"Uluslararası Kudüs ve Mescid-i Aksâ Sempozyumu" başladı

Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Ankara'da tertiplenen "Uluslararası Kudüs ve Mescid-i Aksâ Sempozyumu" başladı.

Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam'ın darüsselam beldesi Kudüs ve müminlerin kalbi Mescid-i Aksa'yı anlayabilmek ve farkındalık oluşturmak için "Uluslararası Kudüs ve Mescid-i Aksâ Sempozyumu" düzenledi.

Türkiye Diyanet Vakfı Kocatepe Camii Konferans Salonu'nda düzenlenen sempozyuma Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ta katıldı.

İki gün(21-22 Mayısı 2022) sürecek olan sempozyum, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Üyesi Salih Akyüz hocanın Kur'an-ı Kerimin tilavetiyle başladı.

Sempozyumla İslam'ın üç hareminden birisi olan Kudüs ve içinde barındırdığı Mescid-i Aksâ başta olmak üzere, diğer dini, kültürel ve tarihi mirasımız hakkında farkındalık oluşturulmaya çalışılacağı belirtildi.

Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Remzi Bircan'ın selamlama konuşmasından sonra Filistin Devlet Başkanı Dini Baş Danışmanı (Bakan) Mahmoud Al-Habbash ile Filistin Kudüs İşleri Bakanı Fadı Arafat Saleem Hıdmı birer konuşma yaptı.

"Kudüs'ü konuşmak, insanlığın geleceğini konuşmaktır"

Sempozyumun açılış konuşması Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş tarafından yapıldı.

Allah'a hamd ile konuşmasına başlayan Erbaş, "Kudüs'ü konuşmak, sadece bir şehri konuşmak değildir. Kudüs'ü konuşmak, insanlığın geleceğini konuşmaktır. Dünya barışını konuşmaktır. İslam ümmetinin izzetini konuşmaktır. Mescid-i Aksa ve çevresi Allah tarafından, ayetiyle mübarek kılınmıştır. Kudüs vahiy coğrafyasıdır. Müslümanların, aralarında fark gözetmeksizin iman ettikleri nebiler şehridir." dedi.

"Müslümanlar, Kudüs'ü adalet ve merhametle yönetmişlerdir"

"Mescid-i Aksa, Müslümanlar için Mescid-i Haramdan sonra yeryüzünün en kıymetli mabedidir." diyen Erbaş, devamında şunları söyledi:

"Peygamber Efendimizin kendisi de Kudüs'e karşı daima büyük bir özlem duymuştur. Bu doğrultuda, Filistin topraklarına yönelik diplomatik ve askeri girişimlerde bulunmuştur. Ashab-ı Kiram da bu mukaddes beldeye yoğun ilgi göstermiştir. Kudüs, Hazreti Ömer'in fethiyle huzura kavuşmuştur. Müslümanlar, Kudüs'ü adaletle, merhametle yönetmişlerdir. Kendisinden olmayanı ötekileştirmeden, herkesin canına, malına, inancına saygı duymuşlardır. Hatta gayr-i müslimler, aralarındaki anlaşmazlıkların çözümünde İslam'ın adaletine sığınmışlardır."

"Kudüs, Müslümanların hâkimiyetinde asırlarca özgürlüğün ve adaletin en güzel örneği olmuştur"

Kudüs'ün Müslümanların hâkimiyetinde asırlarca özgürlüğün ve adaletin en güzel örneği olduğuna dikkat çeken Erbaş, şehrin Müslümanlar tarafından imar edildiğini belirterek "Müslümanların idaresi altında tam bir altın çağ yaşayan barış ve huzur şehri Kudüs, I. Dünya Savaşı'ndan sonra İslam coğrafyasının işgaliyle bu özelliğini kaybetmiştir. Bugün Kudüs maalesef yine işgal ve zulümle anılır olmuştur. Kudüs'ün kutsiyetine ihanet edilmiştir. Yine acının, sıkıntının, gözyaşının merkezi haline gelmiştir." ifadelerine yer verdi.

"Bugün Mescid-i Aksa, sistematik saldırılar karşısında yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır"

Konuşmasının devamında Erbaş, "Sömürgeleştirilen Filistin topraklarında, Kudüs'ün kadim değerlerle bağları kopartılmaya çalışılmaktadır. Tarihî mekânları tarumar edilmektedir. Yerli halkın tüm imkânlarına el konulmaktadır. Çeşitli baskı ve uygulamalarla Müslümanlar şehri terk etmeye zorlanmaktadır. Her türlü hak ve özgürlükten mahrum bırakılmaktadır. Filistinli Müslümanların evleri yıkılıp, işyerleri kapatılmakta, tarım arazileri işgalciler tarafından yakılmaktadır. Bugün Mescid-i Aksa, sistematik saldırılar karşısında yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.  Filistin'i ve Kudüs'ü işgal etmek, aslında sadece bu bölgede değil, bütün yeryüzünde kaos çıkarmaktır. Kargaşayı körüklemek, savaştan beslenmektir. Kudüs gibi tarih boyunca insanlığı kucaklayan bir şehirden Müslümanları çıkarmaya çalışmak, aslında tüm insanlığın hukukunu tanımamaktır. Barışı, huzuru ve insanlığı katletmektir. Bunun için, Kudüs'ün esaretini meşrulaştıracak her söylem, vicdana, varoluşa, tarih ve kültüre karşı işlenmiş bir insanlık suçudur." şeklinde belirtti.

"Kudüs bizi vahdete ve her alanda birlikte çalışmaya davet ediyor"

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş

Kudüs, İslam'ın yurdu olduğunun altını çizen Erbaş, "İslam medeniyetinin tarihsel bilgi ve değerler hafızasıdır. Kudüs, sıradan bir toprak parçası değildir. Kudüs ve Mescid-i Aksa, bize Peygamberimizin emanetidir. Emanete sahip çıkmak imanın gereğidir. Kudüs Müslümanların ve insanlığın önünde bir vicdan, hukuk ve ahlak sınavıdır. Kudüs bizi vahdete ve her alanda birlikte çalışmaya davet ediyor. Dolayısıyla tüm İslam dünyasında bütün mümin yürekleri birleştirecek çalışmalara hız vermeliyiz. Kudüs bilincini en güçlü hale getirmeliyiz. Bilmeliyiz ki Kudüs özgür oluncaya kadar hiçbir çalışma yeterli değildir. İslam coğrafyası olarak güçlerimizi birleştirdiğimizde, bu gücün farkına vardığımızda ve kendimize güvendiğimizde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Bugün birileri Mazlum ve Müslüman coğrafyaları sömürdüğü için zengin olmuştur. Bu coğrafyaların insanları arasına fitne ve tefrika tohumları ekip vekâlet savaşları çıkardıkları için ikballerini tahkim etmektedirler. Öyle ise yapılacak en önemli şey bu coğrafyalara beraberce sahip çıkmaktır. Güçlü ve müreffeh bir İslam dünyası sadece Müslümanların değil aynı zamanda bütün insanlığın huzur ve güvenini de temin edecek; hak, hukuk, adalet, emniyet arayan insanlığın vicdanı ve umudu olacaktır." dedi.  

"Bizler her daim Filistin halkının yanında olduk ve olmaya da devam edeceğiz"

Erbaş, son olarak şu ifadelere yer verdi:

"Bizler dün olduğu gibi bugün de hakkın, haklının ve mazlumun yanında olmaya, zalimin ise karşısında durmaya devam edeceğiz. Mazlumlara umut olmaya devam edeceğiz. Bizler her daim Filistin halkının yanında olduk ve olmaya da devam edeceğiz. İnanıyorum ki bu sempozyum Kudüs ve Mescid-i Aksa konusundaki farkındalığa önemli katkılar sunacaktır. Tebliğ ve müzakereleriyle sempozyuma destek olan, teşrifleriyle bizleri onurlandıran tüm misafirlerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Bu sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Mescid-i Aksa, Kudüs ve çevresinde yaşayan Müslümanlar başta olmak üzere bütün dünyada zulme maruz kalan kardeşlerimizin bir an önce huzur ve felaha ermelerini diliyor; kudreti, nusreti ve inayetiyle bizleri teyit etmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum."

İki gün sürecek olan sempozyumda;

  • İslam Öncesi Dönemde ve Semavi Dinlerde Kudüs
  • İslami Dönemde Kudüs
  • Kudüs'te İslam Mirası
  • İlim, Sanat ve Edebiyatta Kudüs
  • İslam Kaynaklarında Kudüs ve Mescid-i Aksâ
  • Türkiye ve Kudüs
  • Kudüs ve Uluslararası Hukuk
  • Günümüzde Kudüs gibi konular işlenecek.