Tarih: 11.01.2018 14:08

"Yunanistan´da kaybeden yine azınlık oldu"

Facebook Twitter Linked-in

- Yunanistan´da, Batı Trakya Müslüman Türk azınlık mensuplarıyla ilgili durumlarda İslami kuralların yanı sıra Yunanistan Medeni Hukukunun da kullanılmasını mümkün kılan yasal düzenlemeye tepkiler büyüyor
- Gümülcine seçilmiş müftüsü Şerif:
- "Kaybeden yine azınlık oldu. Yasayı henüz görmedik ancak bize gelen bilgilere göre çok büyük yetki karışıklıkları olacak"
- "Mecliste onaylanan bu yasal düzenlemeyle azınlığın Lozan Antlaşması´yla da bağlantısı bulunan yasal bir hakkı elinden alınmış oluyor"
- Demokratik İttifak Partisi Rodop Milletvekili Ahmet:
- "Bizler azınlıkta İslami kuralların uygulanmasının tamamen kaldırılmasına karşıyız. Yasayı olumlu yönde atılmış bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bu kapsamda azınlığın kendi değerlerine ve anlaşmalara saygı çerçevesinde müftü seçiminin yapılmasını bekliyoruz"
- Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Ahmet:
- "Müftülerin yetkileri çok fazla sınırlandırılmış oluyor, neredeyse tamamen yetkisiz duruma getiriliyor"

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve Gümülcine seçilmiş müftüsü İbrahim Şerif, söz konusu yasal düzenlemeyi azınlık hakları açısından olumsuz bir gelişme olarak değerlendirdi.

Yeni kanunla "azınlığın anlaşmalarla belirlenmiş haklarının hukuk yoluyla planlı şekilde elinden alındığını" ifade eden Şerif, "Kaybeden yine azınlık oldu." yorumunda bulundu. 

Müftü Şerif, yeni kanunun uygulanmasında yetki karışıklığı da yaşanacağına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Yasayı henüz görmedik ancak bize gelen bilgilere göre çok büyük yetki karışıklıkları olacak. Yeni kanun evlendirme hakkını, nikah yetkisini müftüde bırakıyor ama boşanma durumunda iki eşten biri medeni hukuku istemesi halinde mahkemeye gidiliyor ve bu durumda mahkeme üstün hukuk olarak medeni kanunu öngörüyor. Dolayısıyla, eşlerden menfaati olan mahkemelere gidecek ve İslami kurallara göre nikah ahdi sırasında taraflarca belirlenen mehir ortadan kalkacak. Bu durumda ne olacağı belli değil. Büyük yetki karışıklığı yaşanacak."

Yeni kanunun meclisten geçtiği şekilde müftü seçimi konusunda da soru işaretleri yarattığını belirten Şerif, "Diğer taraftan, bu yasanın uygulanmasının devamında, müftülere yargı yetkisi bir şekilde tanındığı gerekçesiyle müftü seçimi de yapılmayabilir. Bu durum, hukuka ve anlaşmalara aykırıdır. Dolayısıyla, mecliste onaylanan bu yasal düzenlemeyle azınlığın Lozan Antlaşması´yla da bağlantısı bulunan yasal bir hakkı elinden alınmış oluyor." değerlendirmesinde bulundu. 

- "Müftü seçimi için İslami kuralların kaldırılmasına gerek yok"

Demokratik İttifak Partisi (DHSY) Rodop Milletvekili Avukat İlhan Ahmet ise yeni kanunun parlamentoda onaylanmasını, azınlıklarla ilgili olumlu yönde atılmış bir adım olarak gördüğünü ancak bu sürecin devam etmesi gerektiğini söyledi.

Yeni kanunun, Batı Trakya´da İslami kuralların tamamen ortadan kaldırılmasını öngörmediğini vurgulayan Ahmet, "Bizler azınlıkta İslami kuralların uygulanmasının tamamen kaldırılmasına karşıyız. Yasayı olumlu yönde atılmış bir adım olarak değerlendiriyoruz. Öte yandan azınlığın kendi değerlerine ve anlaşmalara saygı çerçevesinde müftü seçiminin yapılmasını bekliyoruz." dedi.

Ahmet, Yunan hükümetinin, azınlıkta İslam´ın korunması yönünde daha dikkatli ve titiz davranması gerektiğini ifade ederek, müftü seçimi yapmak için İslami kuralların kaldırılmasına gerek bulunmadığını kaydetti.

Milletvekili Ahmet, "Hükümet, şer´i yetkileri tamamen kaldırmadan müftü seçimi yapmak istiyorsa, kadı mevhumunu kurmalıdır. İslami değerlere sahip çıkarak Lozan´ın 42. maddesinde tanınan hakları muhafaza ederek de müftü seçimi olabilir. İki hususu ayırmak gerek. Müftü ayrı olsun, kadı ayrı olsun. Bizler bunu parti teklifi olarak da hükümete sunduk." diye konuştu.

Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) Başkanı Avukat Ercan Ahmet de mecliste onaylanan kanunun Türk Azınlık açısından olumlu ve olumsuz yanları bulunduğuna işaret etti.

- "Neredeyse tamamen yetkisiz duruma getiriliyor"

Yeni kanunda, "eşler arasında anlaşmazlık durumunda yetkili makamın medeni hukuk olarak öngörülmesinin, müftülerin yetkilerinin kırpılması anlamına geldiğini" ifade eden Ahmet, şöyle devam etti:

"Bizim görüşümüze göre, eşler arasında anlaşmazlık durumunda şeriat hukukunun geçerli olması lazım. Yoksa müftülerin yetkileri çok fazla sınırlandırılmış oluyor, neredeyse tamamen yetkisiz duruma getiriliyor. Biz, şahsi hal davalarında bunun tam aksini istiyoruz. Miras hükümlerindeki durumu ise azınlık yıllar öncesinde çözdü. Miras durumlarında zaten medeni hukuka göre mal paylaşımı yapılıyor."

Ahmet, yeni kanun ile müftülüklerdeki uygulamaların usul hukukuna konulması ve müftülük kararlarına itiraz hakkı tanınmasını ise olumlu gelişme olarak değerlendirdiğini belirtti.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —