Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz


Nevzat KAYA


28 Şubat Süreci: Bir Neslin Kırıldığı Eşik

Nevzat Kaya'nın "yeni" yazısı...


Türkiye yakın tarihinde öyle tarihler vardır ki, takvim yapraklarında kalmaz. Zihinlere, kalplere, hatta şehirlerin ruhuna kazınır. 28 Şubat da işte böyle bir eşiktir. “Post modern darbe” dediler. Tanklar sokakta uzun süre kalmadı belki ama kararlar masalarda alındı, hayatlar koridorlarda karartıldı.

O günlerde mesele sadece bir hükümet meselesi değildi. Asıl hedef bu toprakların imanıyla yoğrulmuş insanıydı. Başörtülü kızların üniversite kapılarında ağlatılması, imam hatip liselerinin önünün kesilmesi, katsayı zulmüyle gençlerin hayallerinin budanması… 

Bunlar münferit uygulamalar değildi. Sistematik bir sindirme politikasıydı. Sosyolojik olarak bakıldığında devlet eliyle yürütülen bir “toplumsal mühendislik” projesiydi. Açıkça söyleyelim, insanların inancına ayar vermeye kalktılar.

Bu sürecin Türkiye genelinde açtığı yaralar hala tam kapanmış değil. Bir nesil ya inancını gizleyerek yaşamayı öğrendi ya da kamusal alandan çekilmeyi tercih etti. Koca bir ülkede bir inanç, kamusal hayattan sistemli bir biçimde dışlandı.

Malatya’nın Yükü;

Bu sürecin Malatya’daki yansıması ise çok daha ağır oldu. İçinde idamla yargılananların da olduğu yüzlerce insanın DGM'lerde yargılanması, bir şehrin hafızasına kazınacak kadar büyük bir travmadır. Düşünün bir şehirde yüzlerce insan hakkında ağır cezalar isteniyor. Her evde bir korku, her sokakta bir fısıltı.

Bu sadece hukuki bir süreç değildi. Bu, toplumsal psikolojiyi altüst eden bir baskı atmosferiydi. Çocuklar babalarının gözaltına alınışını gördü. Anneler sabaha kadar dua etti. Gençler “yarın sıra bize gelir mi?” endişesiyle büyüdü.

Travma dediğimiz şey sadece bireysel değil, kolektif bir hafızadır. Malatya gibi kadim bir şehirde insanların idamla yargılanması, kuşaklar arası aktarılan bir korku dili oluşturdu. İnsanlar konuşurken iki kere düşünür oldu. Cemaatler içine kapandı. Güven duygusu zedelendi.

İlahi İmtihan ve Tarihin Sınavı;

Elbette inanan her yürek için bu tür dönemler bir imtihandır. Kur’an’da defalarca vurgulanan Sünnetullah, yani ilahi kanun bize şunu öğretir. "Zulüm ile abad olunmaz. Zulüm bir süre hükmeder ama nihayetinde kendi çelişkisiyle çöker."

28 Şubat da öyle oldu. Güç sahipleri kalıcı olduklarını sandılar. Oysa tarih kibirle yazılan projelerin mezarlığıdır. Mümin için mesele sadece siyasal değildir. Sabır, sebat ve direniş ahlakıdır. O dönemde başörtüsünü çıkarmamak için okulunu terk eden kızlarımız, aslında modern zamanların en onurlu direnişini sergiledi.

Ancak şu gerçeği de görmezden gelemeyiz. Her imtihan, kazananlar kadar kaybedenler de üretir. Bir nesil baskıdan yılgın düştü. İnancını kamusal alandan çekti. Kimisi sisteme eklemlendi, kimisi apolitikleşti. Kültürel kopuş tam da burada başladı.

Heba Edilen Bir Kuşak;

Toplumsal mühendislik projeleri en çok gençleri hedef alır. 28 Şubat sürecinde de böyle oldu. İmam hatiplerin orta kısımlarının kapatılması, katsayı uygulaması, fişlemeler… Bunların tamamı bir kuşağın eğitim, kariyer ve özgüven yolculuğunu sekteye uğrattı.

Bugün yaşadığımız bazı kimlik bunalımlarının, değer aşınmalarının kökü o yıllarda atıldı. İnancını savunmanın bedelini ağır ödeyen bir kuşak, çocuklarını koruma refleksiyle daha temkinli, daha sessiz yetiştirdi. Bu da kültürel aktarımda zayıflamalara yol açtı. O günler de korkuyla büyüyen çocuklar, bugün cesareti yeniden öğrenmek zorunda kalıyor.

Bugünün Sorumluluğu;

Elbette bütün bugünkü sorunları tek bir döneme bağlamak indirgemeci olur. Fakat 28 Şubat’ın açtığı zihinsel ve kültürel kırılmanın etkileri inkar edilemez. Devlet-toplum ilişkisi, din-kamusal alan gerilimi, güven meselesi… Bunların hepsi o dönemin tortularını taşır.

Şimdi mesele geçmişi sadece lanetlemek değil, ondan ders çıkarmaktır. Eğer bu süreci sadece bir mağduriyet hikayesi olarak anlatırsak eksik kalırız. Onu aynı zamanda bir bilinçlenme, bir diriliş imkanı olarak da okumalıyız.

Memleketin topyekûn yaşadığı travma, ancak adalet duygusu güçlendikçe ve hakikat cesurca konuşuldukça iyileşir. Toplumsal barış geçmişle yüzleşmeden kurulmaz.

Nihayet zulüm dönemleri gelir geçer. Ama iman, sabır ve hakikat arayışı kalıcıdır. Evet, 28 Şubat bir nesli yaraladı. Fakat o yaradan ders çıkaran bir nesil yetişirse, o yara aynı zamanda bir bilinç vesilesi olur.

Ve unutmayalım ki tarih, zulmü yazdığı kadar direnişi de yazar. Önemli olan hangi sayfada yer alacağımızdır.

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

YAZARLAR