Selvigül ŞAHİN

Tarih: 30.01.2022 16:40

CEVDET SAİD: 'HABİL GİBİ OL!'

Facebook Twitter Linked-in

Cevdet Said’in kitaplarıyla ilk üniversite yıllarında tanıştım. Süleymaniye’nin serin caddelerinde Ensar Vakfı’nın mütevazı binasında toplu okumalar yaparak alternatif bir ortam oluşturma telaşındayız.  Düşünce ve inanç ekseninde hayatımızda meydana gelen değişimleri yaşarken kalabalık caddelerden, miting meydanlarından, cesaret ve ümit aşılayan aktivist ağabeylerin ve ablaların konuşmalarından yüreklerimiz hız ve ilham alıyor. Şimdiki devasa binanın aksine, pencerelerinden rüzgârlar esen, bahçesinde abdest alarak sık saflara durduğumuz vakıf binası aynı zamanda bizim okumalar yaptığımız sıcacık bir mekân. Bazı kitaplar vardır, öncüdür rehberdir. O kitaplar yarınlara yürüyüşünüzde mihmandarlık yaparken hayat yolculuğunuzda manifesto gibi adeta sizin adımlarınızı sabitleyip, ayaklarınızı kaygan zeminlerden alıkoyar. Siz o kitaplardan aldığınız ilhamla bugünlerinizi ve yarınlarınızı hakikat duraklarına taşıma telaşına düşersiniz. Yine öyle ayetler vardır ki; sizin hesaplaşmalarınızın, iç seslerinizin, ayartıcılarınızın tam ortasında seslenişleriyle hayata karşı zayıf ve ,naif duruşunuzu değişmez hakikatlere, inanmanın soylu duraklarına taşır.


Selvigül Şahin ve merhum Cevdet Said

 

Ömer Lekesiz, “ okumanın bir yalnızlık eylemi, bir tür içe yani kendine kaçış olup olmadığını da sorgulamışımdır ama tekil okumanın Batılı bir okuma biçimi olduğuna, çoğul okumanınsa biz Doğululara mahsus en verimli okuma şekli olduğuna inanıyorum” diyerek “ Benim Kitaplarım” adlı yazısında toplu okumaların verimliliğine ve okur üzerindeki etkileyiciliğine atıfta bulunur.  Asr Suresi’ni okurken zamanı şahitliğe çağırdığımız, Cevdet Said’in, “ Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları’ adlı kitabını, Mustafa İslamoğlu’nun Yürek Devleti’, İsmet Özel’in ‘ Zor Zamanlarda Konuşmak’, Rasim Özdenören’in, ‘ Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı’ gibi birçok kitapla beraber harmanlayarak okuma telaşına düştüğümüz zamanlar. Düşünmenin, tefekkürün yaşam damarlarımıza doğru akmaya başlamasını rota bildiğimiz ayetlerden bir ayet Rad Suresi 11: “ Kuşkusuz Allah, onlar nefslerinde olanı değiştirmedikçe, bir toplumun durumunu değiştirmez.” Düşünür Cevdet Said’e göre; değişim ya da tarihin kaydettiği aşamalar aynı zamanda ‘ nefsler’ yasasına da uyar görüşüyle kaleme aldığı,“Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları” adlı kitabına ilham olan ayeti kerime…

Doğulu bir okur olma bahtiyarlığını, mütevazı vakıf binasında ilk o yıllarda yaşamaya başladım. Hala bu eylemimi sürdürme gayretiyle, toplu okumaların bereketinden faydalanmaya çalışıyorum. Yine yakından tanıdığım, okumanın zor zamanlarında, tüm ayartıcılardan kendilerini soyutlamaya çalışarak toplu okuma yapan bir grup arkadaşın en son okudukları “ Ademin Oğlu Habil Gibi Ol” adlı kitabı okumaları sonucu, üstadı Bayrampaşa Belediyesine misafir etmeleri vesilesiyle kıymetli düşünürü dinleme şansına sahip oldum.

“ Müslüman dünyanın genç kuşağı, İslam uğruna malını ve canını fedaya hazır; ne var ki içlerinde yıllarını kapsamlı araştırmalar yapmaya, bir konuyu kotarmak ya da aydınlatmaya adamak isteyenler pek nadir.” Diyerek görüşlerini belirtiyor yıllar önce yazdığı kitabında. Aklıma üstadın satırlarını okurken, Musa Peygamber’in hakikat yolculuğuyla ilgili; “ Hani( gezginlik günlerinde) Musa yardımcısına: İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim’ demişti, ( bu yolda) yıllar harcamam gerekse bile! ( Kehf-60) diyerek, inanç yürüyüşündeki azim ve sabır dolu yakarışı geliyor.

Düşünce özgürlüğünün önde gelen savunucularından Cevdet Said 1931 doğumlu. Onun tüm çalışmalarında öne çıkan görüşleri: İslami şuurun yeniden tashih edilerek inşası, düzeltilmesi, şiddetin gereksizliği, afaki ve enfüsi ayetlerin araştırılarak hayata yön verme noktasındaki sahih anlayışın benimsenmesi, birlikte yaşama, karşılıklı anlayışla, düşünce özgürlüğünün ümmet üzerine derin tesirinin görülmesi. Yine araştırmalarının merkezini, Arap ve İslam âleminin yaşadığı düşünsel sorunlar üzerinde yoğunlaştırdığı görülür.

Seksenbir yaşındaki iman gücüyle konuşan, tercüman Fethi Güngör Bey’in zaman zaman hızına yetişemediği, ömrünü barış ve esenlik dininin mesajını yaymaya adamış düşünürü dinlerken yıllar önce kaybettiğim başı sarıklı dedem gibi kendime yakın buldum. O’nun heyecanı, tüm salonu hayretle dikkatle dinlemeye sürükledi. “ Baskıyla insanların kanaatlerini değiştiremezsiniz. Dinde zorlama yoktur. Kura’an bize zorbalara tabii olmamamızı tavsiye ediyor.” Derken yaşadığı coğrafyanın acılarını, zorbalıklarını anlatır gibiydi.

Yine sorunların kaba kuvvetle değil sivil çalışmalarla çözülebileceğini dile getiren Cevdet Said, yıllardır büyük mücadeleler veren Türk halkına takdirlerini bildirdi. Kardeşinin şehit edilerek doğduğu köyden Türkiye’ye hicret etmek zorunda kalan düşünür; Suriye’de sadece Müslümanların değil, farklı dine mensup olan halk kitlelerinin de köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını, büyük zulümler ve sıkıntılar gördüklerini aktardı. Kur’an bize zorbalara teslim olmamamız gerektiğini söylüyor derken yine tek kurtuluşun ve felahın Allah’ın ayetlerine sıkı sıkıya bağlı kalmanın öneminden bahsetti.

İslam coğrafyasında, adaletin hakim olduğu toplumsal anlaşmaların yaşandığı ilişkiler kurulması noktasında adımlar atılması gerektiğinin vurgusunu yaparken; “ Adaletin gerçek anlamını ezilmiş halk daha iyi bilir. Geniş halk kitlelerinin sindirildiği devirler artık geride kaldı” diyerek adaletin gerekliliğine vurgu yaptı. “ Avrupa başkentlerinin işgal altında olduğu zamanlara şahitlik yaptığını yaşı gereği belirten Said, Avrupa halklarının, güç ve silah kullanmadan büyük bir birlik ve beraberlik yaşadıklarına değindi.

Konuşmasına Kur’an eksenli hayatın önemine vurgu yaparak devam eden Said, “ Kur’an’ın insanlara Allah ile doğrudan iletişim kurma imkanı veren büyük bir güç olduğunu söylerken, tarihte kalmamış, aksine geleceği anlatan ve inşa eden Kur’an’ın her an güncelliğini koruduğunu anlattı büyük bir coşkuyla…

Yıllarca yazı faaliyetlerini, mütevazı köyünde sürdüren düşünürün, telif almaması, eşeğiyle odun toplayarak, arıcılık yaparak geçimini sağlaması ve en önemlisi de kendisini ‘ sadece odun hamalı’ olarak tanımlaması beni en çok etkileyen özelliğiydi. Rabbim onun heyecanını ve azmini gençliğimize,bizlere nasip eylesin. Bunca acıya ve zulme rağmen gür bir nida ile İslam Âlemini birlik ve beraberliğe davet eden güzel insana bereketli bir ömür diliyorum…

(31.Mart 2013)

 

Kaynak: edebistan.com


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —