlayamaz
Peygamber’in mesajını taşıyamaz
İslam’ın izzetini koruyamaz
Ve sonunda şu gerçekle yüzleşir:
Biz Kadir gecesini değil,
kendi kadir ve kıymetimizi kaybettik.
Evet…
Kadir kıymet bilmez olduk.
Selam ve dua ile...
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog


