Tüm peygamberler (as) cahiliye toplumlarına tevhidi anlatmak ve insanları Kula kulluktan kurtarıp, yegane İlah olan Allah'a kulluğa davet etmişlerdir...
Yine tüm Peygamberler (as) cahiliye sistemi; yani meşruiyetini, mevcudiyetini ve mensubiyetini vahiyden almayan, tevhid'i bir inançtan beslenmeyen sistem ve rejimlere baş kaldırı (hayır, la ile) davete başlamışlardır...
Çünkü, Peygamberlerin (as) geldiği toplumlar, tevhid'den uzak, şirk, küfür, zulüm, hurafe ve batıl inançlar içerisinde yaşıyorlardı...
Egemenlik ve Hakimiyet yetkisini belli bir krala, meclise veriyorlar, inanç boyutuyla bir takım kişileri ilahlaştırıp, rableştirip onlara tapıyor, onlardan medet umuyor, onları Allah'a ulaşmak için aracı kılıyor ya da onların putlarını yapıp onların ruhaniyetlerine sığınıyor, onlardan medet umuyorlardı ve bu şekilde de insanlar kula kulluk yapıyorlardı...
Dikkat edin! Halis olan din Allah’ındır. O’nun dışında veliler edinenler (derler ki): “Bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye bunlara ibadet ediyoruz.” Allah, ihtilaf ettikleri konularda aralarında hükmedecektir. Şüphesiz ki Allah, yalancı ve kâfir olan kimseyi hidayet etmez.
(39/Zümer Suresi, 3) (Şirkin temelinde “uzak Allah” ve “kusurlu insan” tasavvuru vardır: “Biz kimiz ki Allah’a (cc) doğrudan dua edelim?”, “Günahlarımız o denli çok ki bu kirli ağızlarla nasıl Allah’ı çağıralım?” Bu batıl düşünce, insanı “Allah’a (cc) yaklaştıran veli” arayışına iter. (bk. 2/Bakara, 186; 5/Mâide, 35; 34/Sebe’, 22-23; 39/Zümer, 43; Ayrıca bk. 6/En’âm, 14) )
Peygamberler (as) bu toplumları içinde bulundukları her türlü şirk ve cahiliye ortamından kurtarıp Tevhid, ahlak, adalet nizamına davet etmişlerdir...
Önce böyle bir toplumu oluşturmaya gayret etmişler, daha sonra da bu inanç sistemine uygun, yani Tevhide uygun yeni bir sistem ve toplum inşa etmişlerdir...
Cahiliye toplum ve düzenlerinin temel özelliklerini birkaç madde ile sayacak olursak şayet;
1. Cahiliye sistemlerinde, Egemenlik ve Hakimiyet, yasa ve kanun koyma, emir ve nehiy, helal ve haram belirleme gibi görevler ya bir kişiye (krala) ya da bir aileye (monarşi) veya bir Meclise (demokrasi) verilmiştir...
2. Onlar, ülkeyi yönetecek yasa ve kanunları kendi keyiflerine, akıllarına ve çıkarlarına göre düzenlemişlerdir... Yani, bir şeyin iyi ya da kötü, helal mı yoksa haram mı olmasının temel belirleyici nedeni veya belirleyici unsuru vahiy değil, insanların çıkar, menfaat, batıl inanç, salt akıl veya hurafe olan gelenekleri oluşturmuştur...
3. Cahili toplumlarda insanlar mezarlardan, yatırlardan, aşırı bir şekilde yüceltip, olağanüstü güç, kuvvet ve kudrete haiz olduklarına inandıkları gavs, kutup, şeyh, ermiş ya da evliya dedikleri insanların ruhaniyetlerinden medet umarlar...
4. Bir şekilde Allah'a inandığını söyledikleri halde, Allah ile aralarına aracılar koymuşlar ve biraz Allah'ın dedikleri, biraz da bu gözlerinde büyütüp yüce dedikleri insanların emir ve talimatlarını Allah'a rağmen uygulamışlardır...
Bu şekilde Allah'a şirk koşmuşlardır...
5. Cahili toplumlarda insanlar, vahiyden yani kendilerine gönderilen ilahi mesajdan uzaklaşmışlar, onun yerine atalarından, dedelerinden, büyüklerinden gördükleri ile yetinmişler ve de onları sorgulamadan devam ettirmişlerdir...
6. Cahiliye sistemlerinde çok az sayıdaki mutlu, putlu azgın, sapkın, ahlaksız azınlık bir zümre ülke gelir, kaynak ve imkanlarının büyük çoğunluğunu kullanırken, ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan zavallı kitle ve yığınlar ise, bu pastadan çok az bir şey elde edebilmişlerdir... Bu şekilde büyük bir adaletsizlik ve eşitsizlik oluşmuştur...
7. Her dönemdeki cahiliye toplumlarında, sistem de buna teşne olmuş ve uygun yasalar çıkarmıştır ki içki, kumar, faiz, zina, rüşvet, torpil ve de her türlü kötülük, yalan yaygın bir şekilde toplumu sarmış ve büyük bir hastalık olarak normalleşmiş ve de insanlar bunları serbestçe ve rahatça yapar olmuşlardır...
Demişlerdi ki: “Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettiği (putları) ve mallarımızda dilediğimiz gibi tasarruf etmeyi bırakmayı, namazın mı sana emrediyor? Şüphesiz ki sen, yumuşak huylu ve olgun/aklı başında bir adamsın.”
(11/Hûd Suresi, 87)
Müşrikler, Allah’a (cc) inanmakla beraber, laik olmaları nedeniyle Allah’ın (cc) dünya işlerine karışmasını istemezler. Örf ve âdetlere, malların nasıl kazanılacağına ve nereye harcanacağına insanların karar vermesini isterler. Borsaya, bankaya, ekonomiye müdahale eden bir Allah’ı (cc) garipserler. İbadetler ise kişiyle Rabbi arasında olan tamamen vicdani bir konudur. İbadetler kamusal alana taşınmamalı, sosyal hayat içinde belirleyici durumda olmamalıdır. Peygamberlerin daveti ise; Allah’ın (cc) göklerin ve yerin sahibi olduğu, mutlak otoritenin Allah’a (cc) ait olduğu ve Allah’ın (cc) hayatın her alanına yasalarıyla müdahale ettiği esasına dayalıdır. (bk. 6/En’âm, 3) Müşriklerin, tevhid davetçilerine İslam ahlakını hatırlatmaları da dikkat çekicidir. Onlara göre yumuşak huylu ve olgun olmak, etliye sütlüye karışmamak; hakka şahitlik etmemek ve toplumu uyarmamak demektir...
Bunları yapan olsa olsa kaba, sert, aşırı, radikaldir. Peygamberler Allah’ın (cc) şahitliğiyle güzel ahlak sahibi, yumuşak huylu ve olgun insanlardır. Bu, onların şirke şirk, müşrike müşrik, masiyete masiyet demelerine ve topluma iyiliği emredip kötülüğü menetmelerine engel olmamıştır...
8. Cahiliye toplumlarında hak, hukuk ve adalet kaybolmuş, onun yerine herkes ve her kesim kendi çıkar ve menfaatine göre bir hukuk oluşturmuştur...
Hukukun üstünlüğünün yerine, üstünlerin hukuku geçerli olmuştur...
9. Cahiliye toplumlarının diğer bir özelliği ise; insanların sinema, sanat, seks, futbol, müzik ve eğlence gibi şeylerle oyalanıp, uyutularak, uyuşturulması ve okumaz, düşünmez, sorgulayıp, eleştirmez bir hale getirilerek kimliksizleştirilmeleri olmuştur...
10. Cahiliye toplumlarında din adamları sınıfı oluşturulmuş, din üzerinden belli bir grup din adamı..! dini sisteme ve rejime göre yorumlayarak, dini tekeline almış ve de dini argümanları sonuna kadar kullanmışlardır...
11. Bu din istirmarcısı, din bezierganı ve din sömürücüsü din adamları, din üzerinden zenginleşmiş ve gettolaşmışlardır...
12. Cahili, beşeri sistemlerde ehliyet ve liyakatten ziyade, daha çok adamı olan insanlar istihdam edilmiştir...
13. Cahili toplumlarda meydanlara putlar dikilmiş ve bu putlara çok büyük bedelleri ödenerek, putu yapanlar ve toplumlar bunlara saygıda kusur etmemişler ve onları koruyup kollamak için gerekirse askerler, polisler görevlendirilmiştir...
14. Cahiliye toplumunu çürüten, yıkan ve yok eden en büyük etkenlerden bazıları ise;
15. Cahili toplum ve düzenler okuyan, araştıran, sorgulayan ve düşünen insanları asla sevmezler...
Faiz, içki, kumar ve zinadır...
Cahili toplumlarda, açık saçıklık ve sapıklar normaldırlar...
İffet, edep ve ahlak sahipleri kınanır, ayıplanır ve yalnızdırlar...
Lut kavminin cahiliye toplumunda, erkek erkeğe ilişki denen bir homoseksüellik, günümüzdeki adı ile LGBT kültürü yaygınlaşmış ve böylece toplumlar fıtrattan uzaklaştırılmış, insanlar zıvanadan çıkmış ve zırvalamışlardır...
16.Cahiliye toplumlarında her şey araçsallaştırılmış, reklam konusu hale getirilmiştir... Ki özellikle kadınlar bir reklam objesi ve reklam malzemesi olarak kullanılmaktadır...
Mesela Hz Peygamber (as) geldiği zaman Mekke'de sadece Kabe'nin içinde 360 tane put vardı... Cahiliye toplum ve sistemleri putçu, aynı zamanda put sever toplum ve sistemlerdir...
17.Cahiliye toplumlarında, etik, insani, irfani ve ahlaki değerler olan şefkat, merhamet, ahlak, adalet, paylaşma, bölüşme, sevgi ve saygı gibi değerler neredeyse bitmiştir...
Her şey çıkar ve menfaate dayalıdır.... İnsan insanın dostu, kardeşi, ilacı ve refiki olmak yerine, düşmanı ve rakibi haline getirilmiştir...
İnsanlar birbirlerine acıma, merhamet etme, birbirlerinin sorun, sıkıntı ve problemlerine çare ve çözüm olma yerine, toplum olma ruhunu kaybetmişler ve toplum çıkarcı, menfaatçi, sadece kendisini düşünen, bireyselleşen ve bencilleşen bir hale getirilmiştir...
Bu husustaki tek çözüm; insanların tüm cahili inanç, düşünce, anlayış, ahlak, karakter, yapı ve geleneklerden uzaklaşıp, vahye, Tevhide uygun hale getirilip, erdemin, ahlakın, adaletin yeniden yaygınlaştırılıp, yasallaşması ve bu şekilde insanların fıtratına, yaratılışına, imanına, vicdanına uygun yeni bir toplum ve nizamın İnşa edilmesidir ve tek çözüm Kur'an'a dönüştür...
Selam ve dua ile...