Tarih: 22.06.2022 18:00

YETKİN DÜŞÜNCE DERGİSİ ÇIKTI…

Facebook Twitter Linked-in

Anayasa gerek dünya ölçeğinde gerekse Osmanlı’dan bu yana Türkiye tarihinde tartışmaların odağında olmuştur. Bugün de öneminden kaybetmeden toplumsal sorunların çözümü için referans gösterilen bir metin olarak gündemdeki yerini koruyor görünmektedir. Anayasaya dair gerek dış dünyada gerekse bizde yapılan tartışmalar ve tuttuğu yer, üzerine mercek tutmanın önemine işaret etmektedir.

Bugün içinde yaşadığımız zaman diliminde anayasanın bir sorun olarak ajandamızda ağırlıklı bir yer işgal ediyor oluşu tarihsel, sosyolojik, ekonomik ve siyasal bileşenler etrafında bir analizi zorunlu kılmaktadır. Doğrusu Batı dünyası kendi içinde çeşitlilikler taşımakla birlikte modern devletin oluşumuyla tüm dünyada “anayasa”nın konuşulmasını ajandanın üst sıralarına taşımıştır. Kendi dinamikleri çerçevesinde anayasayı konumlandıran Batı; devlet, birey, cemaat, cemiyet vb. kuramsal dönüşümler ekseninde bazı sıkıntılar çekilse de ikilemler yaşamamıştır. Ancak Batı dışı toplumlar ciddi bir ikilemle karşı karşıya kalmışlardır. Bir yandan, siyasal dönüşümlerini tamamlayamadıkları için, “anayasa”nın konumlandırılması diğer yandan birey ve cemiyet olmaya dair temel kavramlar olabildiğince askıda kalmışlardır. Esasen bu kültürel gecikme ve onun getirdiği sorunları her alanda gözlemlemek mümkündür.

Osmanlı’dan itibaren Türkiye’de “anayasa” tarihi aynı zamanda darbelerle konuşulması gereken bir nitelik taşımaktadır. Bugün cari olan anayasa 1980 darbesinin ardından düzenlenmiş bir metnin ana gövdesini teşkil ettiği; ancak süreç içerisinde kimi boyutlarıyla revize edilen bir formdur. Özellikle özgürlükler konumunda ve bireyin hakları hep bir tartışmanın konusu olarak anayasa toplum ve siyasetin odağındadır. Her parti kendi programlarında anayasayı yeniden düzenleme noktasında taahhütlerde bulunmaktadır.

Diğer yandan küreselleşmenin getirdiği sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel ve hukuki sonuçlar bulunmaktadır. Daha çok modern ulus-devlet mantalitesi içinde hazırlanan anayasaların, küreselleşmenin sosyolojisini karşılama açısından yetersizliği hep dile getirilmektedir. Söz gelimi; gerek savaş, gerekse ticaret ve eğitim sebebiyle uluslararası hareketlilik ve göçler artmıştır. Öyle ki birçok ülkede mikro düzeyde farklılıkların heterojenliğe gittiği görülmektedir. Öte yandan gündelik hayatın birçok alanında yaşanan standartlaşma, dünya anayasalarında ortak noktaların giderek artışını da sonuçlamaktadır. Daha da önemlisi, küreselleşme süreci ile dünyada birey için belirsizlik ve karmaşıklıkların artması, anayasaları bir sözleşme olarak öne çıkarmaktadır. Zira anayasa, bireyin teorik alanda hukuki güvenlik çerçevesini oluşturacaktır.

Tüm bu bileşenler etrafında seçim sürecine doğru yaklaşılırken anayasanın bir bütünlük etrafında tartışılması ve önerilerde bulunulması anlamında Yetkin Düşünce dergisi öncü bir rol oynamayı hedeflemiştir. Bu bağlamda Ahmet Keleş, Abdülbaki Değer, Mehmet Beyhan, M. Yaşar Soyalan, Muhammet Özdemir, S. Mücahit İyiyolbulan, Esat Arslan, Mustafa Tekin dosya konusundaki yazıları ile dergimize katkı sunmuşlardır.
Bu sayıda konuyla ilgili söyleşimizin konuğu hukuk alanındaki önemli isimlerden birisi olan Hüseyin Hatemi olmuştur. Kendisi akıcı üslubuyla anayasa konusuna geniş açılımlar sunmakta; Türkiye ve dünyadan aktüel örnekler ve tartışma konuları üzerinden bir anlatımı tercih etmektedir.

Kültür Sanat bölümündeki iki çalışmadan ilki, gelenekte önemli bir yeri olan “yarenlik” kültürüyle ilgili. Berkay Koçak “Simav Yarenciliği” üzerine kültürel bir analiz yapmaktadır. İkincisi ise, Hollandalı bir siyasetçinin müslüman olma hikayesini anlatan bir söyleşi. Kadir Canatan’ın Joram Van Klaveren ile gerçekleştirdiği bu söyleşi ilginç anekdotları içinde barındırmaktadır. Kitap kritiği bölümünde de iki kitap bulunmaktadır. Kadir Canatan’ın yeni çıkan “Mecelle (100 İlke) Felsefi ve Sosyolojik Bir Yorum” isimli kitabını Sevil Türkyılmaz; Şankıti’nin “Anayasal Kriz” kitabını ise Yusuf Yavuzyılmaz kritik etmektedir.

Bir yandan dijitalleşme, diğer yandan sosyal medya ve sanal yayınların artması, özellikle basılı yayınları daha çok zorlamaktadır. Diğer yandan 1990’lar ile kıyaslandığında genel olarak entelektüalitedeki zayıflama da dikkat çekmektedir. Bu bileşenler etrafında düşünüldüğünde dergimiz Yetkin Düşünce’nin siz okurlarımızın destekleriyle yoluna devam ediyor olması önemli bir başarıdır. Anadolu’nun çok farklı bölgelerinden dergimize olan teveccühü belirten ifadeler bizi ziyadesiyle memnun etmektedir. Bu teveccühe layık olma gayretinde olan dergimiz de, entelektüel seviyesini düşürmeden önemli konuları ele almaya devam ediyor.

Yetkin Düşünce beşinci yılının ikinci sayısını “Bütün boyutlarıyla Para” şeklinde belirlemiştir. Hayatın her alanında olduğu gibi tarih, sanat, ekonomi, ilahiyat, sosyoloji, siyaset vb. birçok bilim dallarının bir şekilde ilgi alanına giren ve özellikle günümüzün neo-liberal ve kapitalist anlayışın yaygın olduğu bir zaman diliminde “para” konusunu çok boyutlu olarak incelemeyi hedeflemekteyiz. Bu bağlamda yazarlarımızın katkılarını beklediğimizi ifade ederken, herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler dileklerimizi sunarız. 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —