Davut GÜLER

Tarih: 27.01.2019 15:01

Ben İnsanım!..

Facebook Twitter Linked-in

/resimler/2019-1/27/1508026426635.jpg

Afyon Müze Müdürü arkadaş aşağıdan bağırıyor: ?Omuzuma bas kardeş omuzuma!..? Adamın evcil hayvanlarla yaşadığını biliyordum fakat köpeklerle aynı yorganın altına gireceğini tahmin etmezdim.

Anlamlı bir hatıra oldu benim için. Farklı illerden gelen otuz beş kırk sene önceki Edebiyat mezunu arkadaşlarımızla ilk buluşma Çamlıca Camii´ndeydi. 15 Temmuz darbe girişimini haber veren Enişte´nin
rehberliğinde camiyi gezip bulutlu bir İstanbul akşamında Boğaz´ı temaşa ediyoruz.

İkinci durağımız yatsı namazı öncesi Süleymaniye. Asıl program şimdi başlıyor. Namaz sonrası İseder´de mükellef bir ziyafet var. Dumanı üstünde tavşan kanı çaylarımız yudumlanırken muhabbetin beli
kırılacak. Eski günler yâd edilip özlem giderilecek.

Doğrusunu söylemek gerekirse iki arkadaşımız hariç diğer simaları hatırlayamadım. Ancak isimleri öğrendikçe daha bir sıkı sarılıyorduk birbirimize. Kolay değil, neredeyse yarım asır geçmiş. O günün çiçeği
burnundaki gençleri bugün torun torba sahibi ak sakallı dede olmuş. Veda vakti geldiğinde payıma düşen Afyon Müze Müdürü Mevlüt Üyümez´i alıp halk otobüsüyle Başakşehir´in yolunu tutuyoruz.

Mütevazi adamdır benim misafirim. Salonun ortasına rastgele serdiğim sünger mindere itiraz etmez, çeker battaniyeyi başına mışıl mışıl uyur. Böyle misafir baş göz üstüne; kapısı her zaman açık, buyursun
gelsin.

Sabahki buluşma Eyüp Sultan Bahariye Mevlevihanesi´nde. Namaz sonrası yola çıkıyoruz. Bu sefer altımızda ikibin model Opel Astra var. Otobüs bekleme derdi yok. Gaza bastın mı istediğin yere gidiyor gâvurun icadı.

Sular Vadisi´nin karşısındaki börekçiden aldığımız poğaçaları beş poşete taksim ettik, Eyüp Sultan´a geçmeden önce köprü altındaki gençlere uğramak istiyoruz.

Önceki sabah tinerciden korkan o iki çocuk sanırım bugün mekan değiştirmiş. Altlarına serdikleri kartonlar yerlerinde duruyor fakat kendileri yok. Yabancı olmanın şanssızlığı işte; tinerciden niye korkarsın ki... O sana saldırırsa sen de ona saldırırsın... Bu kadar basit...

Mağripli ile Suriyeli´ye ikişer poşet verince bir poşet elimizde kaldı. Gözlerimiz Topkapı surlarında Mevlüt kardeşimle elimizdeki rızkın sahibini arıyoruz. Biliyorum yukarıda bir adam daha var... Acaba yerinde mi?..

"Metiiiin!.." diye aşağıdan birkaç kez seslendik fakat kale burçlarından kafasını uzatan kimse yok... Adamı bulmak için çaresiz surlara tırmanmak zorundayız.

Fatih´in surda açtığı gedikleri sağolsun Fatih Belediyesi demir parmaklıklarla kapatıp korumaya almış. Yetinmemiş üstüne bir de helezon şeklinde jiletli tel çekmiş.

Demir parmaklıkları tırmanıp jiletli tel bölümüne geldiğimde bizim Müze Müdürü arkadaş aşağıdan bağırıyor: ?Omuzuma bas kardeş omuzuma!..? Buna gerek kalmadan kürdan gibi incecik olmanın avantajıyla bir iki hamleden sonra kendimi surların üstünde buluyorum.

Kale burcunda gördüğüm baraka küçük bir film setini andırıyordu. Ön taraftaki yıkık duvar üstüne sıralanmış birkaç kedi, harman olmuş kül yığınları arasına atılmış boş şarap şişeleri ve tam karşısında yere
serilmiş kirli bir yatak. Eski pehlivanlardan Şükrü Türkmen´in torunu olan bu adamın evcil hayvanlarla yaşadığını biliyordum fakat köpeklerle aynı yorganın altına gireceğini tahmin etmezdim.

"Metin!" diye seslenince Metin´den önce köpek uyandı. Yorganın altından çıkıp kenara çekildi. Hırpani adamla göz göze geldiğimizde girizgaha girmeden elimdeki poşeti kendisine uzatıverdim. Torunuyla
ilgili az önce gördüğü rüyayı anlatmaya çalışıyordu bana. Kısa hasbihalin ardından gitmeğe yeltendiğimde "Sigaram bitmiş" dedi. Yeni açtığım cebimdeki paketi uzattım.

Bir hafta önce yatağını yağmur sularından korumaya çalışan köprü altındaki Suriyeli genç "Biliyor musun Abi, ben insanım!" demişti. Yürek burkan o sözlerden sonra bugün surların tepesinde bir "İnsan" daha görmüş oldum. Ayyaş veya sarhoş, nev´i şahsına münhasır bizim gibi bir insan işte.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —