Tarih: 09.07.2019 02:06

Yeni partiler ve yeni siyaset ? Eskide kalan kaybedecek

Facebook Twitter Linked-in

G20 zirvesi sona erdi. Eşzamanlı olarak gerçekleştirilen D8 toplantısı da sona erdi. S400 ve F35 hala daha tartışılıyor. ?Trump´ın sözüne ne kadar güvenebiliriz´ derdimiz oluştu. Ve bir anda sonuçlanan ?Ergenekon davası´. Dava sonucunda tüm sanıkların beraatine karar verildi. 

Her yeni gün yeni bir başlangıç ve yeniliklerin habercisi. Ülkemizde bu durum daha da hızlı, çünkü gündem sürekli değişiyor. 

İstanbul seçimlerinden sonra hız kazanan diğer bir konu da, yeni kurulacak partiler. 

Bir tarafta Ahmet Davutoğlu ve diğer tarafta Ali Babacan. 

Ahmet Davutoğlu ile ilgili söylenenler belli. Ak partideki küskünlerle, gene Ak parti çizgisinde ama çok az kapsayıcı bir oluşum içinde olduğu. Kim bilir belki süpriz yaparak farklı açılımlar da yapabilir. 

Ali Babacan ise daha farklı. Daha derinden, plan ve projelerle, sosyolojiyi de bırakmadan ve daha kucaklayıcı bir çalışma içinde. Sayın Abdullah Gül´ün de destek vereceği artık aşikar ve konuşulmakta. 

Kimileri Saadet partisini de bu çalışmaların içine çekmeye çalışarak, ?acaba Ali Babacan Saadet´i de alıp bir yerlere götürür mü´ sorusunu sormadan da edemiyorlar.  

Bunlar konuşulurken bazıları da, Ak partinin iç muhasebesini yapacağı ve ondan sonra güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğini belirtiyor. 

Bütün bu gelişmeleri masaya koyup, puzzle´ı (yapboz) birleştirmeye başlayalım: 

Trump ve G20 zirvesi sonuçları Erdoğan için avantajlı görünüyor. Diğer ülkeler de temkinli yaklaştıkları için dengeleri gözetiyorlar. Trump ticaretten gelen biri gibi esnaflık yapıyor ama onun da akibeti belirsiz, o yüzden yapbozda çok da etkili bir yere konamaz. 

D8 toplantısı ve Abdullah Gül´ün katılımı, bize bazı mesajları veriyor. 

Ne gibi? Saadet ve yeni kurulacak parti dirsek temasında olacak mı, gibi. Ali Babacan´ın kuracağı yeni parti ile Saadet arasında öyle çok yakın dirsek temasının olacağını sanmıyorum. Yapbozun yanda bulunan renklerini oluşturabilir ama, o kadar. 

Ak Parti´nin iç muhasebesi:

Ak Parti cenahında iç muhasebenin başlayacağı ve sonrasında kabine değişikliği olacağı konuşuluyor. Hangi yanlışlar yapıldı ve başarının tekrar yakalanması için bunların tekrarlanmaması gerektiği herkesin malumu. Diğer bilinen konu da, halktan kopulması ve halka tepeden bakar tavır içinde olunması. 

Benim gördüğüm en temel iki hata ise şunlar: Birincisi, Ak Parti´nin ?eski Türkiye´ söylemi. Ak Parti eski Türkiye yerine ?yeni Türkiye´ söylemini kullanmaya başladı. Eski Türkiye diye sürekli eleştirdiği davranışları ve tutumları yeni Türkiye söylemine düzelterek ve değiştirerek tam manasıyla oturtamadı. Ve dahası sürekli eleştirdiği eski Türkiye´ye ait davranış ve tarzı da yapmaya başladı ve böylece inandırıcılığını kaybetti. Yeni Türkiye´ye dair yeni davranış, iktidar-güç-maddi imkan ile dindarların bütünleşmesi gerçekleşemedi ve topluma yayılmadı. 

İkincisi de, birincisi ile biraz bağlantılı olarak, Ak parti kendi haricindekilerde eleştirdiği davranışları bizzat kendisi yaptı ve yapmaya devam etti. Karşısında kim varsa ve eleştiriyorsa, aslında o davranışları yapıyordu. Bir örnekle somutlaştırayım: Demogoji ve algı operasyonu diye sürekli başkalarını eleştirirken, kendisi de aynısını yapıyordu aslında. Bu iki nokta Ak partinin inandırıcılığını kaybetmesine sebep oldu. 

Yeni yaklaşımlar, yeni siyaset, yeni partiler:

Yapbozun ana temel renkleri ve şekilleri, tek kelimeyle, yenilik. 

Siyaset ve dünya eskisi gibi değil. Herşey çok değişti. Siyaset, anlayış, inançlar, din algısı ve hayatın kendisi.

Siyasette artık eski sağ-sol yok. Siyasette artık ötekine ulaşabilme önemli. Sağda olup sola uzanabilme; solda olup sağa uzanabilme. Çünkü hayat bunu gerektiriyor. Daha fazla ortaya çıkmasının sebebi de gençler ve yeni nesiller.

90´ların gençleri bugünün olgunları oldu. İşte onlar bile artık farklı düşünüyorlar. Bu değişimi görebilmek, partiler için başarının anahtarı olacak. 

Sağ-sol farklılığı olmadan, gençlere ve değişime ayak uydurabilen ve her yeni gelişmeye diyecek sözü olanlar siyasette başarılı olacaklar.

Özgürlük. 

Eskinin gençleri olan bugünün olgunları, çok belli olmasa da, aslında onlar da özgürlüğü istiyorlar ama korkuyorlar. 

Bugünün gençleri ise daha da farklı: Birisinin, birilerinin onlara ?ne yapacaklarını söylemelerini´ istemiyorlar, yapıldığında da hiç hazzetmiyorlar. 

Yeni partiler ?yapılmasını söylemeden´ ziyade; alternatifleri ortaya koyup, seçimi gençlere bıraktıklarında kazanacaklar. 

Gençler değer gördüklerini hissetmek istiyorlar. Gençler ya da genç kalabilenler bunu başarabiliyorlar. İşte bu bakımdan Ali Babacan şanslı gibi geliyor bana. Hem genç ve hem de genç kalabilen birisi. Onun yaklaşım tarzının gençlere enerji olarak geçeceğini düşünüyorum. 

Siyasette taşlar yerinden oynayacak, bu kesin. 

Taşları yerinden oynatırken dikkat edilmesi gereken en önemli konu da, hızlı hareket ettirip taşın altındaki tozun göze kaçması. Bunun olmaması için de; yavaş hareket etmek, bilimsel yaklaşmak, doğal ve insani olmak ve samimiyet enerjisini aktarabilmek çok önemli. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —