Tarih: 19.04.2020 11:45

Ufuk ve İstikamet

Facebook Twitter Linked-in

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hûd Suresi/112)

Resulullah, beni ihtiyarlattı demişti Hûd suresi için, istikametin ve ufka yürüyüşün temel yol işaretlerini veren sureyi ve bu ayeti idrak ettiğimizde, emrolunduğu gibi yaşamanın ciddi bir gayret ve hassasiyet istediğini görmekteyiz. Dosdoğru yol üzere olan Peygamber ayetin muhattabı ve beni kocattı diyorsa, bizler nasıl düşünmeli ve dosdoğru olmak için nasıl yaşamalıyız?

Ufku olmayanın istikameti olamaz, istikamet derdi olmayanın ufka bakacak niyeti olmaz.

Yaratılışı, yaşamı, evreni, ölümü ve ötesini ve her şeyden önce Yaratıcıyı idrak edip bir mana ile anlamlandırmaya çalışan her insan ufuk ve istikamet üzere olmak zorundadır. Emrolunduğu gibi dosdoğru olunmalı, hak ve adalet ölçülerine riayet edilmeli, Allah’ın hüküm koyduğu sınırlar yaşamın merkezine alınmalıdır. Buna beşer aklı ve nefis yönü ile baktığımızda zor bir iş olduğuna kanaat getirebiliriz. İman ile tezkiye olunmuş ve istikamet üzere yaşamın gayesine mana vermiş iman ehli şahsiyetler için ise huzur ve esenlik kaynağı olduğunu tecrübe edinmekteyiz.

Ufuksuzluğun asıl sebeplerinden biri, varoluşu doğru yerden anlamlandıramamak, yaşamın gaye ve niçinliğine doğru mana ile cevap bulamamaktır. Bilgiyi hikmet ile yoğurmadığımızda da dosdoğru yoldan sapmalar ile helaka usulca yol almış olmaktayız. Nefsimize hoş gelmeyen zorluklar için zaten imkansız bir durum deyip bahanemizi ete kemiğe büründürme hiçliğine teslim oluyoruz.

İman ve inanç ile yaşamını dosdoğru yol üzere ikame ettirme azminde olan kişi ve kişiler zorlukların bir bir aşıldığını ve kolaylıkların bildiğimizden daha yakın olduğunu fark edeceklerdir.

Zorlukları kolay kılmanın en güçlü yollarından biri de, doğru insanlar ile doğru birliktelikleri güçlü kılmaktır. Doğru zemin üzerinden doğru birliktelikler ile hakkaniyet üzere ortak bir zihniyet inşa edildiğinde, imkansızlıkların imkan dahilinde olduğu garantiye yakındır.

İnanç ile istikamet üzere ufka yürüyenler huzur ve saadetin yanında, toplumsal yaşamda da değer ve erdem sahibi olacaklardır. Dosdoğru yol üzere, hak ve adalet ölçülerini gözeterek yaşamak güç yetirilmeyecek bir yükümlülük değildir. “Allah hiç kimseye güç yetiremeyeceği yükü yüklemez.” (Bakara sûresi/286)

“Rabbimiz Allah’tır diyenler sonra da dosdoğru olanlar için ne korku vardır ne de hüzün. Onlar cennetliktir. İşlediklerinin karşılığı olarak cennette temelli kalacaklardır.”(Ahkâf sûresi/13-14)

An’ın korkusu, geleceğin endişesi ile değil, Allah’ın vahy ettiği hükümler çerçevesinde kulluğunu inancına uygun şekilde ifa edenler müjdelenmiş olanlardır. Yaşamın zorluklarına karşı yeis ve hüzne teslim olmadan, esir alınamayacak ve tükenmeyecek olan bir mutluluğun nasiplenmişleri olurlar. Allah’ın lütuf ve ikramı ile beşeri korkulara karşı imanın cesareti ile nimet ve iltifat sahibi olacaklardır inşallah.

Müminler için istikamet, tevhid üzerine inşa edilmiş sistemli ve disiplinli bir yaşam düzenidir. Tevhidin temel kaideleri üzerinden istikamet üzere hak ve adalet mücadelesi bina edilir. İçtimai yaşamın örnekliği, değerler sistemi, ilişkiler ve disiplini bunun üzerinden hayatiyet kazanır.

Süreklilik içinde hak ve adalet üzere toplumsal bir bilinç ve ahlak inşa etme mücadelesi, samimi ve fevkalade bir gayret ister. Bunun için de, insani tecrübe ve değerleri vahiy merkezli, istikamet üzere gaye edinmiş olan ufku geniş insanların güç birlikteliğine ihtiyaç vardır.

Dosdoğru bir yaşamın, hak ve adalet ölçülerine ilahi hükümler muvahacesinde riayet etmenin kolay olduğunu söylemiyorum. Ama kolay olmadığı için, zorluktan dolayı da terk edilecek bir şey olmadığını belirtmek istiyorum. “Tamamı elde edilemeyenin tamamı terkedilmez.”Kaidesi meşhur bir kaidedir.

İslam dini tevhid ve istikamet dinidir. Bu temelde varoluşa, kainata ve yaşama mana verecek ve istikamet belirleyecek muvahhid ufka insanlık her zamanki gibi yine muhtaçtır.

Dar kalıpların kokuşmuşluğundan azade bir hak ve hakikat erdeminin ufkunda, insanlığın ortak asil değerleri yeniden görünür kılınmalıdır. Dünyanın müstekbir devlet ve organizelerinin tüm teknoloji, kibir ve azgınlıkları ile acziyet içinde gözle görülmeyen bir virüse karşı çaresiz kaldığı ve insanlığın yeni bir sürece geçiş yaptığı bu dönemde geçerli yeni cevaplar üretmeliyiz.

İfrat ve tefride kaçmadan İslam’ın temel hükümlerinden olan itidal ve hikmet ile irfan medeniyetimizin mutedil istikametini sıratı müstakim üzere yeniden yaşanılabilir kılmalıyız.

Ötekileştirmeden, tekfir etmeden, şeytani kibir ile üstünlük görülen hiçliklere köle olmadan, üstünlüğün takva ile olduğuna samimiyet ile iman ederek sahip olduğumuz gücü ve nitelikli bilgiyi tüm Müslümanlara ve insanlığa ortak payda olarak arz etmeliyiz. Taassup ve aşırılığın dosdoğru yoldan saptıran bir helak sebebi olduğunu içselleştirmeliyiz. Bunu hiçbirimiz illa öteki dediğimiz için değil, her birimiz ilk önce kendimiz için düşünelim ve doğru olana daha da yakınlaşmak için bir adım daha atalım.

Hakikatin tek olduğunu ama hakikate ulaşma yollarının çoğul olduğunu kabul edelim. “Kesrette vahdet” kaidesinin bizim medeniyet şiarlarımızdan olduğunu insanlığa örnekleyelim.

Ufuk ve istikametimizin ne cemaatlerimiz ne hareketlerimiz, ne de yapay ulusal sınırlar ile sınırlı olmadığını, cihanşümul bir hakikat olarak tüm insanlık için özlenen ve beklenen umut olduğunu bilelim.

Alimlerimiz birbirini tamamlayan değerler sistemimiz ile ilimlerini amelleri ile taçlandırmalı, bilim insanlarımız gayretlerini yenilikler ile güçlendirmeli, sanatçılarımız ahlaki değerleri önceleyen icraatları ile yeteneklerini tezyin etmeli, eğitimcilerimiz dosdoğru yol üzere istikamet ile hak ve adaleti hakim kılacak nesilleri yetiştirmeli, emekçilerimiz alın terleri ile güzelliğe güzellik katmalıdırlar.

Erdem ve ahlak kişiliğinin inşa temeli olan aile tüm mahrumiyeti ve değerleri ile korunmalı, basın-yayın kesinlikle bireyin ve toplumun ahlaki değerlerini zedeleyici yayınlardan men edilmelidir. Devlet ve halk arasındaki sözleşme olan anayasalar kesinlikle halk referandumları ile onaylanmalıdır. Halkın, toplumun tüm paydaşlarının hak ve edinimleri adalet ile korunmalıdır.

Bunlar çok mu zor gerçekleşir diyorsunuz, o zaman hayatı akışına bırakacağız ve hepimiz şimdiye kadar olduğu gibi çoklu maske yaşamlarımız ile hep beraber mutsuz ve huzursuz bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz. Ya da medeniyet tecrübemizde olan güzel yaşanmışlıkların ışığında, istikamet üzere yeni doğumlara gebe ufka doğru azim ve cesaretle yürüyeceğiz.

Rabbim bizleri ufuksuz ve istikametsiz olmaktan muhafaza eylesin, bizleri takva ve adalet ile güç birlikteliği yapan insanların paydaşı kılsın. Amellerimizi salih eyleyip, saadetimize ve kurtuluşumuza vesile kılıp, dosdoğru yol üzere istikamet ehlinden olmayı nasip eylesin inşallah.

Ufkumuz Sitesi




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —