Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


İsmail Hakkı Güleç


HER KİM YÜZ ÇEVİRİRSE

İsmail Hakkı Güleç'in "yeni" yazısı...


İnsan, kendisini erişilmez, ulaşılmaz, güçlü, kuvvetli, kudretli ve de müstağni gördüğü zaman yüz çevirir, uzaklaşır, kendi kendime yeterim şeklinde bir duygu ve düşünceye kapılırsa şayet, bu insan yanlış yolda demektir...

Bu insan, her kesten ve her şeyden yüz çevirir, uzaklaşır.. 

İnsanın fıtri, doğuştan gelen en temel özelliklerinden bir tanesi de, inanma duygu ve düşüncesidir...

İnsan hem ruhi, bedeni ve hemde akli melekeleri olmak üzere, üç ayrı özellik ve nitelikten meydana gelmiş bir varlıktır... 

Bu açıdan da, insanın bu şekilde meydana gelmesini sağlayan ve ona bu özellikleri yükleyen ve de onu yeryüzünün halifesi, eşrefi mahluku yapan bir Allah (cc) yani yaratan var...

Allah (cc) insanın ve de içinde yaşamış olduğu toplumun ne şekilde, neye göre, hangi kriterlere, yasa, yasak, kanun ve nizamlara göre yaşaması, uyması ve uygulaması gereken yasaları da bizatihi Peygamberleri (as) vasıtasıyla göndermiştir...

İnsan, bir yere bağlı olmak, emir almak istemez... Bu açıdan da, kafasına, keyfine, nefsine, menfaatine ve de şehvetine göre bir hayat yaşamak, bağımsız ve özgür olmak ister... 

Halbuki, yaşadığı hayatı ve insanı yaratan, her şeyi belli bir takım kural, kanun ve nizama göre yaratmış ve her şeye bir ölçü, mizan, yasa, kural ve kanun koymuştur... 

İnsanın da, her şeyde olduğu gibi, uyması gereken belli bir takım kural kanun ve sınırları vardır...

Bu sınırları, alemlerin Rabbi, yaratıcısı, yöneticisi ve kanun koyucusu olan Allah (cc) koymuştur... 

Sınırsız bir hayat yoktur... Aslında insanın her şeyi sınırlıdır. Aklı, bakış açısı, görüşü, bilgisi, ömrü ve hayatı da sınırlıdır... 

İnsan, kendisini yaratan Rabb'ini unutmaması, ona tevekkül, teveccüh, tedeyyün, tebeyyün, tevekkül etmesi ve O'nun yarattıkları üzerinden,  O'nun yüceliğini temaşa, tezekkür, tefekkür, tefakkuh ve tedebbürde bulunması gerekir... 

Bir ayeti kerime Rabbimiz (cc) "beni anın ki ben de sizi anayım, bana şükredin nankörlük etmeyin" buyurmaktadır... 

İşte kimi insanlar, Rabbimizi (cc) tümüyle inkar (haşa) ederken, kimisi ise, ona ortaklar(şirk) koşarak inanmakta ve çok az bir kısmı ise; onun istediği şekilde ve standartlarda, Muvahhid olarak ona inanmakta, ona göre bir yaşam ve hayat yaşamaktadırlar... 

Rabbimiz (cc) her kimde, benim göndermiş olduğum hayat kitabı, mizan, nizam, kanun yasa ve hayat düsturları ile dolu olan kitabımdan, hidayetinden, dinimden, davetimden, peygamberimden yüz çevirirse.!! ona inabe ve icabet'de, ittiba'da bulunmazsa, onu baş tacı yapmaz, onu hayatının baş köşesine koymazsa, yine O'(Kur'an)nu hayatının merkezine koyup, ona göre bir hayat yaşamaz ise, bu şekilde davranan kimselere hem dünyada, hem de sonsuz ahiret'de ebedi bir huzursuzluk, mutsuzluk, hoşnutsuzluk, darlık, bunalımlı ve de sıkıntılı bir hayat vardır... 

Rabbimizden (cc) yüz çeviren(Kur'anı kerim, Hz. Muhammed as) O'na karşı müstekbirce ve müstağni davranan, O'nun sıfatlarını ve isimlerini, yine O'nun istediği sınır, standart ve seviyede kabul etmeyen, nankör, zalim, müşrik ve münafık insanlara ki, biz onları kıyamet günü kör, göremez, ama olarak haşredeceğiz ve dirilteceğiz buyuruyor...

Kıyamet sahnelerini, Rabbimiz bizatihi kitabında belirtmiş ve bizlere kıyamet günü insanın nelerle karşılaşacağına dair bir çok kıyamet sahnesini ve manzarasını önümüze sermiştir...

Bunlardan bir tanesi de, bu ayetler silsilesidir... 

Ama ve kör olarak haşredilip, diriltilen insan, o gün yarabbi niçin beni ama, kör olarak diriltiyorsun.? 

Halbuki ben görüyordum..! Düyada iken bu gözlerim ile aşıma, işime, eşime gidiyordum...

Yine bu gözlerimle, her şeyi görüyor, dünyayı temaşa ediyordum...

Ama, senin hakikatlerini göremedim görmüyordum... Bunları senin yarattığını göremedim... Hikmet gözüm ve kalp gözüm kapalıydı..

Rabbimiz'de (cc) ona der ki, işte senin durumun bu..! 

Bu duruma düşmeyi sen istedin..! 

Biz sana, seni uyarıp, ikaz edecek, seni irşad ve inzarda bulunacak elçiler, Peygamberler ve de davetçiler gönderdiğimiz halde, sen o elçilerden, kitaptan, hakikatlardan, peygamberlerden gerekli olan öğüt ve nasihatı kendine almadın... 

Oları elinin tersiyle ittin... 

Ve ondan yüz çevirdin... 

Bu noktada, kusuru, hatayı kendinde ara..! 

Kendini kına... 

Yanlış tercihlerin sonucu bunu yaptın... 

Sen içinde bulunmuş olduğun ve bizim seni imtihan etmek maksadıyla sana vermiş olduğumuz nimetler seni azdırdı da, bize karşı müstekbirce ve müstağnice davrandın... 

Bunların ebedi olacağını ve seni koruyacağını sanıp, aldandın...! 

Sen nasıl ki, dünya hayatında bize, kitabımıza, peygamberimize ve davetçilerimize vermiş olduğu muz aklınla karşı çıktın ve ona onlara karşı müstekbirce davranıp bizden yüzçevirdin... 

Sen, aciz bir kul olarak, nasıl unutup, dava ve davetimizden yüz çevirdi isen, bugün biz de seni unutuyor ve seni kaderinle baş başa bırakıyoruz... 

Bugün malı, mülkü, serveti, şöhretiyle övünenler ve de Allah'ın (cc) nizamından, kitabından, şeriatından yüz çevirip, hatta O'na karşı böbürlenip, büyüklenen, müstekbirleşen, zalimleşen, gaddarlaşan insanların  akibetlerinin de bu şekilde olacağını bilmek gerekir... 

Bugün mal, makam ve bütün sahip olduğumuz, elimizde bulunan nimetler, nihayetinde Rabbimizin bizlere ikram ve ihsan etmiş olduğu geçici bir nimetten başka bir şey değildir... 

Rabbimiz (cc) bunları bize emanet olarak vermiştir... 

Her ne olursa olsun bir şey ki, bizi Allah'tan, Resulünden ve onların yolunda mücahede ve mücadele etmekten alıkoyar ise, o zaman biz zalimlerden, kaybedenlerden oluruz ve ahirette de körler olarak haşrediliriz... 

Ebedi sonsuz bir hüsran bizi kaplamış olur...

Akıllı insan, bu dünyası için! ebedi ve sonsuz hayatını, ahiretini yıkan, yok eden değil, ahireti, ebedi, sonsuz nimetler için bu dünyasını feda edendir... 

Ahmak insan ise, bu dünyası için, akıbetini ve ahiretini yok sayıp yıkan, inkar ve ihmal eden ve önemsemeyen insandır...

Bu dünya hayatı çok kısa ve geçici bir hayattır... 

Öyleyse, dünyanın, malı, makamı, serveti ve şöhreti bizi Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten ve Allah yolunda halis bir kul olmaktan, mücadele etmekten fedakarlık yapmaktan alıkoymamalıdır... 

Selam ve dua ile... 

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR