Tarih: 13.09.2022 16:24

Türlü - çeşitli

Facebook Twitter Linked-in

-Bir ortamda liberal bir gazeteci, “Eşim, dedi, ‘seçimde sandık başına giderim, adı Tayyip olmayan birine oyumu atarım’ diyor.”

-Halk tv’de Ayşenur Arslan’ın programında, ekonomi yorumları yapan Selçuk Geçer, “Şayet, dedi, 6’lı Masa Abdullah Gül’ü aday gösterirse, gider oyumu Cumhurbaşkanlığında Tayyip Erdoğan’a, Meclis’te de Ak Parti’ye basarım.” Bu arada Ayşenur Arslan, “İlhan Kesici’nin adı bile adaylar arasında geçiyor” gibi bir cümle kuruyor. Anlaşılıyor ki ona göre İlhan Kesici’nin adı asla anılmayacaklar arasında olmak gerek.

İsimler kolay söyleniyor, kolay siliniyor.

-Pazar günü piknikte iki dost aile ile birlikteydik. Dindar insanlar. Öyle böyle değil, bayağı dindar insanlar. Erkek çocuklarının ikisi Sabancı Üniversitesini bitirdi, birisi de Anadolu lisesinde okuyor. Eğitim hayatları oldukça başarılı. Genç evlatlar da ailelerinin dindarlığından gençlik boyutunda nasiplerini almışlar. Anne - baba doktor, diğer ailede anne öğretmen, baba bankacı.

Bu gün böyle ortamlarda sohbetlerin ucunun siyasete gelmemesi imkansız.

Babalar, benim görüşümü merak ederken, ben gençlerin nabzını tutmak istiyorum. En küçüğe, henüz lisede olana soruyorum, o bu sene seçim Mart’tan sonra olursa oy kullanabilecekmiş. O, “Abimden başlayın^” diyerek sözü en büyüğe yöneltiyor. En büyük alanda etkili olan bir şirket bünyesinde oyun yazılımı yapıyor.

Sırayla soru – cevap yapıyoruz. Gençler, bayağı düşünmüşler siyaset üzerinde. Derinlikli tahliller yapıyorlar. Yani gençlerin depolitize olduğu düşüncesi belli ki geçerli değil.

--İktidarın ayrımcılık yaptığını söylüyorlar.

-Din üzerinden ayrımcılık yapmanın insanların din ile ilişkisine zarar verdiğini söylüyorlar.

-Dinin siyaset ortamında tartışılır hale gelmesinin son derece sakıncalı olduğunu söylüyorlar.

-İktidarın gençlerdeki karşılığının genel oyuna göre oldukça düşük olduğunu ifade ediyorlar.

Uzun uzun sohbet ediyoruz. Siyaset ortamında dolaşan “Tayyip ne yapar yapar seçimi alır” düşüncesinin burada gençlerin dünyasına da gelmiş olmasına şaşırıyorum.

Babalar ilgiyle dinliyor gençlerin değerlendirmelerini.

Bu tür sohbetlerde herkesin geleceği nokta “Peki ama alternatif ne?” sorusu.

Bu aileler normalde öyle “Tayyip Erdoğan’dan kolay vazgeçecek” aileler değil. Ama hayatın evlere yansıması hiçbir şeyi olduğu gibi bırakmıyor. Her şey tartışmalı hale gelmiş.

Olan bitenlere bakıp “Niye böyle, niye şöyle?” diye peş peşe gelen sorularının cevabı gönül huzuru içinde verilemeyince değerlendirmeler de farklılaşmaya başlamış.

“Peki ama kim?” sorusu bu ortamlar için de anlamlı hale gelmiş. Bu alternatif arayışına kapıların - zihinlerin açılması demek.

Kılıçdaroğlu mu?

Henüz çok mesafe var arada.

Mansur Yavaş ismine bir miktar ısınılmış. Çok tanınıyor değil Mansur Yavaş. Ben “Hangi özelliği sebebiyle ilginizi çekti?” diye soruyorum, karşılık olarak “İşini yapıyor, suçlamalara açık net cevaplar veriyor” notları ortaya konuyor. Bu özellikler onu diğer isimler arasında tercih edilir kılmış. “Peki Ümit Özdağ’ın onu aday olarak göstermesi?” diye soracak oluyorum. Onu da dikkat çekici buluyorlar. Ama anlıyorum ki Ümit Özdağ’ın onu önermesi üzerinde fazla değerlendirme yapılmamış.

Sohbetin ilerleyen safhasında bana soruyorlar? “6’lı masanın adayı belli mi?” diye. Masanın paydaşları dahil hiç kimse bilmiyor, diyorum. Cumhur İttifakı cenahı bu belirsizliği zaaf olarak sunuyor halka. 6’lı masanın parçalı hüviyetini zaaf olarak sunuyor. “Bence en zor mesele 6’lı masa için ortak aday belirlemek” diyorum.

-Seçilebilir olmak

-CHP’nin itiraz etmeyeceği birisi olmak.

-İyi Partinin itiraz etmeyeceği birisi olmak.

-HDP’den oy alabilecek birisi olmak.

-Muhafazakâr camianın kerhen bile olsa oy verebileceği birisi olmak

-Gençlerden oy alabilecek birisi olmak…

-Türkiye’nin sorunlarını kavramış, çözüm yolları üzerinde kafa yormuş birisi olmak.

-Ve Tayyip Erdoğan’la yarışacak birisi olmak.

Bunların tamamının içini doldurabilecek bir sima,…. Evet 6’lı masa bir siyaset oluşumu olarak anlamlı, ama “ortak aday” da halkın psikolojisi açısından vazgeçilmez bir anlam taşıyor. 6’lı masa o sınavı aşabilecek mi? Bence siyasetin acil sorusu bu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —