Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Engin GÜLTEKİN


BİR PENGUEN YÜRÜYÜŞÜNÜN SOSYOLOJİK VE DİNİ OKUMASI

Engin Gültekin'in "yeni" yazısı...


AqMarch of the Penguins (İmparatorun Yürüyüşü) adlı belgeselde penguenlerin zorlu yaşam mücadelesi anlatılır ve sürüden ayrılan bir penguenin hikâyesi özellikle dikkat çeker.

Penguenler Antarktika’da hayatta kalmak için sürü halinde hareket ederler.
Çünkü:
Soğuk -50 dereceye kadar düşer, yırtıcılar vardır.
Yiyecek çok uzaktadır.
Videoda bir penguen:
Sürüden ayrılır,
Farklı bir yöne doğru yürümeye başlar,
Tek başına kalır,
Bilinmeyen ve tehlikeli bir yolculuğa çıkar.
Bu sahne sadece bir doğa görüntüsü değildir, derin bir anlam taşır:

Tek başına kalan penguen: Soğuğa daha açık hale gelir, avcılar için kolay hedef olur, hayatta kalma ihtimali düşer.
Belgeselin ilerleyen bölümlerinde genellikle bu tür yalnız kalan penguenlerin çoğunun hayatta kalamadığı gösterilir. Bazıları tekrar sürüye döner, bazıları ise yolculukta kaybolur.

Bu sahne bize şu mesajı da verir:
Topluluktan kopan, yalnızlaşan insan da hayatta fırtınalara daha açık hale gelir.
Tıpkı:
Cemaatten kopan birey,
Değerlerinden uzaklaşan insan, yalnız kalan ruh gibi…

Sosyal canlılar olarak varlığını sürdüren türlerde (insan dâhil) koloni ya da cemaat, öncelikle güvenlik, süreklilik ve hayatta kalma işlevi görür. Penguen kolonisi bu anlamda, sosyolojide toplumsal düzen, normatif yapı ve kolektif bilinç kavramlarının doğal bir karşılığıdır.

Emile Durkheim’ın ifadesiyle toplum, bireyin dışında ve üzerinde işleyen bir sosyal gerçekliktir. Bu gerçeklik, bireyi korur; fakat aynı zamanda ona uyumu da dayatır. Koloniden ayrılan penguen, bu bağlamda norm dışına çıkan bireyi temsil eder. Bu ayrılış, biyolojik olmaktan çok semboliktir: Düzenin dışına çıkan, düzen tarafından desteksiz bırakılır.

Modern toplumlarda dışlama artık kaba ve açık bir şiddet biçimiyle gerçekleşmez. Michel Foucault’nun işaret ettiği üzere iktidar, bireyi cezalandırmaktan çok görünmez kılar. Birey toplum içindedir ama görülmez. Etken değil, edilgendir. Bu videoda dikkat çeken nokta da budur: Penguen kovulmaz, engellenmez, bağırılarak durdurulmaz. Sadece sessizlikle uğurlanır. Topluluktan ayrılışını kimse görmez, görse bile müdahale etmez.

Allah'ın Resulü Hz.Muhammet(sav) bir hadislerinde şöyle buyurur:

“Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et.”
Sahâbîler dediler ki:
“Ey Allah’ın Resûlü! Mazluma yardım etmeyi anladık. Peki zalime nasıl yardım ederiz?”
Buyurdu ki:
‘Onu zulümden alıkoyarsın. İşte bu, ona yardım etmektir.’”

Penguenlerin mezkür bu sessizliği, sosyolojik açıdan en incelmiş dışlama biçimidir aslında...

Dini perspektiften bakıldığında ise mesele daha derin bir anlam kazanır. İslam, insanı hem cemaat bilinciyle hem de ahlaki sorumlulukla kuşatır. Kur’an, insanın yalnız bırakılmasını bir ahlaki çöküş göstergesi olarak ele alır:

"İyilik ve takvâda birbirinizle yardımlaşın; günah ve düşmanlıkta ise yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir."
(Maide, 5/2)

Bu ayet, toplumun sadece birlikte var olmayı değil, birbirini ayakta tutma sorumluluğunu da yüklendiğini gösterir. Penguenin arkasından kimsenin gitmemesi, bu sorumluluğun askıya alındığı bir durumu temsil eder.

Yine Kur’an, bireyin yalnızlığa itilmesini şöyle tarif eder:

"Münafıkların erkekleri de, kadınları da birbirlerinin tıbkıdırlar, münkeri emir, ma'ruftan nehyederler ve ellerini sıkı tutarlar, Allahı unuttular da Allah da onları unuttu, hakikat Münafıklar hep fasıktırlar"
(Tevbe, 9/67)

Bu “unutulma”, fiziki bir yok oluş değil; ahlaki ve toplumsal terk ediliştir.

Hz. Peygamber (sav) de bu konuda açık bir uyarıda bulunur:

“Mümin, müminin aynasıdır.”
(Ebû Dâvûd, Edeb, 49)

Ayna olmak; uyarmayı, hatırlatmayı, sahip çıkmayı gerektirir. Ayna kırıldığında kişi kendini göremez. Toplum aynasını kaybettiğinde, birey de yolunu kaybeder.
Bu bağlamda sürüden ayrılan  penguenin yürüyüşü, ne bir intihar ne de bilinçli bir yok oluş tercihidir. Bu yürüyüş, yalnızlaştırılmış bireyin kader yürüyüşüdür.

Toplumdan kopuşun değil, toplum tarafından koparılışın sembolüdür.
Sonuç olarak bu sahne bize şunu hatırlatır:
Bir toplum, kendisine uymayanı susturuyorsa;
onu uyarmıyor, sahiplenmiyor, hatırlatmıyorsa;
orada cemaat vardır ama ümmet bilinci yoktur.

Ve insanı asıl öldüren şey, dışarıda kalmak değil; toplum içinde yanlız kalmak, içerideyken unutulmaktır.

Kur’an’a göre ise insan şu sebeplerle yalnızlığa itilir:
Hakikati savunduğu için toplum tarafından dışlanır.
Sisteme uymadığı için ötekileştirilir.
Yanlış çevre seçtiği için
terk edilir.
Zor zamanda yalnız kalır
Kur’an’ın bize  ana mesajı;
Toplum seni yalnız bırakabilir.
Dostların seni terk edebilir.
Kalabalıklar yok olabilir.
Cemaat içinde yalnız kalabilirsin.
Ama Allah seni asla terk etmez.
"Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da." (Duha;3)

Bu yüzden Kur’an’daki yalnızlık:
Bir çöküş değil, bir arınma sürecidir.

Selam ve dua ile...

Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR