Tarih: 05.11.2017 08:59

Türkiye´de ?Yalnız Kurt? Var mı?

Facebook Twitter Linked-in

Geçtiğimiz Salı günü 8 kişinin öldüğü Newyork´taki terör saldırısının ?Yalnız Kurt? olarak tanımlanan bir terörist tarafından gerçekleştirildiği açıklandı. Yalnız Kurt, doğrudan emir almadığı halde, kendisini örgütün bir parçası olarak görüp tek başına karar alıp uygulayan teröristlere verilen sıfat.

Hatırlanacağı gibi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını kana bulamak için planlar yapan teröristler ABD istihbarat paylaşımını(!) kesince faaliyete geçmiş ancak Türk emniyetinin başarılı operasyonuyla yakalanmışlardı. Bu iki yaşanan olay Reina saldırısı sonrası kaleme aldığımız bir konuyu tekrar gündeme getirme ihtiyacını doğurdu.

Bilindiği gibi emniyet Reina saldırganını yakalamak için birçok ilde teröristle bağlantılı olduğunu düşündüğü bazı evlere operasyonlar düzenlemişti. O evlerde gözaltına aldığı kişilerin pasaportlarının sahte olduğunu görmüş ve bu şahısların kesin kimlik bilgilerinin tespiti için Özbekistan, Kazakistan, Dağıstan, Doğu Türkistan, Fas, Kırgızistan ve Avrupa´daki bazı ülkelerle irtibata geçmişti. Şüphelilerin parmak izlerini bu ülkelerle paylaşarak hangi ülkenin vatandaşları olduklarını bulmaya çalışmıştı. Bu durum ülkemizde kim olduklarını ve hangi niyetle aramızda bulunduklarını bilmediğimiz kişilerin var olduğunu resmen ortaya çıkarmıştı. Şu anda da Türkiye´de 3 milyon fazla Suriyeli insana ev sahipliği yapıyoruz. Ayrıca uyguladığımız ?Açık Kapı? politikası ile de gerek Orta Asya´dan, gerek Uzakdoğu ülkelerinden, gerekse de Ortadoğu´dan birçok insan ülkemizde yaşıyor. Hatta bazı bölgelerde gettolar bile oluşmaya başladı. İstanbul ´da gündelik iş arayan yabancıların her sabah toplandıkları alanlar bile var. Bununla birlikte bize can korkusuyla sığınan insanları toptancı mantıkla zan altında elbette bırakmam. Bu hem insani hem İslami açıdan doğru olmaz. Ancak onların bu durumunun art niyetli odakların rahatlıkla istismar edecekleri bir alan olduğu gerçeği de ortada. Açıkçası kim oldukları belli olmayan insanların aramızda bulunuyor olması beni fazlasıyla endişelendiriyor. Sovyetlerin Afganistan´ı işgal girişimi esnasında Pakistan hangi yanlışları yaptıysa, sınırlarımızda yaşananlardan dolayı biz de aynı hatalara düşüyormuşuz gibi bir hissiyata kapılıyorum. Yetkili kurumlarımız bir an önce etkin ve kısa sürede sonuç alınacak şekilde ülkemizde yaşayan bütün yabancıları kayıt altına alacak sağlıklı bir yöntemi mutlaka bulmalıdır. Bu yöntemin yabancı düşmanlığını körüklemesine de fırsat verilmemelidir. Zira emniyet tarafından yürütülen doğru çalışmalarla örgütsel yapı içinde emir-komuta zincirine bağlı teröristlerin takibi olabildiğince başarılı bir şekilde yürütülüyor. Fakat istediklerini tam olarak alamayan terör örgütlerinin bu durumunu gören bazı sempatizanların, aynı ABD veya farklı ülkelerde olduğu gibi ?Yalnız Kurt? eylemi gerçekleştirmek için adım atabileceklerine dair derin bir kaygıya sahibim.

 

Ayrıca geçtiğimiz Perşembe günü Murat Yetkin, ABD-The Soufan Center adlı araştırma kuruluşunun verilerine dayanarak Suriye ve Irak ´ta DAEŞ saflarında savaşmaya giden ve 2016-2017 yıllarında ülkelerine dönen ?yabancı savaşçı? da denilen teröristlerin sayılarını yazmıştı. Bu araştırmaya göre Türk pasaportu taşıyanların sayısının 900 olduğu söyleniyor. Bu sayının bizdeki kayıtlarla da büyük oranda örtüştüğüne dair yorumlar var.

Yani yukarıda verdiğimiz örneklerden yola çıkarsak bir tarafta kim olduklarını bilmediğimiz şahıslar ülkemizde bulunmaya devam ediyor. Diğer tarafta ise terör örgütü mensubu kendi vatandaşlarımız şu anda aramızda dolaşıyorlar. Anadolu´da gerçekleşmesinden endişe edilen bir durumla ilgili bir cümle kurulacaksa başa, ?dilim taş altına? diye bir ibare eklenir.

Ben de aynı ifadeyi başa alarak diyorum ki, eğer gereken doğru adımları bir an önce atamazsak hem iç, hem de dış güvenliğimiz terörün bu boyutunun devreye alınması ihtimaliyle büyük bir risk altında demektir.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —