Yakın tarihin bir garabeti... Türkçe Ezan Ve Türkçe ibadetin kısa tarihçesi

Türkçe ezan ve Türkçe ibadet fikri ilk kez Tanzimat döneminin sonlarında Ali Suavi tarafından gündeme getirilmiştir. Ali Suavi hutbenin kesinlikle Türkçe olması gerektiğini söylüyor ve namazın da Türkçe kılınması fikri üzerinde duruyordu. Ancak o zamanlar

Yakın tarihin bir garabeti... Türkçe Ezan Ve Türkçe ibadetin kısa tarihçesi

"İsmail Çal´ın Dünya Bütlteni ´tarih servisi´ bölümünde konu ile ilgili olarak yayımlanmış analizi..."

Türkçe ezan ve Türkçe ibadet fikri ilk kez Tanzimat döneminin sonlarında Ali Suavi tarafından gündeme getirilmiştir. Ali Suavi hutbenin kesinlikle Türkçe olması gerektiğini söylüyor ve namazın da Türkçe kılınması fikri üzerinde duruyordu. Ancak o zamanlar bu fikir pek rağbet görmedi. Bu fikrin tekrar gündeme gelmesi ve dillendirilmesi II. Meşrutiyet ile güçlenen Türkçülük akımı ile başlamıştır.
Bu dönemde bu konunun baş savunucusu Ziya Gökalp olmuştur. Ziya Gökalp Türkçe ezan olmasını isterken ibadetin de milli dil ile yapılması gerektiğini savunuyordu. Hatta ?´vatan ?´ adlı şiirinde bu konuyu dile getirmişti. Ziya Gökalp´in din dilinin Türkçeleştirilmesi düşüncesi oldukça etkili omuş ve cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren uygulamaya konmuştur.

Türkiye cumhuriyeti tarihinde ise bu konu da ilk işaret milli mücadele yıllarında verilmişti. 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM´nin açılışında yapılan duanın Türkçe olmasına özen gösterildi. Mustafa Kemal ise bu konuyu ilk kez TBMM´nin üçüncü açılış döneminde 3 mart 1922´de TBMM kürsüsünde dile getirdi. Bu konuşmasında Mustafa Kemal ilk kez Türkçe ezan ve kametten söz etmişti.
Daha sonra ilk kez İstanbul Fatih Camii avlusunda Abdülmecit Efendi´nin halife seçilmesi üzerine, Ankara´dan yeni halifeyi tebrike giden heyet tarafından okundu.

Mustafa Kemal Balıkesir Zağanos Paşa Cami´inde 7 Şubat 1923´te yaptığı konuşmanın Türkçe ezan ve Türkçe hutbe konusu idi. Kısaca bu konuşmasında Türkçe ezanın gerekliliği, hutbelerin herkesin anlayabileceği bir dilde ve güncel konular üzerinden yapılması üzerinde durmuştu. Bu olayın arkasından 3 Mart 1924 tarihinde kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir kurul oluşturuldu. Bu kurulun görevi ezan ve salatın Türkçeleştirilmesi ile hutbelerin Türkçe ve güncel olması üzerine çalışmaktı.
Bu arada 1926´da Erenköy Cami´inde ilginç bir olay yaşandı. Erenköy Camii müezzini ezanı Türkçe okudu. Bu olay halk nazarında büyük tepki gördü. Müezzin açığa alındı. Buna rağmen Türkçeleştirme çalışmalarına devam edildi. Ancak bu konuda kamuoyu oluşturma çabalarına öncelik verildi. Profesör İsmail Hakkı Bey (Baltacıoğlu) bu konuda biraz daha ileri gidiyor müezzinlerin güzel sesli olmaları yanında camilere keman ve piyano konulmasını da öneriyordu.

Mustafa Kemal 1931 yılı ramazanında Dolmabahçe sarayında başta hafızlar olmak üzere çeşitli din adamları ile müteşekkil bir gruba Hafız Sadettin Kaynak´a Türkçe hutbe okuttu. Hemen arkasından tanınmış müezzinlerden bir kurul oluşturuldu. Bu kurula ezan ve Kur´an-ı Kerim´in Türkçeleştirilmesi görevi verildi. Bu kurul ilk olarak Türkçe ezan üzerinde çalıştı. Türkçeleştirilen ezan metninde kurul ?Allah uludur.? Ve ?Tanrı uludur.? Arasında bir tercih yapamamıştı. Bu konuda Mustafa Kemal gerekli tercihi yaparak ?Tanrı uludur.? Olmasını istedi.

Cumhuriyet dönemini ilk Kur´an-ı Kerim tercümesi Fransızcadan yapılmıştı. Diyanet işleri başkanlığı orijinal çeviri ve tefsir işini Mehmet Akif´e ve Elmalılı Hamdi Yazır´a verdi. Mehmet Akif Kur´an-ı Kerim çevrisini ibadette kullanılacağını anlayınca çeviri işinden vazgeçti ve çevirilerini geri aldı. Çeviriye tek başına devam eden Mehmet Hamdi Yazır çevirisinin üzerine ibadette kullanılamayacağı notunu düştü. Profesör Şerafettin Yaltkaya ve İsmal Hakkı İzmirli´den kılınabilir fetvası alınınca Türkçe Kur´an-ı Kerim üzerindeki ibadette kullanılamaz notu kaldırıldı.

İlk kez Türkçe Kur´an-ı Kerim İstanbul Yerebatan camisinde Ocak 1932´de hafız Yaşar (Okur) tarafından Mustafa Kemal´in isteğiyle okundu. Hafız Yaşar Yasin suresini önce Arapça sonra da Türkçe okumuştu. Sonraları bu uygulama diğer camilere yaygınlaştırıldı.
Türkçe ezan okunmasına ise 1932 Ramazanında Fatih camiinde başlandı. İstanbul´da Süleymaniye Camisinde Ramazanın son cumasının icrasına hafız Saadettin Kaynak´ın modern kıyafetler giyerek okuduğu Türkçe ezanla başlandı ve Türkçe hutbe ile devam edildi. Bundan sonra Türkçe ezan bütün camilere yaygınlaştırıldı. Türkçe ezan okunması kanun ile düzenlenmemiş Diyanet İşleri Başkanlığı´nın genelgesiyle uygulamaya konulmuştur.
Türkçe ezan okunması konusunda ilk ciddi muhalefet 1 Şubat 1933´te Bursa´da yaşandı. Bursa Ulu Cami´de bir kısım cemaat ezanın Türkçe okunmasını protesto etti. Bu tarihlerde İzmir´de olan Mustafa Kemal hemen Bursa´ya geldi ve bu olayın sorumlularının tutuklanmasını ve cezalandırılmasını istedi. Bu olay üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı bir bildiri yayınlayarak camilerde ezan hutbe ve salatın Türkçe okunacağını belirtmiştir. Bu uygulama Mustafa Kemal´in ölümüne kadar devam etti.
Bu konuda ilk kanuni düzenleme İsmet İnönü zamanında 1941 yılında çıkarılan bir kanunla yapılmıştır. İlk defa Yusuf Hikmet Bayur başkanlığındaki Millet Partisi ibadet özgürlüğünü savunmuştur. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti 16 Haziran 1950´de çıkardığı bir kanunla Türkçe ezan okunmasını zorunlu kılan kanunu ortadan kaldırmıştır. Böylece Müslüman Türk halkının 18 yıllık özlemi bitmiş oldu.


Kaynak
1)Türkçe Ezan (Asist. Dr. Seçil Akgün, dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/20/51.pdf )
2)Bir Türk Düşünürü Olarak Ziya Gökalp:Hayatı, Kişiliği Ve Düşünce Yapısı Üzerine Bir İnceleme (Şahin Gürsoy-İhsan Çapçıoğlu, dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/59/561.pdf)