MEHMET SEBAH YİĞİT

Tarih: 12.07.2022 18:42

İĞNEYE DÜŞMAN ÇUVALDIZCILAR

Facebook Twitter Linked-in

Sürekli ıslah etmek ile uğraşan insanlar ve hep bir serzeniş.  Neyi kaybettik? Nereden kaybettik?

...

Islah etme çalışması kötü bir şey mi? Elbette  hayır. Ancak;ıslaha muhtaç bir hal tüm gerçekliği ile ortada dururken ıslah etmeye çalışma çelişkisi.

Öğrenme her an mümkün olan en önemli gerçeklik. Çünkü,öğrenme dediğimiz olgu bir ömür boyu devam eder.

Öğrenme:

1. İşitsel,

2. Dokunsal,

3. Görsel öğrenme ...vb şekillerde  kategorize edilir.  Benim derdim öğrenme gruplarını yazmak değil. Asıl konuya kapıyı şöyle açmak istiyorum. Ömür boyu devam eden öğrenme kavramı içerisinde en büyük payı alan öğrenme biçimi ‘Görsel Öğrenmedir’. Görsel öğrenme  ile ıslah hareketi mensupları arasındaki bağlantıya değinmek istiyorum. Bir ıslah hareketi ve herkes mutsuz. Neden mi?

Çünkü,işin içindeki görsel gerçeklik manasını yetirmiş.  Yaşamadan yaşanması adına bir kavga. Ve yaşamadığını dayatma çabası.  Onlarca cevapsız soru.

 Ne olacak bu toplumun hali? Neden insanlık bu kadar çok acı ile muhatap? Neden aileler dağılıyor? Neden yöneticiye olan inanç zayıf? Neden herkes patlamaya hazır bomba gibi dolaşıyor?

...

Daha da çok uzatılabilir bu sorular.  Cevabı ise çok net. Görsel öğrenmenin unutulmuş olması. 

Yani?

Yaşanmadan anlatma  kavgası.

 Ben ne yaptım? Ben ne yapıyorum? Ben nasıl yaşıyorum? Ben anlattığıma inanıyor muyum?

...

Günümüz terbiye edicilerin  en büyük sorunları bunların ta kendisi.Bir sürü paradoks!

Bir kilo et ile idare edelim diyen siyasetçi.

Adaletti anlatan ancak uygulamaktan uzak adalet mensubu.

Derse zamanında girmeyen öğrenciye kızan ancak zaman kavramına dikkat etmeyen öğretmen.

Helallik isterken, samimi olmayan siyaset mensubu.

Çocuğuna yalanın yanlışlığın anlatırken, yalan söyleyen baba.

Zamlara kızarken, kiracısını çaresizlik ile baş başa bırakan  ev sahibi veya farklı bir varlık sahibi...

 

Islah etme kavgası  ama ıslah olmayan benlik duygusu!

“Allah’ı unutanlar gibi olmayın ki, Allah onlara kendi akıbetlerini unutturmuştur.” (Haşir, 59/19)

"Nefsin arzularına (hevaya) uymaktan sakının. Çünkü o, (insanı) doğruya karşı sağır ve kör yapar." (bk. Süyûtî, Camiu’s-Sağîr, 1/338, No: 2928)

 

Hakikat kişiden kişiye değişmez.  Açıktır ve nettir. Hakikat, gerçeklikle, realite ile sınırlandırılamaz. O, daha ötede, daha yukarıda, daha derinde olan, yücelerden bize akan, bizi kuşatan, bizi biz kılan neler ise onların bütünüdür.  Hakikat kişinin kendisinden başlamalı aslında. 

Hakikate ön yargısız teslim olmalı. Böylece  birey kendi nefsiyle başlasın önce.

Nefsini unutan kişi; örneğin ölümü düşünse, başkasına vermekte ve kendi halini düşünmeyecek bir duruma düşmektedir. Böylece sanki kör ve sağır olmuş gibidir.

Nefsin yapısında, küçük bahanelerle ve basit sebeplerle hakikati görmezlikten gelmek vardır. 

 

O halde, nefsin körlüğünü, sağırlığını, cehaletini kaldırmak için onu ıslaha çalışmak gerekmektedir. Zira nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. O halde önce kendi nefsimizi ıslah etmeye başlamamız gerekir.

 

Kendi benliğini inşa hareketi öncelik olmadıkça yeni inşa çalışmaları sadece sözden ibaret kalır.  Düşmanınız dahi olsa sizin sözünüz hakikatin kendisi olduğu için iz bırakırsınız. Sizin çağrınız ile  bir tepenin etrafına toplanmış ancak sizi öldürmek derecesinde size  düşman olanlar bile sizin sözünüz hakikattir diyebiliyorsa  başarmışsınız demektir.

 

Şer işleri kendine yükle, nefsini ıslaha çalış, eğer birini kötüleyeceksen nefsin yeter; çünkü bütün şerlerin yuvası odur.

 

Hakikat ile imtihan arasında da bir bağ vardır, hakikate tabi olanın imtihanı kazanma şansı fazladır.

İnsanlık tarihi boyunca hakikatler insanlığa açıkça gösterilmiş ve o hakikate karşı takınılan tavırların neticesi de bildirilmiştir.

Hz. Adem, HZ. İbrahim, HZ. Yusuf, HZ. Musa...

Hakikat kimi zaman insanlara öylesine açıktan gelir ki, kör taassuba kapılmayan herkes görür,lakin görmek işlerine gelmez.

 

Abdülkadir Geylani'nin, "Fütuhu’l-Gayb"da kalbi ve nefsi hastalıkların tedavisi için tavisye ettiği bazı prensipler şöyledir:

- İbadetin manası nefse karşı olmaktır; bütün hayırlar nefse karşı olmakla başlar.

- Nefsine muhalif ol, Allah’tan yana olmuş olursun.

 

Özetle, ıslah için uğraşanların  nefislerini her zaman kusurlu görmeleri, bütün hataları kendi nefislerinden bilemeleri gerekir ki, nefisleri hakkı ve hakikati görmeye ve duymaya engel olmasın.

 

Ey  rahmet kaynağı! Sen bizi donat ve bize kendi katından güç getir!

Kötülüklere karşı öncelikle  terbiye olmuş bireyler olarak koyabilme takatini bahşeyle!

Bizi bize bırakma ne olur !

Bizi besle ve yücelere yükselt!

Bizim sesimizi duyan ve bizi muhatap alan  en yüce, bizi kendi katına çıkart!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —