NEDİM ERDOĞAN

Tarih: 14.07.2022 05:49

DÜŞÜNCENİN ÖNEMİ VE TOPLUM

Facebook Twitter Linked-in

 

Dünyanın yaşanır bir yurt haline gelmesi için insanın iç dünyasındaki değişimini tamamlamalı ve düşünce körlüğünden sıyrılması gerekir. Yüce yaratıcı, insanla her şeyi anlamlı ve anlaşılır kılmıştır. Ailedeki huzur, toplumdaki huzur ve mutluluk kemale eren bireylerle gerçekleşir. Kemal’e ermenin yegâne yolu hakka, hakikate götürecek düşünceye sahip olmaktan geçer.  Bu durumda ideal ve yaşanır bir birey, bir aile, bir toplum, bir devlet nasıl inşa olunur sorusunu akla getiriyor. En'am Suresi, 126. ayette: “Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Öğüt alıp düşünmesini bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıkladık.” der.

Bunun en iyi ve öncelikli cevabı sağlam bir düşünceye, sağlam iddiaya, sahip olmaktan geçtiğidir. İnsanlığın tarihsel sürecini analiz ettiğimizde sağlam ve sarsılmaz düşünce çeşitle hasletlerle elde edileceği görülecektir. Bunlar: ahlak, adalet, iyilik, feraset, meşruluk, ubudiyet, doğruluk, şeffaflık gibi meziyet olduğu görülecektir.

 Hz Muhammed, İslam toplumunun inşa ederken topluma enjekte ettiği öncelikli haslet sıdk/doğruluk ve güzel ahlak olduğu açık bir şekilde görülecektir. Nitekim Muhammed’i Emin denmesi bunun en önemli ispatı değil mi? Hz Muhammed, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”  Söylemi bunun kanıtı değil mi? Peki günümüz dünyasında kendini İslam’a nispet eden cemaatler, edebi akımlar, cemiyetler, siyasi oluşumlar bunun neresindeler bunu biraz irdelemek gerekir.

Genel itibariyle bu oluşumlar mutfakta yer kapmak için birçok değerden ödün veriyorlar. Cemaatler, kazanımlarını kaybetmemek için İslami değerlerin içini boşaltıyorlar. Maslahat deyip hak yemeyi meşru hale getiriyorlar. Yalan söylemeyi inancın gereği haline getiriyorlar. Rüzgâr nerden eserse serinlemek için en öndeler. Kürsülerde Ömer, pratik ise tanımlamak zor… Siyasi yapılanmaların durumu acınacak bir hal almıştır. Emevi siyasi aklı temel alınmış her türlü hukuksuzluğa, adaletsizliğe, adam kayırmaya, torpile ise “Allah” yaptırıyor anlayışı…

Unutmamak gerekir ki, iman etmek önce kalpten başlar, pratikle hayat bulur. Yoksa söylemde ahkâm kesilmenin hiçbir kıymeti Harbiye’si yoktur. Topluma reçete yazanlar toplumun yaşadıklarını bizzat tecrübe etmeden toplumun yaralarını saramazlar. Sağlıklı bir reçete yazamazlar. Hz Ömer’in pratiğini inşa etmek iddiası olanlar ise ancak onun o düşüncesini pratikleştirmek zorundalar ve onun gibi yaşamak zorundalar. Hamasi nutuklar kulakları tırmalamaktan öteye geçemez.

Bununla ilgili Bir Ramazan‘da Medineli bir Müslüman, Halife Hz. Ömer‘i iftar yemeğine davet eder. Yemek esnasında Hz. Ömer‘e bir kap içinde bir içecek sunulur. Hz. Ömer sorar: "Bu nedir?" Ev sahibi cevap verir: "Bal şerbetidir Emire’l Mümin’in, sizin için ayırmıştık da..." Hz. Ömer onu içmeyi reddederek şöyle der: "Benim yönettiğim halkın çoğu içmek için henüz kuyu suyunu bile bulamazken ben burada bal şerbeti içemem." der. Peki, günümüz devlet adamları bunun neresindeler. Biraz tefekkür…

Tabi yeryüzünde muktedirler, makam ve güç sahipleri her ne kadar adaleti, hakkı, hukuku, özgürlüğü kendileri için işletseler de elbette her gelecek yakın olduğunu da bilmeleri gerekir. Çalma kapını çalarlar kapını misali… Tabi beşer zulmeder, kader adalet eder. Nasıl ki renkleri tanımak için renk körü olmamamız gerekiyorsa toplumdaki çarpıklığın farkına varmak içinde düşünce körlüğün, kalp körlüğün, feraset ve basiret körü de olmamak gerekir.

Bu konuda Cevad Said’in, şunları der, “Renk körlerin görme yeteneklerindeki bozukluğun farkında olmaması gibi insanların hiç farkında olmadıkları fikir körlüğü de vardır. Entelektüel körlük te diyebileceğimiz bu hastalığa yakalanan bir insanın, olup biten olayları hakkıyla kavraması mümkün değildir. Fikir körlüğü hastalığını bir anda göremeyiz. Çünkü bizim görme kudretimizin kapsamına giren bir husus değildir bu. Aynen görme yeteneğimizin karanlıkta işe yaramaması ya da morötesi ışıkları göremeyişimiz gibi. Fikir körlüğü de aynen bu şekilde normal şartlardaki alanımızın dışında kaldığı için ilk bakışta bu bozukluğu fark edemeyiz.” Der.  Selam ve esenlikle…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —