Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Engin GÜLTEKİN


HİLAL GÖRÜNDÜ… KUDÜS NEREDE?

Engin Gültekin'in "yeni" yazısı...


Hilal göründü…
Ramazan geldi. Takvimler değişti, sofralar kuruldu, niyetler alındı.
Ama bir soru hâlâ cevapsız duruyor:
Hilali arayan gözler, Kudüsü neden görmüyor?
Kudüs nerede?
Mescid-i Aksa nerede?
Gazze nerede?

Hilali gördüğünü söyleyen gözler, bombaları görmedi...
Enkaz altındaki çocukları görmüyor.
Yakılan evleri, söndürülen hayatları görmüyor.
Çünkü mazlumun yanında olmak bedel ister. Zalimin yanında durmak ise konfor sağlar.

Bugün birçok İslam ülkesinin yöneticileri, kendi halkının vicdanını değil; çıkarlarını, ittifaklarını ve koltuklarını koruyor. Siyonizme öfkelenmek yerine, ona yaranmayı tercih ediyorlar.

Her yıl yaşanan hilali görme meselesi bir ihtilaf veya bir tartışma mı? Yoksa ümmetin birlik, beraberlik ve dağınıklığını gösteren fotograf mı? Cevaplanması gereken soru, görülmesi gereken durum budur.

Her yıl aynı tartışma:
“Hilal görüldü mü, görülmedi mi?”
“Hesapla mı ramazana başlamalıyız? yoksa göz ile hilali gördükten sonra mı başlamalıyız?"
“Bilim mi, rivayet mi?”
Oysa mesele ne astronomidir ne de fıkıh…
Abdurrahim Şen’in dikkat çektiği gibi mesele şudur:
"Hanefi-Şafii usulü değil, Sykes-Picot usulü işletiliyor."

Ramazan’a farklı giren ülkelerin haritasına bir bakın:
Hepsi parçalanmış, hepsi bölünmüş ve sınırlarla cetvelle ayrılmış coğrafyalardır.

Bir zamanlar aynı vilayetin insanları ve aynı devletin çatısı altında olanlar; aynı gün oruç tutar, aynı gün bayram ederlerdi. Ama şimdi biri başka gün oruç tutuyor diğeri başka gün...
Biri oruçluyken diğeri bayram ediyor.

Toplum mühendisleri tarafından dizayn edilen toplumlar, sınırları cetvelle çizilen, bölünen ve parçalanan ülkeler dağılmış bir tesbih görüntüsü vermektedir.

Binanaleyh bugün ki mesele, “hilali kim gördü?”  meselesi değil; Ümmet nasıl bu hale geldi? Bu ümmeti kim böldü? meselesidir.

Hacda biriz, Ramazan’da ayrıyız! Hacda, umrede kabe imamına uyarız ama kabe imamı oruçlu namaz kıldırılken arkasındaki müslüman oruçlu değil... Çünkü onun ülkesinde daha hilal görünmemiştir. Bu durum Kudüsun neden bu halde olduğunun delilidir.

Ne garip bir çelişki…
Dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar, hacda aynı gün vakfeye durabiliyor.
Aynı gün bayram yapabiliyor. Ama ülkelerine döndüklerinde bölünüyorlar.

Müslüman hacı Arafat’ta vakfedeyken, ülkesinde bayram yapılıyor. Kendisi oruçluyken eşi, akrabası ve arkadaşları bayram ediyor. Bundan dolayı haca umreye giden müslüman Kudüsu göremiyor. Kabe'nin işgal altında olduğunu anlayamıyor.

Demek ki sorun din değil...
Sorun mezhep değil...
Sorun yöntem değil...
Sorun: 
Parçalanmış İslam kardeşliği, İslam birliği ve gönül coğrafyasıdır.

Devletler ayrı, vicdanlar ayrı, çünkü her devletin din anlayışı ayrı...

Ama aynı Allah'a, aynı kitaba inandığımızı, aynı kıbleye yöneldiğimizi söylüyoruz. 
Bu ne paradoksdur. Bu ne yaman çelişkidir.

Bugün Müslüman coğrafyada:
Hilal de birleşemiyor.
Takvim de birleşemiyor.
Söz de birleşemiyor.
Tavır da birleşemiyor.
Direniş de birleşemiyor.
Çünkü ümmet, 57 parçaya bölünmüş durumda...

Her parça kendi sınırını kutsuyor. Her parça kendini kurtarıcı görüyor.
Her parça kendi çıkarını savunuyor. Her parça kendi suskunluğunu meşrulaştırıyor.

Bugün Müslümanlar, kendi fakihlerinin içtihatlarıyla değil; Avrupanın filozofları, bilim adamları ve düşünürlerinin  içtihadıyla yaşıyor...
Küresel aktörlerin belirlediği düzenin içinde nefes alıyorlar.

Bilim putlaştırılıyor... Vicdan susturuluyor...
Bir tarafta:
Hilali gördük deyip, zulmü görmeyenler…
Diğer tarafta:
Hilali hesapladık, deyip kalbi devre dışı bırakanlar…

Bir tarafta gelenek putlaştırılıyor.
Diğer tarafta bilim putlaştırılıyor.
Ama ikisi de aynı sonucu doğuruyor: 
Özünden uzaklaştırılmış; Ruhsuz bir İslam ve ruhsuz bir dindarlık.

Oruç var, adalet yok.
Namaz var, direniş yok.
Dua var, bedel yok.
Şekil var, şuur yok.

Burada mesele hilal değildir.
Mesele:
Müslüman aklın ve vicdanın kaybolmasıdır.
Hilal gökte doğunca seviniyoruz.
Ama Kudüs’te karanlık çökünce susuyoruz.
Ramazan gelince heyecanlanıyoruz.
Ama sorumluluk gelince geri çekiliyoruz.
Oruç tutuyoruz…
Ama oruç bizi tutmuyor. Müslüman denilen bir toplumda günahın dibine kadar iniliyor.

İşte asıl paradoks budur.
Oysa ümmet olmak takvimle değil, şuurla olur.

Gerçek Ramazan, takvimle başlamaz.
Şuurla başlar.
Gerçek bayram, midede değil; vicdanda olur.

Bugün Müslümanların en büyük sorunu, düşmanlarının gücü değildir.

En büyük sorun:
Kendi parçalanmışlığıdır.
Meşguliyetidir;
Birimiz hesapla,
Birimiz gözle,
Birimiz siyasetle,
Birimiz suskunlukla meşgulüz...
Ama hiçbirimiz yeterince adaletle meşgul değiliz.

Hilali görüyoruz…
Ama Kudüs’ü göremiyoruz.
Ramazan’a giriyoruz…
Ama sorumluluk altına girmiyoruz.
Oruç tutuyoruz…
Ama oruç bizi kötülüklere karşı tutmuyor.

Çünkü hâlâ batının müslümanlara çizdiği sınırların içinde yaşıyoruz, onların eğitim anlayışıyla  düşünüyoruz. Vahyin diriltici atmosferinden uzak yaşıyoruz.
Ümmeti değil, devletleri merkeze alıyoruz.
Kardeşliği değil asabiyeyi önemsiyoruz.

Oysa hakikat şudur:
Hilal, er ya da geç mutlaka görülür.
Astronomiyle de, gözle de, hesapla da…

Ancak asıl mesele, gökyüzündeki hilali görmek değil;
yeryüzündeki zulmü fark edebilmektir.

Bugün;
Gazze Şeridi ve Kudüs’te işgal ve bombardıman,
Suriye’de iç savaş,
Yemen’de açlık ve ambargo,
Arakan’ta etnik temizlik,
Doğu Türkistan’da kültürel soykırım,
Keşmir’de askerî baskı,
Darfur’ta katliam yaşanmaktadır.

Bütün bu gerçekler, dünyanın gözleri önünde cereyan etmektedir.

Asıl soru şudur:
Biz bunları gerçekten görebiliyor muyuz?
Sadece haber olarak mı izliyoruz, yoksa vicdanımızda hissedebiliyor muyuz?

Çünkü bir toplumun dirilişi, takvimlerle değil;
vicdanla, adaletle ve sorumluluk bilinciyle başlar.

Hilalin görünmesi bir başlangıçtır.
Ama vicdanın uyanması, gerçek Ramazan’ın ve gerçek dirilişin işaretidir.

Şimdi sorulması gereken soru şudur:
Vicdan uyandı mı?
Adalet bilinci harekete geçti mi?
Zulme karşı sorumluluk üstlenildi mi?
Asıl mesele budur.

 

Selam ve dua ile…

 

Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR