Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


İsmail Hakkı Güleç


DÜNYA HAYATI

İsmail Hakkı Güleç'in yeni yazısı


 

İçinde yaşadığımız, şu dünya hayatı, öyle kendiliğinden, rastgele, tesadüfen oluşmuş, meydana bir şey değildir. Bu hayatı yoktan var eden, yaşanır hale getiren, burada insanların yanı sıra, milyonlarca insan, hayvan, bitki, canlı, cansız yaratıkları da var eden Yüce Rabbimizdir (cc). 

Dünya hayatı, gerek süresi itibariyle, gerekse de lezzetleri, şehvetleri,  makam, mevki, sulta, saltanat, mal, mülk, çoluk çocukların tüm cazibe ve çekiciliğine rağmen çok kısa geçici ve aldatıcı özelliklere sahiptir... 

İnsan için, büyük hastalık şüphesiz ki, hubbu dünya(dünya sevgisi), hubbu mal(aşırı mal savgisi), hubbu makam(makam tutkusu), hubbu nisa(aşırı kadına düşkünlük, kadın sevgisi, hubbu evlat(aşırı evlat sevgisi vb.) 

İnsanın, bu dünyaya gelişinde, bir hikmet, maksat ve gaye vardır. İnsanın asli vazifesi olan Rabbine (cc) kul olma, Resulüne (as) ümmet olma, Kur'an'a cemaat, tabi olma, duygu ve düşünce ve inancını bir tarafa bırakıp, dünyayı kendisine daimi kalınacak yurt, dünyevi nimetleri ise, asla terk edilmeyecek nimetler, mal ve evlatları ise sonsuz kalacak nimetler olarak addettiği zaman, bu dünya onu kandırmış, aldatmış ve insan sapıtmış, yoldan çıkmış, asli vazifesini terk etmiş demektir... 

Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Şüphesiz ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz? (6/En'âm, 32)

Şu içinde yaşadığımız hayat, nihayetinde çok kısa ve imtihan hayatıdır. Asıl varılacak yurt ise ahiret yurdudur. İman edenler için, buradaki tavır, davranış, tutum, duruş, amel, itikat, düşünce ve yaşantımız bize orada, ya cenneti ya da cehennemi kazanmamıza vesile olacaktır. 

Burada, şunu da ifade etmek gerekir ki, bizler ne dünyayı yok sayarak, ya da dünyaya aşırı meylederek, ona adeta taparak, onu mutlaklaştırarak, ifrat ve tefritte olmamamız gerekir. 

Dünya bir gerçektir ve helal ve meşru olmak şartıyla ki, neyin helal, meşru olup olmadığını, dünyayı ve her şeyi yaratan, Rabbimiz (cc) sınırlarını çizmiştir. 

İnsanlar, bu hususta üç kısma ayrılmaktadır. 

a. Tümüyle dünyacılar, hayat bu hayattır, bundan sonra bir hayat ve hesap yoktur diyenler.(İfrat) 

b. Dünya'yı çok kötü, kötülük, günah ve zulmün kaynağı görüp onu tümüyle terkedenler.(ruhbanlar) dünyaya sırtını çevirenler.(tefrit) 

c. Dünyayı bir sınav, imtihan yurdu olarak telakki edip, bu dünyada yaratıcı, mülkün sahibi olan yüce Rabbimizin (cc) koymuş olduğu sınır, kural, kanun, helal ve haram sınırlarına uyarak, kendilerine Yaratıcı tarafından helal ve meşru kılınan, dünyevi nimetlerden istifade edilmesine inananlar.(Mü'minler) normal, olması gereken,(vasat)... 

Bu noktada, sıkıntı olan durumları ise birkaç madde ile şöyle sıralayabiliriz. 

a. Sorun dünya değil, dünyevileşme sorundur. 
b. Dünya gerçeği fıtrıdir,(mal,mülk,tüm nimetler,helal ve meşru olmak kaydıyla) ama insanın, dünyaya aşırı bel bağlaması ise arızıdir. 
c. Dünyaya, sadece yiyip, içip, eğlenip, cinsel ve başka hazlarımızı tatmin için gelmedik. 
d. Dünyayı sırtlamak değil, dünyanın sırtlarında gezmek, istifade etmek, ona hükmetmek temel vazifemiz olmalıdır. 
d. Bu dünyadaki her şeyin, bir emanet olduğu gerçeğini hiç unutmamalıyız. 
d. Bu dünyayı imar ve inşa etmek temel görevimizdir. 
e. Ahlak ve adalet olmazsa olmazımızdır, kırmızı çizgimizdir  vs... 

Biz Müminler, dünya hayatına, bir imtihan gözüyle bakarız. Öyle vur patlasın, çal oynasın tarzından bir fırsat ve ganimet, helal haram dinlemeden, sürekli mal yığma, evlatlar edinme, böbürlerme, kibirlenme yeri olarak görmemek icap eder. 

Bu dünya hayatını Rabbimiz (cc) bir oyun ve eğlenceye benzetmektedir. Yani geçici ve fanidir.
Resulü (as), dünyada yaşayan insanı, bir yolcuya benzetmiş ve yolcunun bir yerden diğer bir yere giderken, bir yerde konaklayıp, bir müddet dinlenmesine benzetmiştir.

Bu dünyadan bir yıldız gibi, gelip geçeceğiz. Ünlü halk ozanımız, Aşık veysel ise; dünya hayatını, bir han'a benzetmiştir. Bir kapıdan girip, öbüründen çıkmak, tarzında tavsif etmiş, onu anlatmıştır. 

İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem benim iki omuzumu tuttu ve:

“Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol” buyurdu.

İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle derdi:

Akşama ulaştığında sabahı gözetme, sabaha kavuştuğunda da akşamı bekleme. Sağlıklı anlarında hastalık zamanın için, hayatın boyunca da ölümün için tedbir al. (Buhârî, Rikak 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 25; İbni Mâce, Zühd 3)

Dünyaya bakışımız, onu tümüyle yok saymamak, ruhbanlaşmamak(dünyadan el,etek çekme), ama onu tümüyle de, tek amaç haline getirmemek gerekir. Burada bir denge olması gerekir. Her şeyde olduğu gibi, bu denge dünyadan nasibini unutma, tarzında olmalıdır. 

Ancak, dünya bizi Allah'tan, ahiretten ve Allah'ı (cc) anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten ve Rabbimize kulluk, yetimin başını okşamak, mağdur, mazlum, kimsesiz, fakir insanları gözetmek, canlı cansız her şeye yerli yerince davranmaktan ve adaletten de alıkoymamalıdır...

Şayet bir insanı malı, mülkü, makamı, evladı, evi, arabası, sevdikleri Allah'tan, Resulümden ve O'nun yolunda mücadele etmekten, cihaddan, hicretten, çabadan, gayretten ve kulluktan alıkoyuyorsa(tevbe 24) bu insan, dünya hayatında hüsrana uğramış, asıl hüsran, ziyan ise ahirette olacaktır.

Peki nasıl bir dünya düşünüyor, tasarlıyoruz?. 

Her şeyden önce, herkesin din, dil, ırk, renk, cinsiyet, mezhep ve de düşüncesinden dolayı kınanmadığı, ötekileştirilmediği, hukuk önünde eşit olduğu, insan haklarının sonuna kadar korunduğu, insanı(huzur, sağlık, eğitim, güvenlik vb.) merkezi alan, özellikle çocuk ve kadınların haklarını muhafaza eden, koruyan, zenginden değil, fakir'den yana pozitif ayrımcılık kurallarının hakkının hakim olduğu, ahlak ve adalet temelli, inanç ve düşünce özgürlüğünün, şiddet olmamak şartıyla! tümüyle genişletildiği bir dünya hayal ediyor, düşünüyoruz. 

Özellikle her mü'minin, sonrada, her erdemli insanın, temel hedefi, böyle bir dünyanın oluşması, kurulması için tüm benliğiyle mücadele etmesi gerekir...

Beklenen, arzulan böylesi bir dünyada buluşup, görüşmek dilek ve temenniyle... Selam ve dua ile

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR