İsmail Hakkı Güleç

Tarih: 07.01.2024 21:19

GÖNÜL ERİ

Facebook Twitter Linked-in

 

            Gönül; öz, iç, ihlas, doğal, doğru, fıtri, sade ve samimi gibi anlamlara gelmektedir... 

           İnsanın, gönlü temiz kalabildiği gibi, zamanla kirlenebilmekte ve katılaşıp, taşlaşabilmektedir de... 

            Gönül dediğimiz şey, aslında bir nevi kalptir...             

             Şayet kalp kirlenip, kararır ise; böylesi kararıp, kirlenip, hastalanmış bir kalpten iyilik, güzellik, hak hukuk, adalet, ahlak, hayır, infak, merhamet ve adalet beklemek mümkün değildir...

           Taşlaşmış kalpler; merhametsiz, acımasız, hissetmeyen, empatiden yoksun kalplerdir... 

            Asıl başlardaki gözler değil, gönül ve sinelerdeki gözler kör olduğu zaman, insan insanlığından çıkar, kendisine ve çevresine zararlı bir varlık haline gelir... 

            Bu olaydan sonra kalpleriniz katılaştı. Kalpleriniz taş gibi hatta taştan da katıdır. Oysa öyle taşlar vardır ki ondan nehirler fışkırır. Öylesi vardır ki yarılır ve içinden su çıkar. Öylesi de vardır ki Allah’ın korkusundan yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. (2/Bakara, 74)

           İnsana verilen en büyük nimetlerden birisi de, gönül genişliği, empati duygusu, vicdan ve merhamet gibi özellik, nitelik ve hasletlerdir...

           Bu tür özellik, güzellik ve niteliklerden yoksun bir kalp, çevresi için problem, insanlık için bela, ailesi için ise zulümdür... 

            İnsan, bir şey yapıyorsa, onu gönülden, içinden geldiği gibi, samimi ve sahici olarak yapmalıdır... 

             İnsanın fıtratına, inancına, yüreğine ve kalbine oturmamış olan bir fikir, düşünce, amel ve eylem hemen kendisini belli eder ve de tatsız, tuzsuz, ruhsuz, renksiz bir amel ve eylem ortaya çıkar... 

            Gönülden yapılan iş ve ibadetler Rabbimiz (cc) katında önemli, değerli ve kıymetlidir...Gönülden yapılmayan iş, amel ve eylemler hem Rabbimiz (cc) katında hem de toplum nazarında çok da kalıcı ve etki bırakıcı bir özelliğe sahip olmayacaktır...

             Ne yaparsak yapalım, mutlaka onu gönülden, samimiyetle, ihlasla, dürüstçe, hak ve hukuka uygun yapmalıyız... 

            Öyle gönüller vardır ki; zaman içerisinde tüm özellik, nitelik ve işlevselliğini yitirebilmekte, kirlenip, körelip, kararıp katılaşabilmektedir... 

           Gönüllerin ilacı; İnfak, iyilik, acıma, şefkat, merhamet, empati ve diğerkâmlıktır...

            Özellikle de, yardıma muhtaç, çaresiz, yetim, öksüz, kimsesiz ve fakir insanlar ile hem hal olmak, onlarla gönlümüzü, soframızı ve de tüm imkanlarımızı paylaşmak, gönüllerimizdeki katılık, kötülük ve karanlığı yok edecektir...             

            Gönüller, modern çağda kirlenmiş, kararmış, çoraklaşmış, çürümüş ve çölleşmiş durumdadır...       

           Kirlenen, katılaşan, çölleşen, çoraklaşan gönüller topluma ışık tutmuyor, meyve vermiyor, bunun akabinde ise; renksiz, ruhsuz ve tatsız bir kişilik ve toplum ortaya çıkıyor... 

             Arkasını dönüp gidince veya bir işin başına geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmak, ürünleri ve nesilleri yok etmek için koşturur durur. Oysa Allah, bozgunculuğu asla sevmez. (Bakara-205)           

             Gönül eri olmayan insanlar, problemli, karamsar, kötümser, kaba, kalitesiz, karakter yoksunu, bencil insanlardır... 

             Gönül eri demek; umut, sevgi, şefkat, merhamet, ahlak, adalet ve paylaşmak demektir...

            Yüce Rabbimiz (cc) gönülden iman eden, gönülden itaat eden ve de gönülden hayır hasenat yapanları sever ve ödüllendirir... 

            Gönlü geniş insan; merhametli, diğerkâm, empati duygusu yüksek, vicdan, ahlak ve adalet sahibidir... 

            Gönül insanı; kendisi için değil, daha çok başka insanların sorun, sıkıntı ve problemleri ile hem hal olan, ağlayan ile ağlayan, gülen ile gülen, insanları seven, duygusal, vicdanı yüksek, şefkat ve merhamet sahibi kimsedir...

           Gönül insanı; zalimlere karşı dik duruşlu, onurlu, izzetli, güvenilir, emin ve kararlı bir duruş sahibidir... 

            Gönül insanı; her şeye evet deyip, boyun eğen, gelene ağam gidene paşam diyen değil, gerektiği zaman, şart ve durumlarda tüm insanlara, hak hukuk ve adaletin ne olduğunu tavır ve davranışlarıyla ortaya koyan ve de bu uğurda bedel ödemeyi göze alan insandır... 

            Gönül insanı; karanlıklarda bir mum, yokuşta bir bir destek, çaresizlik, çözümsüzlük, açlık ve kıtlık durumlarında ise çare ve çözüm insanıdır... 

            Gönül insanı; aktif, diri, canlı, çözüm odaklı insandır...             

            Gönül insanı; sadece sözleriyle değil, imkanları ile de diğer insanların acı, sorun ve sıkıntılarını çözmeye aday insandır...

             Uluslararası şer güçler ve onların yerli taşeron işbirlikçi tağuti rejimler, nesilleri ifsad edip, ruhları kirletip, gönülleri köreltmek için tüm güçleriyle ve farklı projelerle mücadele etmektedirler... 

             Bu zalim tağuti güçlerin tek amaçları vardır... 

               İnançsız, idealsiz, ruhsuz, ahlaksız, karaktersiz, şahsiyetsiz, ilkesiz, kıblesiz, düşüncesiz ve değersiz bir nesil yetiştirmektir...       

            Gönüller kirlenip, gönül erleri de ki, kirlenen yürekleriyle yaşamaya başlayınca, yaşadıkları topluma ışık saçamaz, faydalı olamaz ve iyilik yapamaz hale geldiler... 

            Gönüller kirlenip, kararınca insan cimrileşti, bencilleşti ve insani olan tüm özellik, nitelik, kalite ve karakterini kaybetti... 

            Gönüller kirlenip, katılaştıkça kaos, kavga kargaşa ve anarşi, güvensizlik etrafı sardı ve kararan yüreklerden oluşan toplumlar ise; birbirine güvenmez, birbirini sevmez, bencil, ilgisiz, alakasız, sevgisiz, muhabbetsiz, katı, anlayışsız ve ahlaksız bir toplum meydana geldi... 

           Gönülleri coşturup, harekete geçirmenin, gönülleri rahatlatmanın, vicdanın sesini dinlemenin ve gönülleri her türlü kötülüklerden korumanın bir yolu da "fıtrata" dönmektir... 

           İnsan; gönül kirlerini iyilik, ihsan ve ikramlarla yıkayabilir... 

            Gönüller kirlenince ahlak, merhamet ve adalet yok olur... Ahlak, merhamet ve adaletin yok olduğu birey, aile ve toplumlar ise, huzursuz, hukuksuz ve hudut tanımaz hale gelir... 

            Böylesi bir toplumda yaşamak, insanı strese ve depresyona sokar...     

             Gönüllerin ilacı ki; Rabbimizi tanımak ve onu çokça zikretmektir... Her türlü dünyevi kaygı, korku ve endişeden uzak gönüller, mümbit bir toprak gibi, bereketli meyveler verebilir... 

            Gönüllere hitap etmeyen, hiçbir inanç, düşünce ve hayat tarzı gerçek anlamda kalıcı olamaz... Bizim medeniyetimiz ki, "İslam medeniyeti" Gönül medeniyetidir... İslam yeryüzüne "gönüllü Mücahitler" sayesinde yayılmıştır...

               Gönüller fethedilmeden ne bir medeniyet inşa edilebilir ne de ne de ülkeler fethedilebilir...

           GÖNÜL BAĞI

           Gönül bağı, bağların en kıymetlisi ve kuvvetlisidir... Mü'minler birbirlerine gönülden bağlı olmalıdır... Gönülleri yaklaştırıcı ve birleştirici iş, amel ve eylemler yani; vesileler bulmak zorundayız... 

            Gönüller soğuduktan sonra, insanları bir arada tutmak ve bir iş yapmak mümkün değildir... Ortak gönüller bir araya gelerek, ortak bir medeniyet inşa edilebilir... 

            Ancak, içinde yaşadığımız toplum ki, özellikle gençlik, gönlünü ve gözünü batı ve batıla kaptırmış durumdadır...

            Kimisi moda'ya, futbola, sanat, müzik, sinemaya kaptırmış, biraz daha yaşlı olanlarımız ise, gönlünü dünya, mal, mülk, saray ve saltanata kaptırmış durumdadır... 

             Gönülleri ihlas, itminan ve imana çevirmenin tek bir yolu ve metodu vardır..! 

             O da; insanlara bu dünyanın geçici olduğu, asıl varılacak yerin ise, ahiret olduğu bilgi ve bilincinin iyice yerleştirilmesidir... 

          İbni Mes’ud radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“Allah’ım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.” (Müslim, Zikir 72. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 72; İbni Mâce, Dua 2)

           İnsanların Kur'ani bir eğitimden geçirilmesidir... 

             Gerçek gönüllü ve gönül erlerine selam olsun...   SELAM VE DUA İLE...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —