“Ukrayna’daki savaş üzerinden göçmenler haksız yere hedef alınıyor”

serbestiyet.com, Bekir Berat Özipek ile ilgili olarak Suriyeli ve Afgan göçmeler ve savaştan dolayı ülkesini terk eden Ukraynalılar üzerinden “Göçmenlerin Gündemi” konusunu görüştü.

“Ukrayna’daki savaş üzerinden göçmenler haksız yere hedef alınıyor”

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı devam ediyor. Bu savaşı mantığa büründürmeye veya haklılaştırmaya ya da savaşa mazeret bulmaya çalışan küçük bir grubun dışında haksızlığı destekleyen yok. Sosyal medya denen arenada bile birbiriyle her gün kavga eden gruplar genel olarak baktığımda bu saldırı karşısında doğru yerde duruyorlar. Bu anlamda Türkiye toplumunun ezici çoğunluğunun Ukrayna’nın onurlu direnişinin yanında durduğu açık. En azından ben öyle gözlemliyorum ve benim de kalbim bugün Kyiv’de.

Ama bazı çevreler Ukrayna halkının onurlu direnişini överken bile Afganistanlılara ve Suriyelilere haksız bir biçimde saldırmaktan geri durmuyor. Örneğin Kadirov’un işgal için Rusya ordusuna kattığı Çeçen birliklerinden yola çıkarak Çeçenler ile ilgili haksız ve saçma sapan yorumlar yapanlar var.

Afganistanlılarla başlayalım. Sovyet işgaline karşı on yıl boyunca abidevi bir mücadele verdiler. Yenilmez Kızıl Ordu’yu Afganistan’a girdiğine pişman ettiler. Sovyet İmparatorluğu’nun dağılmasının miladı aslında onların direnişidir.

Aralık 1979 tarihinde Sovyetler Birliği yaklaşık yüz bin askerle, tankla, modern silahlarla Afganistan’ı işgale başladı, Afgan halkı direndi. Kadınlar ve eli silah tutan çocuklar da savaştı. Kısa süre içerisinde Afganistan’ı işgal edebileceğini düşünen Sovyetler 1989’da, 15 bin civarında askerini de kaybederek Afganistan’ı terk etmek zorunda kaldı. 2001’de ABD’nin Afganistan işgalinden 2021 tarihinde kademeli olarak terk etmesine kadar 200 bin kişi de bu savaşta hayatını kaybetti. 

Suriyelilerle ilgili de “savaşmadılar, ülkelerini savunmadılar” suçlaması haksız. Suriye kendi içinden bir diktatörün tahakkümü altında ve katliamları da onun emrindeki ordu yapıyor. Veya çoğu kez doğrudan Rusya ordusu gökyüzünden uçaklar ve füzelerle yok ediyor sivil halkı yerleşim yerlerinde. Ve direnme hakkını kullanan insanları, onların savaşan güçlerini tabii ki. Yani Suriyeliler savaştılar ve hala da savaşıyorlar.

Şu ana kadar her iki taraftan yüz binlerce insan hayatını kaybetti Suriye’de. Doğru tarafta savaşıyorlar, yanlış tarafta savaşıyorlar ama savaşıyorlar. Kaldı ki onların savaşmasını zorunlu görmek de bir tuhaf. Kazananı olmayacak bir iç savaşta, taraf olmayan insanlar suçlanamaz. Ve şehirler, örneğin Halep, Grozny tarzı toptan bir yıkım pahasına savaş uçakları tarafından bombalanırken, kalıp, ölümü beklemek de savaşmak değil.

Birleşmiş Milletler raporuna göre Mart 2011 ile Mart 2021 arasında Suriye’deki çatışmalarda 350 bin kişi hayatını kaybetti. Gerçek sayının bundan çok daha fazla olduğunu söyleyenler de var. Örneğin İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Merkezi savaşta 500 bin kişinin öldüğünü, 200 bin vakanın da incelendiğini söylüyor. Ki bu da -geçen zaman içinde kayıpların devam ettiğini göz önüne alacak olursak-
gerçek rakamların bundan çok daha fazla olduğu anlamına geliyor.

“Ukraynalılar savaşırken, savaş için askere alınma sırasına girerken Suriyeliler PTT kuyruklarında maaş için bekliyor” türünden suçlama yapanlar da var.

Öncelikle Ukrayna’da yurt dışına çıkanların sayısı daha şimdiden dört milyona yaklaştı. Yurt dışına çıkan da var, savaşan da var. Şu an Suriye’de de savaşan Suriyeliler de var, PTT kuyruğunda aile başına birkaç yüz liralık uluslararası yardım için bekleyen Suriyeli aileler de var. Devlet onlara maaş vermiyor. PTT kart aracılığıyla aldıkları para da yurt dışından geliyor. Nargile içen Suriyeli gençler kalıbı da Avrupa’da Türklerin takıldığı kafeleri dille dolayan Avrupa’daki ırkçıların dilinden başkası değil.

Kukla Kadirov rejiminin Rusya işgal kuvvetlerine kattığı Çeçenistan birliklerine bakıp “Şeyh Şamil’in torunları veya Dudayev’in çocukları nasıl böyle oldu” demek de anlamsız. Çeçenistan modern zamanların en efsanevi mücadelesini vermiş bir halk. Ama o kadar asimetrik bir savaştı ki yaşadıkları, o kadar orantısız bir güç farkı vardı ki ölüm gökyüzünden geldiğinde o insanlar katillerini göremediler bile.
Şimdi Çeçenistan’daki unsurlarından devşirdiklerine bakıp Çeçenistan hakkında, Çeçenler hakkında ileri geri konuşmak da çok büyük bir haksızlık. Rusya’nın ordusunda yüzyıllardır daha önce ezip kendisine boyun eğdirdiği unsurlardan her kavimden insan yer almıştır.

Bu savaşta Rusya’ya ve onun işgaline karşı olmak, Ukrayna halkıyla dayanışma içinde olmak ahlaki olarak tek doğru tutumdur. Ama Ruslar diye bir genellemeyle başka bir yanlışa, ayrımcı bir dile düşmeden, bütün Rusları kötüler kümesine sokmadan. Moskova’da kendi ülkesinin işgaline karşı tutuklanma pahasına direnen Rusları görmezden gelmeden.

Başka bir ayrımcı yorum da Batı’dan geliyor. Onlar da Ukrayna’yı savunmak için bizim coğrafyanın insanlarına karşı küçültücü bir dil kullanıyorlar. “Onlar da bizim gibi sarışın ve mavi gözlü. Hristiyan ve beyaz. Netflix hesapları var. Buralar medeni toplumlar. Sarışın mavi gözlü insanlar. Afganistan’daki gibi Suriye’deki gibi füzelerle öldürülüyorlar” gibi yorumlar yapanlar var.
Anlıyorsunuz ki ayrımcı ırkçı zihniyet dünyanın neresinde olursa olsun iyi bir şey söylemeye çalışırken bile aynı kötü ayrımcı, can yakıcı dili kullanıyor.

Son olarak Ukraynalı mülteci kadınlar üzerinden tiksindirici bir dil daha var ki bunun da kötülüğünü ayrıca belirtmek gerek.

Suriyeli ve Afganistanlı dostlar, sizler de sosyal medyadaki bu insanların durumuna bakıp bu ülkenin halden bilmez insanlardan ibaret olduğunu zannetmeyin. Sizin neler yaşadığınızı bilen, sizi anlayan ve burada ayaklarınızın üzerinde durmanızı önemseyen sizi yanınızda olan insanlar da var. Ve ben de onlardan biri olmaya çalışıyorum. Türkiye sosyal medyadan ibaret değil. Nereden geldiğiniz, dininiz, soyunuz ne olursa olsun sizin yanınızdayız ve inşallah bu güçlükleri birlikte aşacağız. 

 

Konu ile ilgili videonun linki: https://youtu.be/oDYbXG6YYSg