Yunanistan’da İngilizce ve Fransızca’dan daha fazla Türkçe bilen insan yaşıyor…

Fehmi Koru, Gülen Göktürk imzalı bir doktora çalışmasından hareketle mübadele sonucu Yunanistan’a göçmek zorunda kalan Orta Anadolulu Rumların var olan yaşamların ışık tutuyor.

Yunanistan’da İngilizce ve Fransızca’dan daha fazla Türkçe bilen insan yaşıyor…

Bugün de size siyasi bir konuda ne düşündüğümü açıklayabilirdim, fakat öyle yapmayacağım; onun yerine şu sıralarda elimin altında duran bir kitaptan öğrendiklerimi paylaşacağım.

Kitap bir doktora çalışması. Osmanlı’nın son döneminde farklı etnik veya dini kimliğe sahip kitlelerle nüfusun ana gövdesini oluşturan Türkler arasında birlikte yaşama çabasını araştıran Gülen Göktürk imzalı bir çalışma bu. 

Daha girişinden dikkatimi çeken ayrıntılar var.

Girişte kendilerinden ‘Karamanlı’ veya ‘Kapadokyalı’ (Cappadocian) olarak söz edilen, çoğu günlük hayatlarında Türkçe konuşan Yunan asıllı bir kitleden söz ediliyor. 1923’te ‘mübadele’ ile uzun asırlar boyu mesken tuttukları Türkiye’den Yunanistan’a taşınmak zorunda kalmış bu insanlar, gittikleri Yunanistan’da, bir asır sonra bile, Türkçe ile ilgilerini bütünüyle koparmamışlar.

Yazar onların yaşadığı ‘Neo-Kaisaria’ (Yeni Kayseri) köyüne gitmiş, orada bir süre yaşamış. ‘Gavoustima’ adıyla yaptıkları bir festivale de denk gelmiş. ‘Gavoustima’ sözcüğü Türkçe ‘kavuşma’dan geliyor. Yunanistan’daki bütün Kapadokyalıları bir araya getiren bir festival bu. Festival, değişik köylerdeki Kapadokya bölgesi kökenli Rumların örgütleri tarafından on yıllardır münavebeli olarak her yıl farklı bölgelerde düzenleniyormuş. Bir araya gelenler müzik, yemek, dans, lisan ile meşgul olup ecdatlarının vaktiyle yaşadıkları ülkeyle ilgili eski anıları paylaşıyorlarmış.

Nostalji 

Orta Anadolu kökenli bu insanlar zaman zaman Türkiye’ye turist olarak geliyor, kendinden önceki nesillerin yaşadığı yerleri de geziyorlarmış. Paydaşı oldukları diğer Yunan vatandaşlarından farklılıklarını köklerine bağlıyorlarmış. Hepsi bu kadar. ‘‘Gel, köyüne geri dön’’ dense bu davete olumlu cevap verecek kimse çıkmazmış ama.

Kendileri için 18. yüzyıldan beri kullanılan ‘Karamanlı’ sıfatını tercih etmeyen bu insanlar, daha çok ‘Anadolu kökenli Hristiyanlar’‘Anadolulu Ortodokslar’ veya yalnızca ‘Anadolulular’ diye anılmak istiyorlarmış. 

19. yüzyıl sonu Sille/Konya’dan bir Rum aile..

19. yüzyılda Kapadokya bölgesindeki 82 köyde yaşayan Ortodoks Rumların sadece 20’sinde yalnız Yunanca konuşuluyormuş. Diğer köylerde yaşayan Ortodoksların Yunanca bilseler de günlük konuşma dilleri Türkçeymiş. Yazı dili olarak da Türkçe metinleri Grek harfleriyle yazmaktaymışlar ve buna ‘Karamanlıca’ denilmekteymiş. 

Yazar, ‘‘Karamanlıca yalnızca Kapadokya bölgesinde değil, Karadeniz kıyılarındaki Rumlar tarafından da kullanılıyordu’’ demekte. 

‘‘Erkekler çarşı-pazarlarda ticaretle meşgul oldukları için Türkçe konuşurken, Türklerin de yaşadığı bir köyde değillerse kadınlar Türkçeyi az biliyorlardı’’ diyor yazar.

Türkiye’de yaşadıkları son yüzyılda (19. yüzyıl) bu durum değişmiş. Erkek nüfus büyük kentlere göçünce fakir köylerdeki Ortodoks kadınlar Türklere ait tarlalar ve evlerde çalışmaya ve böylece Türkçeyi daha yaygın konuşmaya başlamışlar. Yüzyılın sonuna doğru sayıları azalmış olan Rumca konuşulan Ortodoks köylerde bile Türkçe hakim hale gelmiş.

Kendilerine Kapadokyalı demelerinin sebebi Osmanlı il yapısıyla ilgili. 1864’te çıkan Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi’ne göre, Karaman eyaleti Konya, Niğde, Akşehir, Beyşehir, Aksaray, Kayseri ve Kırşehir’i içine alıyormuş. Ankara, Yozgat, Antalya’nın güneyi, Adana, Kayseri’nin doğusu, Sivas ve Aydın’da Türkçe konuşulan Ortodoksların yaşadığı yerler ‘Kapadokya’ olarak geçmekteymiş.

Neo-Smyrna ve rembetiko

Eşimle tarihi ve turistik yerlerini gezme amacıyla birkaç yıl önce gittiğimiz Yunanistan’da, başkent Atina’da bulunduğumuz sırada, daha önceki gelişlerimden bildiğim ‘Neo Smyrna’ya da uğramıştık.

‘Neo-Kaisaria’ yani Yeni Kayseri gibi ‘Neo-Smyrna’ da Yeni İzmir anlamına geliyor. Mübadelede İzmir’den Yunanistan’a taşınan Ortodokslar genellikle oraya yerleşmişler ve geldikleri kentin ismini yeni yerleştikleri yöreye vermişler.

Yeni İzmir’dekilerin çoğu da halen Türkçe konuşan Rumlar…

Nedense bizde fazla önemsenmemiş 1983’te çevrilmiş ‘Rembetiko’ adlı bir Yunan filmi var. ‘Rembetiko’ veya ‘Rebetiko’ bir müzik türü. Vaktiyle İzmir’de yaşamakta olan keyif ehli sanatçı Rumların icadı bir müzik türü. Costas Ferris imzalı film, hayatlarını İzmir’de geçirmekte olan Rum kökenli sanatçıların, eller üstünde tutuldukları bu kentten ayrılmak zorunda kalınca, yeni yerleştikleri Atina’da  çektikleri zorlukları anlatmakta.

Atina’daki politikacıların İngilizlerin teşvikiyle Anadolu’yu fethe kalkışmaları ve ağır bir yenilgi tatmaları sonrası kendilerine dayatılan ‘mübadele’ zorunluluğunu kabul zorunda kalmaları, Türkiye’de yaşayan Ortodoksları köklerinden koparma sonucunu doğurmuştu.

Hırsları akıllarından ileri politikacıların ayak oyunlarının sonucu ‘Neo-Kaisaria’lar ve ‘Neo-Smyrna’lar…

Türkiye’nin Türkçe konuşulan bir coğrafyası var: Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleri…

Geçen akşam ‘TRT Müzik’ kanalını izlerken Azeri bir kadın sanatçıyla yapılan bir mülakata denk geldim. Bütün Türk dünyasının Türkiye’nin yanında olduğuna dair bir türkü de söyledi o sanatçı.

Son zamanlarda farklı konularda ihtilaflar yaşanan Yunanistan’da da Türkçe konuşan Türkiye kökenli insanların çocukları ve torunları olduğu genellikle unutuluyor.

1928 yılında Yunanistan’da yapılan nüfus sayımına göre, o sırada Türkçe konuşan 103.647 Yunan vatandaşı olduğu görülüyor. Bunlardan 50 bin kadarı ‘Kapadokyalı’ bilinenler.

Acaba şimdi nüfusları ne durumda…

Türkiye o insanlarla yeterince ilgileniyor mu, sanmıyorum.

Oysa ilgilenmeli.  

Gülen Göktürk’ün kitabı bu konuda bir ilk rehber olarak değerlendirilebilir.

ΩΩΩΩ

Gülen Göktürk’ün kitabının kapağı..

Rembetiko filminin afişi..