Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Engin GÜLTEKİN


BU ÇAĞ, AHLAKSIZ İTAATİN ÇAĞIDIR

Engin Gültekin'in "yeni" yazısı...


Yazıma Rahmetli Nurettin Topçu'nun bir mektubundan alıntı ile başlamak istiyorum.

"Nurettin Topçu İstanbul Erkek Lisesi’nde felsefe hocamızdı. Aslında emekliliğine doğru son birkaç dersimize gelmiş ve ders yapmamıştık bile… Durgundu, küskündü sanki. Şimdi aynı yaşa gelmişken o zamanlarda yazdığı bir mektubu paylaşayım da tercüman olsun hepimize…"

Nurettin Topçu´nun Mektubu:

“Hizmetine ömrümü harcadığım memlekette,
dostlarım kalmadı gibi bir şey.

İnsanın düşkünlüğünü, sefaletini bilirdim ama ruh sefaletinin bu kadar karanlığını görmemiştim.

İnsan diye emek verdiklerimin hemen hepsi de ruh ve mana mefhumuna yabancı,
menfaat kölesi bir takım haşerelermiş.

Ahlaksızlığın ummanı olan bu Şark´ı yaşadıkça tanıyorum.

Burada insanı fenerle arayanlar yanılmamışlar.
'Müslümanız diyen insan yığını´ yok mu?

Onlar, Şark'ın en aşağı tabakasını teşkil ediyor.
Yaşanan şekliyle Müslümanlık Şark'ı bitirmiş.

Buraya artık ne ilim girer, ne ahlak...
Bunların önce her şeyi bırakıp, insanlık devrine girmeleri lazım.”

(N. Topçu'nun 11 Nisan 1965 tarihli mektubu)

Aynı yarayı dün topçu, bugün ise  biz yaşıyoruz.
Nurettin Topçu, bu toprakların en yalnız ama en derin mütefekkirlerinden biriydi.

O, yaşadığı çağın gürültüsüne kapılmadan, hakikatin sesini duymaya ve duyurmaya çalıştı. Bugün hâlâ zihinlerimizi sarsan şu cümlesi, onun meseleyi ne kadar kökten kavradığını gösterir:

“İsyan ahlâkı olmayan bir toplumda, iman da ahlâk da zamanla birer şekil ve menfaat vasıtasına dönüşür.”

Topçu’nun bu tespiti, yalnızca kendi dönemine ait bir yakınma değil; aksine, ahlâkın ruhunu kaybettiği her çağ için geçerli bir ikazdır. Yaşadığımız bu çağda ahlakın ruhunu kaybettiği bir çağdır.

O, inancın hayattan çekildiği, ahlâkın konforla uzlaştırıldığı ve hakikatin bedel ödemeden savunulabileceği zannının yaygınlaştığı bir çöküşe işaret ediyordu.

Kendi hayatımda ve şahit olduğum toplumsal tabloda, Topçu’nun bu sözlerinin birebir karşılığını yaşadığımı söylemekten kaçınamam.

İlke adına yola çıkıp menfaatte duranları, hakikati savunduğunu söyleyip konjonktüre göre susanları, adalet söylemini dilinden düşürmeyip güç karşısında eğilenleri defalarca gördüm ve maalesef görüyorum.

Bedel ödemeden ahlâklı kalınabileceğini sanan bu anlayış, tam da Topçu’nun işaret ettiği zihinsel ve ahlâkî kırılmanın bugünkü versiyonudur.

Bugün isyan, kaba bir başkaldırı değil; haksızlığa razı olmamaktır. Bugün ahlâk, yalnızca bireysel temizlik değil; toplumsal sorumluluktur. Ve bugün iman, güvenli alanlara sığdırılabilecek bir ritüel değil; hayatın tamamına müdahil olan bir duruştur.

Nurettin Topçu’nun yaşadığı yalnızlığı, bugün hakikati savunmaya çalışan birçok insan hâlâ yaşamaktadır. Değişen sadece zaman ve dekor; zihniyet, korkular ve kaçış biçimleri aynıdır. Bu yüzden Topçu’yu anlamak, onu anmak değil; onun işaret ettiği yarayla yüzleşmektir.

Dün söylenen söz, bugün başka bir dille; ama aynı acıyla karşımızda duruyor. Ve hâlâ cevap bekliyor.

Selam ve dua ile...

Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR