Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Nevzat KAYA


Bir Duruşun Sözcüsü: Ebu Ubeyde

Nevzat Kaya'nın "yeni" yazısı...


Bazen bir ses duyarsın. Uzaklardan gelir. Tozun, kanın, yıkıntının içinden. Ne yüzünü bilirsin ne adını; ama o ses, içindeki bütün suskunlukları ayağa kaldırır. İşte Ebu Ubeyde, tam olarak böyle bir sestir. Zulmün alkışlandığı bir dünyada, susmamayı seçenlerin sesi olur Ebu Ubeyde. 

Yüzü görünmez ama sözü milyonların kalbine düşer. Bazı sesler vardır; ekranlarda değil, yüreklerde yankılanır. Sahibi görünmez, ama söyledikleri insanın içine oturur. Ne slogan atar ne nutuk çeker. Sadece konuşur. Ve konuştuğu anda, zulmün bütün makyajı dökülür.

Bu çağ, gürültü çağı. Herkes konuşur, azı duyulur. Ama Ebu Ubeyde konuştuğunda, dünya ister istemez susar. Çünkü o ses; stüdyodan değil, enkazın içinden gelir. Mikrofonu parlatan değil, kelimeleri ağırlaştıran bir ses bu. Bu adam bağırmaz. Ama dediği yankılanır.

Ebu Ubeyde yüzünü kapatır, çünkü bu bir saklanma değil, bir itirazdır. “Ben değilim mesele” der. “Benim yüzüm değil, arkamdaki yıkım konuşsun.” Modern çağın bireyi parlatan kültürüne karşı, kolektif bir duruştur bu. Kişisizleşmiş bir direniş dili yani.

Ebu Ubeyde’nin cümlelerinde bir öfke vardır ama bu öfke savruk değildir, ölçülüdür. Bir halkın boğazında biriken yılların öfkesidir. Çocuk mezarlarının, yıkılmış hastanelerin, karanlıkta bekleyen babaların öfkesidir bu. O yüzden bu ses, sadece askerî değil; ahlâklı bir isyanın tercümanıdır.

Uluslararası sistem, haritalar çizerken vicdanı cetvelle ölçer. Hukuk konuşur ama adalet fısıldar. İşte Ebu Ubeyde’nin sesi, tam da bu fısıltının bastırıldığı yerde yükselir. Bu yüzden bazıları onu “tehdit”, bazıları “ses” olarak görür. Çünkü herkes gerçeği, durduğu yerden okur.

Zulüm tarih boyunca hep aynı yanılgıya düşmüştür. Sanırlar ki sesi kısınca dava biter. Oysa bilmezler ses bedenden bağımsızdır. Bir kişi gider, bin fikir kalır. Bir beden toprağa düşer, bin duruş ayağa kalkar. 

Tarih tarafsızları değil, şahitleri yazar. Zulüm dediğin şey sadece bombayla olmaz. Bazen sessizlikle olur, bazen görmezden gelmeyle. Ama zulmün karşısında duranlar hep aynı yerden konuşur; imandan. Çünkü iman diz çöktürmez; aksine ayağa kaldırır. 

Şehadet, sanıldığı gibi ölümü yüceltmek değildir. Şehadet, yaşamı doğru yerden savunmaktır. Şehit, ölümü seven değil; ölümü göze alacak kadar hakikati seven insandır. Bu yüzden bu tür insanlar öldükten sonra susmaz. Aksine sesleri daha da çoğalır. Bir kişi gider, bin yürek konuşur.

Gazze’de direniş; sabırdır, namazdır, annedir, enkazdan evladını çıkarıp “Elhamdülillah” diyebilmektir. Bu, seküler dünyanın anlayamadığı bir devrimdir. Çünkü bu devrim, Marx’ın sınıf analizinden değil; secdeyle yoğrulmuş bir bilinçten beslenir.

Ebu Ubeyde bir kişi değildir; bir hatırlatmadır. Vahiyle terbiye olmuş seçkin topluluk olan sahabeden sonra aynı imanı ve direnişi bize hatırlatan, zulme karşı direnişin ve başkaldırışın sembolüdür. 

Ona ve tüm şehitlerimize rahmet olsun.

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR