Tarih: 29.11.2019 15:09

Türkiye'de yapay zeka ve din ilişkisine dair yayımlanmış ilk bilimsel makale...

Facebook Twitter Linked-in

Yapay zekâ ve din ilişkisine yönelik Türkçe literatürde ilk bilimsel makalelerden biri olan “Yapay Zekâ, Toplum ve Dinin Geleceği" başlıklı yazıyı Ankara Üniversitesi Din Sosyolojisi alanında doktora unvanı alan Hasan Kafalı, hazırladı.

Makale, "Yapay zekâ teknolojisinin “dini” temelleri bulunuyor mu? Robotlarla görünürlüğü artan yapay zekâ teknolojisi, dini hayatı nasıl etkileyecek? Yapay zekâ, uydurulmuş bir dine dönüşecek mi? Dini kurumlar, yapay zekâ konusunda neler yapmalı?" gibi sorulara cevap veriyor.

YAPAY ZEKÂ DİNİ: GELENEKSEL DİN KURUMU HAKKINDA ZİHİNSEL KIRILMA

Günlük hayatta teknolojik uygulamalar nedeniyle, yapay zekânın etrafımızı sardığını bildiren Kafalı,  yapay zekânın gelişimindeki dini, tarihi ve felsefi temelleri ortaya koydu.

Kafalı, Batıda ortaya çıkarak yapay zekâ ile tanrıya ulaşılacağını iddia eden teknoloji temelli bir din ortaya çıktığını hatırlattı.

Yapay zekâ nedeniyle, teknolojinin sosyal hayattaki dolaylı etkisinin artık doğrudan etkiye dönüşeceğini ifade eden Kafalı, “Bu süreçte dinlerin görünürlüklerini yitirecekleri iddiaları gazete haberlerinde kendine yer bulabilmektedir. Yakın zamanda çıkan yapay zekâ dininin kurulduğu şeklindeki haberler mevcut gelişmelerle geleneksel din kurumunun bağdaştırılması noktasında zihinsel kırılmalar yaşandığını göstermektedir” ifadelerini kullandı.

YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİSİNİN ARKA PLANINDA DİNİ SEBEPLER Mİ VAR?

Yapay zekânın geliştirilmesi düşüncesinin arkasında dini saiklerin var olduğunu veya insanlığın dini yaşantıları ile doğrudan bir bağlantısının bulunduğunu iddia eden Kafalı, bununla birlikte yapay zekânın sonuçlarının dine uygun olup olmayacağının veya dinin öngördüğü gibi bir mutluluk getirip getirmeyeceğinin şimdilik belirsiz olduğunu söyledi.

Yapay zekâ arayışlarına temel teşkil eden dini söylemlerin Hristiyan apokaliptizmine dayandığını kaydeden Kafalı konuya şöyle devam etti:

“Hristiyanlık öncesi Yahudilikte apokaliptizme dair söylemler görülmese de Hristiyanlığın ortaya çıkışıyla birlikte bu tür etkileşimlerin var olmaya başladığı görülür. Ancak yine de apokaliptizm söylemlerinin güçlü damarının Hristiyanlıktan geldiğini söyleyebiliriz. Yahudi Hristiyan apokaliptizminde üç temel özellik vardır. 1- Bu dünyaya yabancılaşma. 2- Yenidünya cennetinin kurulması temennisi 3- İnsanın saflaştırılmış bedenlerde yaşaması için dönüştürülmesi. Bu dini beklentilerin farkında olan yapay zekâ programlayıcıları bedensel hayatın sınırlamaları ile hayal kırıklığına uğramış insanoğlunun akıllı makinelerin kendi yerini aldığı sanal dünyaya ve vücutlarını onlara terk etmeye hazır olduğunu savunur. Bilincini makinelere indirdikten sonra insanlar zihinsel yeteneklerini arttıracak ve sınırsız tekrarlanabilirlikleri sayesinde ölümsüzlüğü koruyacaklardır. Zira insanoğlunun en büyük rüyalarından biri dini, bilimsel ve sanatsal dairede insan ötesi yaşamın kurulması olmuştur.”

Her yeni teknolojinin olumlu yanlarıyla birlikte toplumsal değişimde olumsuz yönlerinin de bulunduğunu vurgulayan Kafalı, yapay zekânın da olumsuz sonuçlar doğurma ihtimalinden söz etti.  

Tarihi ve felsefi tartışmaların yanı sıra günümüzde de yapay zekânın iyiliğe mi yoksa kötülüğe mi sebep olacağı yönündeki tartışmaları aktaran Kafalı, yapay zekânın çalışılması gereken önemli bir alan olduğunu şu sözlerle dile getirdi:

“Teknolojinin de günümüzde artık yapay zekâ adı altında ele alındığını düşünürsek “insana karşı yapay zekâ” dikotomisinin birçok disiplinin ana konusu olacağı ve hatta olması gerektiği sonucuna ulaşabiliriz. Çünkü burada söz konusu olan insanlığın gidişatı olacak gibi görünmektedir.”

SAYISAL ALGORİTMALARA DAYALI BİR DİN ANLAYIŞI İHTİMAL Mİ?

Kafalı, yapay zekâ ve din ilişkisi hakkındaki tespit ve önerilerini şöyle sıraladı:

“İnsanın ihtiyacı olan dinin, isteklerin coşturulması esasına dayanan üretim dünyasında ve bu dünyanın ürünü olacak yapay zekâ dünyasında nerede duracağı önemlidir. Dolayısıyla geleceğimizi ve gelecekteki sosyal yaşamı şekillendirmesi muhtemel teknolojiyi üretenlerin diğer bütün sosyal yaşam formlarını tehdit ettiğini söylemek abartı olmayacaktır. Bu tehdit, yapay zekânın tüm yönelimleri ve seçenekleri istatistiki verilere göre belirlemesi sonucu ortaya çıkacak gibi görünmektedir. Sayısal algoritmalara göre yolunu belirleyen bir toplumun, binlerce yıllık aşkın ve insani birikim içeren dini değer ve söylemlere istatistik gözüyle bakıp hayatın dışında tutması ihtimal dâhilindedir. Bu tehditle karşı karşıya kalan insanlığın, insanoğlunun kaim mirası ve zenginliği olan dinlerin ve dinlerin getirdiği değerler ile etik kurallarının unutulmasına izin vermemesi gerekir.”

DİNE YÖNELİK YAPAY ZEKÂ TEHDİDİ

“İlk anda dinlerin ve değerlerin unutulabileceği iddiası pek inandırıcı gelmeyebilir. Ama bu tehlike kitaplar ve interpedialar üzerinden bir kaybolmayı ifade etmemektedir. Bu tehlike, toplumsal hayattan ve alışkanlıklardan din ve değerlerin uzaklaşmasıdır.”

BİLİNCİN MAKİNELEŞMESİ

“Milyarlarca ölçümün yapay zekânın her hareketinde belirleyici olması bir akışkanlık bulutu yaratması ile etik kuralların ve dini kuralların uygulanmasında sayılara ve insanların tercihlerine dayanmaması nedeniyle bir mantıksızlık ithamına maruz kalmasına neden olacaktır. Vicdan, değer gibi manevi pratiklerin niceliksel çoğunluğa ulaşamaması, tercihlerin yapay zekâya bırakıldığı bir dünyada bu değerlerin ihmal edilmesine ve yavaş yavaş unutulmasına yol açabilir. Bunun sonucunda ise bilincin de makineleşmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalınabilir.”

YAPAY ZEKÂ UYGULAMALARI İNSANLARI DİNE YÖNLENDİREBİLİR Mİ?

“İnsancıl iletişim ihtiyacının giderilmesi noktasında en kötü iletişimin bile bir robotun sağlayacağı iletişimden daha insani olacağını düşünmek yanlış olmayacaktır. Bu aşamada insani olanın doğallığını arama adına toplumun dini olana yöneleceğini öngörebiliriz. Makinelerin her ihtiyaca cevap verdiği bir dünyada insani bir gülümseme, teselli, teşvik, şefkat arayışı ortaya çıkacaktır. Bunun yerinin dini ortamlar olacağı öngörülebilir. Makineleşmeden kaçış yönünde dini ortamlar insanoğlunun en önemli sığınağı olacak gibi görünmektedir. Tüm doğallığıyla bir ibadet mekânında buluşan ve yapaylığın olmadığı bir toplulukta duygu ve samimiyetlerini paylaşan insanoğlu, dinin sunduğu kadim olanaklardan istifade etmeye devam edecektir. Teknolojinin getirdiği sanallığın ve ya-paylığın bireyleri dini mekânlara daha çok yönlendireceği, bireysel ve toplumsal olarak dini yaşayışların niteliğinin ve yoğunluğunun artabileceği düşünülebilecek öngörülerden biridir.”

Devamı >>>




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —