Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


İsmail Hakkı Güleç


DOSTLUK -1

Yazarımız İsmail Hakkı Güleç’in "yeni" yazısı...


  Dostluk, son yıllarda(özelde duyarlı Müslümanlar, ve tüm toplum) yitirdiğimiz, birçok değerden bir tanesi, belki de en önemlisidir diyebiliriz. 

 

       Her şeyi, yoktan yaratan Rabbimiz(cc), yine her şeyi, zıttına göre yaratmıştır. Dostluk kavramının zıttı ise, düşmanlıktır. 

 

      Günümüz dünyasında, birçok şeyin çoğaldığı, (mal, mülk, para, araba, apartman vs.) bazı şeylerin ise, iyice azalıp, yok olmaya, yüz tuttuğu bir dünyada,(dönemde) yaşıyoruz. 

 

       İçinde yaşamış olduğumuz, maddeci, materyalist, çıkar eksenli, menfaate dayalı ilişkilerin arasında, dostluğu bulmak, çölde su aramak gibi muhal, mümkün değildir. 

 

       Dost olmak, dost kalmak, dostluk kurmak, dostça yaşamak, dost meclisleri, dostane duygular. Bunlar, bizim çocukluğumuzda yaşadığımız, sıkça duyduğumuz ve sürekli örneklerini müşahade ettiğimiz bazı kelimeler, kavramlardı.

 

      Ama, artık bunları duymaz, görmez olduk. İnsan, insana dost olmalıydı, olmadı, insan insanın kurdu oldu.! 

 

      Dost, imanlı, ihlaslı, yürekten, içten, hasbi, gönülden, samimi, cefakar, fedakar, çilekeş, kadirşinas, diğergam vs. işte bunların tamamını öz

etleyen bir kelimedir dostluk...! 

 

      Eskiler derlerdi ki, dost kalalım, dost ölelim.Yani dostluk, pazara kadar değil, mezara kadardır inancı ve düşüncesi hakimdi.

 

     Onlar,(eskiler) dostluğa bu zaviyeden bakıp, değerlendiriyorlardı. 

 

      Bir mü'minin, her şeyi Allah (cc) içindir. Dostluğu, düşmanlığı, sevmesi, nefreti, alması, vermesi vs. 

 

       Dostluk, taraflara(dostlara) en ufak, bir görev ve sorumluluk yüklemeyen, basit, sıradan, önemsiz, değersiz, sathi, ruhsuz, anlamsız bir heves, sloganik bir kavramda değildir... 

 

      Yüce Rabbimizin, kitab-ı mübininde(Kuran), üzerinde çokça durduğu, kavramlardan birisi de dostluktur. Yani velayet, veli edinmek, sırdaş, gönüldaş, yoldaş vs... 

 

      Bu noktada, Rabbimiz (cc) bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor

 

        ... Allah, İbrahim'i dost edinmiştir Nisa- 125

 

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ

 اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ

      Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostudurlar. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Allah’a ve Resûl’üne itaat ederler. Allah’ın rahmet edecekleri bunlardır. Tevbe-71

 

       Bu noktada, Yüce Rabbimiz (cc) müminlerin dostudur, evliyasıdır. 

 

MENU

Bakara Suresi 257. Ayet

اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟ 257

 

257 . Allah, iman edenlerin Velisidir/dostudur. (Bu dostluğunun bir tecellisi olarak) onları (küfrün, şirkin) karanlıklarından (tevhidin ve imanın) aydınlığına çıkarır. Kâfirlerin velileriyse/dostlarıysa tağuttur. Onları (iman ve tevhidin) aydınlığından (küfrün ve şirkin) karanlıklarına çıkarırlar. Bunlar, ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır. (2/Bakara, 257)

 

       Münafıklar birbirinin, ayrıca kafirlerde, birbirlerinin velisi, evliyası, dostudurlar.. 

 

       Arapça, bir kavram olan veli, evliya kelimesini, genel olmaktan çıkarıp,(bütün samimi mü'minleri) onu bazı insanlara(alim,veli,gavs,kutub,ermiş,şeyf vs.) hasredip, kelimenin içini boşaltıp, asıl maksadını çarpıtarak, toplumda bir evliya kültürü, inancı oluşturulmuştur. 

 

      Evliya denen kişi, kendine sığınılan, medet umulan, haşa her şeyi bilen kişi, yardım istenen, ulu, yüce, hazret, ölseler bile geride kalan sevenlerinin,(mürit,köle) imdadına yetişen, ilahi bilgi ve sırlarla mücehhez(haşa sanki yarı bir ilah gibi) gibi, tasavvur ve tahayyül edilen, haşa masum, hata yapmaz, la yüsel(eleştirilemez) mükemmel, mutlak itaati hakeden, himmet ehli, Allah (cc) katında talebi asla reddedilmeyen bir varlık olarak lanse edildi... 

 

      Gerçek manada, dost sadece Allah'tır (cc). Sığınacağımız, dayanacağımız, güveneceğimiz, kendisiyle iletişim, ilişki kuracağımız, bizi hiçbir zaman, yalnız bırakmayan, her şeyi gören, gözeten, işiten bilen, her şeyimizden haberdar olan, ihtiyaçlarımızı gideren,(samimi) dualarımıza cevap veren bir dost... 

 

       Yüce Rabbim, (cc), sadece kendisiyle dost(velayet) olmamızı bizden istemektedir. Bu noktada, müminlerin de, birbirlerine dostluğunu(imandan kaynaklı,Allah için) bize emretmektedir... 

 

      Dostluk, çok kıymetli bir bağdır. Bu bağ, gönül bağı, iman, akide, tevhid, kardeşlik, dostluk, vefa, sadakat, samimiyet, paylaşmak, cömertlik bağı (bu duygu, düşünce ve imandan neşet eder) vs...

 

       Ama bugün, bu saydığımız anlamda, dost kaldı mı acaba?

 

        Bütün bizi biz yapan değerlerimizi, kültürümüzü, tarihimizi, kişiliğimizi yok eden, materyalist, kapitalist, kominist, rejim ve sistemler, beşeri, seküler akıl, yaşam tarzı, bu manada tüm anlamları, değerleri yaktı, yıktı yok etti, bitirdi... 

 

       Toplumun, mayası niteliğindeki, fıtrata uygun, bu güzel hasletleri, özellik, güzellikleri yok eden, yıkan bu sistemler, batıl inançlar, yaşam tarzları, bunları hayat nizamı, kurtuluş, ilericilik, çağdaşlık, modernleşme olarak kabul eden, rejimler topluma ne verdi bugüne kadar.? 

 

       Anarşi, kargaşa, kaos, ihanet, cinayet, hiddet, şiddet, nefret, bağnazlık, her türlü, kötülükten başka ne verdi bu hükmettiği toplum yada toplumlara?? 

       

     Peki, bu noktada, bunu yeniden yaşatmak, yeşertmek, herkesin gerek mal, can, nesil, akıl vede din emniyetinin sağlandığı, hiç bir şekilde zulüm, taciz ve tecavüzün yaşanmadığı, eşit işe eşit ücretin verilip, insanların hukuk önünde tarağın dişleri gibi eşit olduğu, güçlünün değil haklının, hakkın üstün görüldüğü, hiç kimsenin diğerini dönüşmediği, medenice, insani şartlarda yaşamaları mümkün değil midir? İşte Yüce Rabbimiz (cc) özellikle ve öncelikle mü'minlereden, sonrada ahlak, adalet, vicdan, insanlık diye bir derdi olan herkesten ve herkesimden bunu istemekte, böylesi bir toplum, sistem inşa etmemizi emretmektedir.

 

      Bu noktada, tümüyle umutsuz mu olmalıyız? 

 

      Asla, umudun bittiği yerde, hayat biter. Umudumuzu her açıdan, her yerde her zaman ve her zeminde korumalıyız, sürdürmeliyiz... 

 

      Çünkü, insanın var olduğu her yerde iman, umutda vardır, imanın var olduğu her yerde imkan da vardır... 

 

        Öyleyse, yeniden dostluklar kurabilir, yeniden yıkılmış olan dostluk köprüleri inşa edilebilir, yeniden dağılmışlığımızı toparlayabilir, dostluğun gereklilik, görev ve sorumluluklarını kuşanabilir, kuşanmalıyız...

 

         Bunun önemini, birbirimize hatırlatabilir, hatırlatmalıyızda. Bunun(dostluk, ruhu, duygu ve düşüncesi) oluşması için, fedakarlık gerekiyorsa fedakarlık, iman, inanç gerekiyorsa iman İnanç, bedelse bedel, fedakarlıksa fedakarlık, özveriyse özveri vs. Bu konuda, ne gerekiyorsa yapmak zorundayız... 

 

       Dostluk, bizim için olsa da olur, olmasa da olur! nevinden bir mesele değildir. Olmazsa olmaz bir meseledir. Bunu oluşturup, yaşatmamız, yeşertmemiz gerekir. Bu iklimi, ortamı, toplumu vede sistemi oluşturmamızı, bize imanımız emrediyor... 

 

       İman edenler, birbirinin dostudur. Demek ki, Allah (cc) dostluğu imana bağlıyor. 

 

      Eğer, iman ettik(hakiki manada) iddiasında (ki bu keyfi değil imani bir vecibe, görev vede sorumluluktur) iseniz, bu şu demektir; 

 

       Dost, uğrunda, gerekirse her şeyin feda edilebileceği, giyinmeyip giydirileceği, yenilmeyip yedirileceği, içmeyip içirilebileceği, ihtiyacı olduğu halde, dostunu kendi nefsine, dostunun ihtiyacını, kendi ihtiyacına tercih ettirebilecek kadar sağlam ve samimi bir dostluk...

 

      Bu konuda Allah Resulü (as) şöyle buyuruyor; 

 

       Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Tirmizî, Zühd, 45; Ebû Dâvûd, Edeb, 16)

 

 

       Aslında dostluk, bir nevi kardeşlik demektir. Aynı zamanda, Müminler birbirinin dostu, kardeşi değil mi? Ama bugün öyle mi? Bugün kardeşlik, dostluk güme gitti!! kayboldu. 

 

       Hangi dağın arkasına, hangi karanlık noktalara, deliklere saklandı. Gören, duyan var mı? 

 

       Siz, bir şeye sahip yada layık olmazsanız o şey, sizden kaçar, ya da Allah (cc) o şeyi sizden alır. Hak edene verir. 

 

      Hani, Müminler birbirinin dostuydu.? Hem iyiliği emreder, kötülükten nehreder, namazı hakkıyla kılar, zekatı verirler, iyiliği emreder, kötülükten nehyederlerdi? (böyle olmaları isteniyor, emrediliyor, vasfediliyordu) 

 

      Mümin erkeklerle, mümine kadınlar birbirini dostları idi(öyle olması gerekiyor, emrediliyordu) Nerede bu Mümin erkekler ve Mü'mine kadınlar? 

 

      Allah için sevecek, Allah için görüşecek, Allah için birbirini arayacak, soracak, özleyecek kişi yada kimselar kaldı mı hala böyle dostluklar var mı?? 

      

     Eskiden, Rabbena(bize,hepimize) diye dua ederdik. Şimdi ise, Rabbena hep bana diyoruz.(sadece bana ver) Gerçi hala! Dualarımızda,(klasikleşen, rutinleşen) yine atina(bize ver) diyoruz, ama  fiiliyatta, bu böyle mi??

 

Devam Edecek...

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR