Engin GÜLTEKİN

Tarih: 06.02.2022 04:28

DİRİLİŞ YOLUNA ÇAĞRI...

Facebook Twitter Linked-in

 

Bütün alanlarda cerayan eden kuşatılmışlığımız Allah'tan gayri olan şeylere olan bağımlılığımızdandır. Diriliş reçetesi kula kul olmaktan kurtulup, yalnız Allah'a kul olmakla sağlanır. 
İçinde bulunduğumuz girdaptan, hapsolduğumuz iç dünyamızdan, kuşatıldığımız benlik duvarlarından, kapitalizmin tüketim çukurundan, mankurtlaştırılmış zihin dünyalarından ancak yeni bir yol, yeni bir yöntem ve metot ile kurturabiliriz.
Yaşadığımız çağ köle olduğu halde köle olduğunun farkında olamayan, celladına aşık hasta ruhlu insanların yaşadığı, paranoyak, egoist, narsist kişilerin alabildiğine yaygınlaştığı bir çağdır.
Pragmatist ilişkilerin sosyallik sayıldığı, ilim, erdem ve maneviyatın konjonktür putuna kurban edildiği bir dönemde, Müslümanların yeni bir yol arayışına girmesi, en acil ve en önemli bir iştir. İştir derken bir Müslümanın duruşundan, mücadelesinden ve modernizmin ve kapitalizmin önümüze koyduğu hayat şekline, bize empoze edilmeye çalışılan yeni bir din anlayışına "La" kılıcını vurmadan bahsediyorum.
Yüzde doksan Müslüman denilen bir milletin gözünün içine baka baka İslam dinini ve Onu bize getiren ve tebliğ eden "anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü" diyerek emrine amade olduğumuz,  Allah'ın elçisine hakaret eden, İslam dinini gericilikle, karanlık bir dönemle adlandılan bir mahluğun meclis kürsüsünden haykırışına karşı sözün gücünü elinde tutan sözde kanaat önderlerinin konuşmamalarından daha acı ne olabilir. Acı olan bu varlıkta bu toplumun insanı ve bu eğitim sisteminin bir ürünü. Bunun gibi deforme olmuş ürünlerin listesini görünce eğitimin ne kadar önemli olduğunu ve bir medeniyetin hangi dini kendine referans kabul ettiğinin önemini bir kez daha anlıyoruz.
Evet! Eğitiliyor muyuz? Yoksa öğütülüyor muyuz?
Allah'sız bir eğitimle yetişen çocuklarımız gözümüzün önünde duruyorken, lağım akan televizyon programları her Müslümanın evine girmişken, giyinmiş çıplak kadınların sunuculuk yaptığı, sosyal hayata kadınların yayıldığı ve erkeklerin iş bulamadığı, evlenmekten kaçtığı, firavunun sihirbazlarından daha etkin icraatların binlerce izleyici, takipçi bulduğu böyle bir zamanda yeni bir yola sizcede ihtiyaç yok mudur?
Ellerimizden kayıp giden çocuklarımız ve geleceğimizdir. Geçmişiyle, kökleriyle, tarihi ve medeniyet kodlarıyla bağı koparılmış milletin nasıl bir uçuruma doğru gittiğini biraz feraseti, biraz basireti olan her kişi anlar diye düşünüyorum.
Allah'ın Yüce kitabı Kuranı Kerim'de "Nereye bu gidiş..." uyarısını görmeyenlerin gideceği yer sizce neresi olabilir.
Bir alamete bindiğinin farkında olan yolu kıyamete evrilmiş cahiller sürüsünün kendi cahilliklerini; kendisine eşyanın hakikatinin öğretildi, meleklerin kendine secde ettiği, Allah'ın elçisine atan, onu suçlu gösteren anlayışlar bu toplumun insanı değil mi?
Gelinen bu noktada Allah'ın yürümemizi istediği ve bütün elçilerin üzerinde yürüdüğü yolu kendimize yol edinerek, yürüyüşümüze devam etmeliyiz.
Şeytan ve şeytani güçlerin, bütün beşeri ve ideolojik yolların niceliksel arttığı bir dönemde günde kırk kere okuduğumuz, okumamız gereken "Bizi doğru yola ilet..." hakikatin ne anlama geldiğini, niye Allah'ın bize bu duayı hergün huzuruna çağırarak okuttuğunu iyi anlamamız gerekir. İşte kulluğun sırrı bu.
İşte yaratılış amacanın özeti bu...
Fatiha'sı olmayan gençliğin geleceği olamaz.
Fatiha'sı olmayan bir toplumun istikbali olamaz.
Güne Fatiha'sız başlayan nesilerden ilim, irfan, kültür ve medeniyet beklenemez. Fatiha'sı olmayan bir ordunun feth eseceği gönül coğrafyası olamaz.
Değerli okuyucularım ben şunu iddia ederek yazımı bitiriyorum. İnsanların  din algılarıyla açtıkları yoldan, gerçek ve tek olan İslam'a yenideb bir yol bulduğumuz takdirde insanlık varoluşsal hakikatini anlayacak ve Gökleri ve yeri yaratan Allah'a teslim olacak ve kurtuluş yolunun yolcusu olacaktır.
"Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya yüzüstü çok süründün ayağa kalk! Sakarya..."

       Engin Gültekin
Eğitimci-Yazar-Sosyolog


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —